Sermaye her zaman iktidar

Yazıma güzel sözle başlamak istedim.

“Hepiniz farkındasınız; para da, toprak da, kanun da, fikir de, din de bu ülkede her şey sermaye sahiplerine hizmet ediyor.”

Sözün özü aslında bu kadar.

Dünyada düzen uzun zamandır böyle işliyor.

Tüm yollar, tüm kapılar, bütün güç odakları dönüp dolaşıp sermayeye açılıyor.

Sermaye yalnızca ekonomik bir güç olmaktan çıkmış; yaşayan düzenlerin neredeyse ilahı haline gelmiş durumda.

Çünkü sermaye sahipleri iktidarlara sahip oluyor, iktidarlar da sermayeyi büyütüyor.

Birbirini besleyen bu ilişki, düzenin temel taşlarından biri haline geliyor. Sermaye iktidarları şekillendirirken, iktidarlar da sermayenin önünü açıyor.

Bizim ülkemizde de tablo çok farklı değil.

Değişen çoğu zaman yalnızca iktidarlar, yönetimler ve sermayenin el değiştiren sahipleri oluyor.

Fakat sermaye ile iktidar arasındaki ilişki tarih boyunca varlığını koruyor.

Bugün cemaatler, tarikatlar, vakıflar, cemiyetler ve dernekler bile çoğu zaman fikirleriyle, toplumdaki etkileriyle değil, sahip oldukları ekonomik güç ve para kaynaklarıyla anılıyor.

Sermayesi güçlü olanın sesi daha fazla çıkıyor.

Sermayesi güçlü olan cemaat daha fazla kapı açabiliyor.

Daha fazla görünür oluyor, daha fazla korunuyor, daha fazla büyüyor. Sermaye kimdeyse, güç de çoğu zaman onun yanında duruyor.

İktidara yakın olan sermaye ise her geçen gün biraz daha güçleniyor.

Servetinin hesabını bilmeyen holdinglere bakın.

Kimlerle yakın olduklarına, hangi dönemlerde nasıl büyüdüklerine, hangi kapıların onlara açıldığına bakın.

Ekonomik gücün siyasal güçle nasıl iç içe geçtiğini görmek için çoğu zaman fazla uzağa gitmeye gerek yok.

Çünkü sermaye, gücünü çoğu zaman iktidardan alıyor.

İktidar da sermayenin desteğiyle daha güçlü hale geliyor.

Bu ilişki yalnızca merkezi yönetimlerde değil, yerel yönetimlerde de kendisini gösteriyor.

Son dönemde belediyeler üzerinden gündeme gelen yolsuzluk iddiaları ve tartışmaları da bize aynı soruyu yeniden sorduruyor:

Siyaset ile sermaye arasındaki sınır nerede başlıyor, nerede bitiyor?

Seçilmiş belediyelere yakın duran ekonomik çevreler nasıl güç kazanıyor? Kamu kaynakları kimlerin elinde büyüyor?

İktidara yakınlık, ekonomik fırsatlara dönüşüyor mu?

Bunlar cevaplanması gereken sorular.

Çünkü mesele yalnızca hangi partinin iktidarda olduğu meselesi değil.

Asıl mesele, iktidarın kimlerle kurduğu ilişki ve ekonomik gücün siyaseti ne ölçüde etkilediğidir.

“Sermayenin partisi olmaz” denir.

Belki de asıl mesele şudur: Sermayenin partisi olmayabilir ama sermaye, iktidarın olduğu yere her zaman bir yol bulur.

Ve tarih bize gösteriyor ki sermaye ile iktidar yan yana geldiğinde, bedeli çoğu zaman sıradan vatandaş ödüyor.

O yüzden bugün yeniden sormamız gerekiyor:

Sermaye mi iktidarı büyütüyor, iktidar mı sermayeyi?

Belki de cevabı, bu düzenin en başından beri aynı yerde saklı:

Sermaye her zaman iktidardır

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Zafer Çam Arşivi