Eyüp Kara
Cevap bekleyen sorular
Doğal afetler, toplumun en güçlü ve en zayıf yönlerini aynı anda ortaya çıkarır. Bir yanda dayanışma, fedakârlık ve yardımlaşma; Diğer yanda ise bilgi kirliliği, tartışmalar ve güvensizlik. Deprem sonrası yürütülen yardım kampanyaları da bu tartışmaların merkezinde yer aldı.
Son dönemde bazı sanatçıların, kamuoyunda oluşan algının aksine belirli yardım kuruluşlarına bağış yapmadıklarını açıklamaları, akıllarda yeni sorular doğurdu. Eğer bu açıklamalar doğruysa, kamuoyunda neden farklı bir algı oluştu? İnsanlar hangi bilgilere dayanarak bağış yapmaya yönlendirildi? Bu algının oluşmasında sosyal medya paylaşımları mı, haberler mi, yoksa yanlış anlaşılmalar mı etkili oldu?
Bu soruların cevaplarını kesin deliller olmadan vermek mümkün değildir. Ancak şu gerçeği göz ardı edemeyiz: Yardım kampanyalarında en önemli unsur güvendir. Vatandaş, bağış yaparken parasının doğru yere ulaşacağına ve kendisine sunulan bilgilerin gerçeği yansıttığına inanmak ister.
Eğer kamuoyunda yanlış bilgiler dolaştıysa, bunların kim tarafından ve nasıl yayıldığının açıklığa kavuşturulması gerekir. Eğer ortada bir yanlış anlaşılma varsa, bunun da şeffaf biçimde düzeltilmesi gerekir. Sessizlik, çoğu zaman söylentilerin büyümesine neden olur.
Öte yandan, bir sanatçının bağış yapıp yapmaması tek başına bir yardım kuruluşunun güvenilirliği hakkında kesin bir sonuç doğurmaz. Aynı şekilde, sosyal medyada dolaşan her iddia da doğru kabul edilemez. Bu nedenle hem yardım kuruluşlarının hem de kamuoyunu etkileyen isimlerin açıklamalarını belge ve resmi kayıtlarla desteklemesi, toplumdaki güven duygusunu güçlendirecektir.
Yardım kampanyaları vicdani bir sorumluluğun ürünüdür. Bu nedenle vatandaşların kararlarını doğru bilgiye dayanarak vermesi büyük önem taşır. Şeffaflık, hesap verebilirlik ve açık iletişim yalnızca hukuki değil, aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur.
Bugün tartışılması gereken asıl konu, "Kim bağış yaptı, kim yapmadı?" sorusundan çok, "Toplum doğru ve doğrulanmış bilgilerle mi yönlendirildi?" sorusudur. Çünkü güven kaybedildiğinde, yalnızca bir kurum değil, gelecekte ihtiyaç duyacak milyonlarca insan da zarar görür.
Sonuç olarak, kamuoyunda ortaya atılan iddiaların bağımsız ve doğrulanabilir verilerle aydınlatılması hem yardım kuruluşlarının hem de vatandaşların yararınadır. Gerçekler şeffaf biçimde ortaya konulduğunda, tartışmalar yerini güvene bırakabilir. Yardımlaşma kültürünün korunması da ancak doğru bilgi, hesap verebilirlik ve toplumsal güvenin birlikte güçlendirilmesiyle mümkündür.
Benim anlamadığım konu 11 ilimizde büyük yıkıma neden olan 6 Şubat depremlerinin hemen akabinde devlet yok AHBAP var diyerek vatandaşı yardıma çağıran ve devlete yardım yapmayın diyen bu sanatçı tayfasının şimdi hiç yüzü kızarmıyormu?
Vatandaşın yüzüne utanmadan nasıl bakıyorlar bunu hiç düşündüler mi sanmıyor. Hatta mahkemeye çağrılan bu zavallılara bakıyorum gülerek utanmadan, pişkin, pişkin sırıtarak kameralara poz veriyorlar. Sizlere yazıklar olsun ben devletimizin bunların yakasına yapışmasını ve öyle yaptıklarının bedelini ödemeden toplum içine çıkmamalarını istiyorum.
Evet sevgili okurlar cevap bekleyen çok soru var bu beş para etmez sanat sepet tayfasının vermesi gereken. Bu beş para etmez zavallılar toplum içine çıkmaya yüzleri olmayıncaya kadar yargılanmalı ve devlet bunların yaptıklarını yanına bırakmamalı.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.