Ahmet Yücer
Operasyonlar neyi perdeliyor?
20 Ağustos 1998'de dünyada gözler bir anda Sudan ve Afganistan'a çevrildi.
ABD Başkanı Clinton, El-Kaide ile bağlantılı diye Sudan'da bir ilaç fabrikası ile Afganistan'da bazı hedefleri seyir füzeleriyle vurma emri verdi.
Fakat Washington'da esas gündem başkaydı.
Clinton'ın, stajyeri Monica Lewinsky ile ilişkisi ortaya çıkmış, azil tartışmaları büyürken füzeler ateşlenmişti.
Siyasi gündemde konuşulmasını istemediğiniz bir konu tartışılıyorsa ortaya bambaşka bir konu atarsınız, herkes onu konuşmaya başlayınca asıl konu perdelenmiş olur. İngiliz siyasetinde buna “Ölü Kedi Stratejisi” denir. Clinton'ın saldırı kararı da ABD kamuoyunda aynı şüpheyi doğurmuştu
Türkiye'de de benzer gündem değişikliklerine oldukça aşinayız. Ekonominin, yolsuzluk iddialarının, iktidarın hatalarının konuşulduğu dönemlerde bir anda Lozan, Atatürk, Osmanlı, dış tehdit, darbe veya Anayasa değişikliği gündeme gelir.
Ya da yıllar önce söylenmiş bir söz nedeniyle bir sanatçı veya siyasetçi hakkında soruşturma açılır, sansasyonel operasyonlar yapılır, gözaltılar-tutuklamalar günlerce konuşulur.
Arka planda ise perdelenen ve konuşulması istenmeyen başka bir çarpıcı konu vardır. Aslında onu kaçırmamak gerekir.
Eylül Ayı Operasyonları
Eylül ayında operasyonların ardı arkası kesilmedi ve vatandaş neredeyse her güne yeni bir gündemle uyandı. Rutin hale gelen cemaat operasyonlarına ilave olarak,
16 Eylül’de hal ve tedarik zincirine fahiş fiyat operasyonu,
17 Eylül’de 7 portföy firmasına (Tera ve PUSULA, Hedef, Atlas, A1, Pardus, Bulls) yönelik 455 bin kişinin mağdur edildiği yaklaşık 820 milyar liralık operasyon,
18 Eylül’de 44 Foreks çağrı merkezlerine operasyon,
21 Eylül’de Vatandaşlık verilmesine aracılık yapan konut firmalarına operasyon,
24 Eylül’de Trafik kazası geçiren vatandaşlardan vekalet alan avukatlık bürolarına operasyon,
şeklinde devam etti.
Bunlar içinde mali büyüklüğü ve etkilenen kişi sayısıyla en dikkat çekeni FON Yolsuzluğu soruşturmasıydı. Meblağın büyüklüğü, mağdur edilen kişi sayısı ve soruşturmanın iktidar partisinin genel başkan yardımcısına ve Cumhurbaşkanlığı danışmanına kadar uzanması bu soruşturmanın büyüklüğünü ortaya koyuyordu.
Diğer operasyonlar konuşulması istenmeyen FON Yolsuzluğunu perdelemek için birer ölü kedi miydi bunu zaman gösterecek.
Avukatlara Operasyon Neden?
Bu operasyonlar içinde en garibi avukatlara yapılan operasyondu.
Trafik kazası geçiren vatandaşın hakkını arayan avukatların mesleklerini yapmaları mı, yoksa vekaletleri elde etme yöntemleri mi sorgulanıyordu?
Bir kazazedenin sanayideki kaportacı veya hasar danışmanının önerdiği avukata kendi iradesiyle vekalet vermesinin neresi suçtu? Vatandaş vekaletle birlikte ismini, iletişim ve poliçe bilgilerini zaten rızaen vermiş olmuyor mu?
Eğer iddia edildiği gibi kazazedelerin kişisel verileri kamu kurumlarından veya sigorta şirketlerinden hukuka aykırı yollarla elde ediliyorsa elbette bunun üzerine gidilmelidir. Ancak böyle bir sistem yıllardır devam ediyorsa, neden bugüne kadar müdahale edilmedi?
Yoksa, trafik kazalarında uzmanlaşmış avukatlık bürolarını hedef gösteren sigorta şirketleri mi?
Bir de madalyonun diğer tarafı var
Sigorta şirketleri kazazedenin tazminatını ve aracının değer kaybını zamanında ve doğru ödese, vatandaş neden avukata ihtiyaç duysun?
Avukatların beş yılda sigorta şirketlerinden yaklaşık beş milyar lira vekalet ücreti alması ve her yıl on binlerce uyuşmazlığın Sigorta Tahkim Komisyonu ile mahkemelere taşınması, sistemde ciddi bir sorun olduğunu göstermiyor mu?
O halde yalnızca avukatların aldığı vekalet ücretini değil, sigorta şirketlerinin neden bu kadar çok davayı kaybettiğini ve hak edilen tazminatların ödenmemesinin neden soruşturulmadığını da sormak gerekmiyor mu?
Amaç vatandaşın hakkını korumaksa, avukatların bilgisayarlarına el konulması nedeniyle devam eden dosyaların takip edilememesi, sürelerin kaçırılması ve binlerce vatandaşın hak kaybına uğraması sigorta şirketlerinden başka kimin işine yarar?
Sözün özü,
Vatandaş olarak nerede bir yolsuzluk ve haksız kazanç varsa oraya zamanında operasyon yapılıp suçluların yargıya teslim edilmesi en doğal beklentimizdir.
Ancak bu operasyonlar büyük bir yolsuzluğun konuşulmasını perdelemek için yapılıyorsa bu açıkça bir algı operasyonu olur.
Clinton'ın füzeleri Monica Lewinsky tartışmasını unutturmaya yetmemişti. Eylül ayında peş peşe yapılan operasyonlar da 455 bin yatırımcıyı ilgilendiren FON soruşturmasını unutturmamalıdır.
Çünkü masaya kaç ölü kedi atılırsa atılsın, masada konuşulan asıl konuyu gözden kaçırmamak gerekir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.