Ahmet Yücer
Bizim Tarlayı Sürmüşler...
Rahip Santoro ve Hırant Dink suikastlarının (2006-2007) faili veya azmettiricilerinin Alperen Ocaklarıyla ilişkisi ve rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu ile aynı karede olduğu fotoğraflar basına sızdırılmıştı. Gazetecilerin “bu sızmalara neden engel olunamadığı” sorusuna, rahmetlinin “Bizim tarlayı önceden sürmüşler” dediği rivayet edilir. Bu rivayette “Tarla” metaforu partiyi ve milliyetçi gençleri; “sürenler” ise onları kendi amaçları doğrultusunda eylemlere yönlendiren istihbarat uzantılarını temsil ediyordu.
Bu söz sosyal gruplarda, sivil toplum kuruluşlarında ve siyasi partilerde birilerinin kuruluş amacı dışında hareket ettiği ya da başka odaklar tarafından suça bulaştırıldığı görüldüğünde kullanılan bir ifadedir.
Bu odaklar, istihbarat kuruluşları, terör ya da mafya örgütleri olabilir. Menfaat veya hamasi duyguları kullanarak kuruluş içinden birilerini devşirebilir ve bu kişileri kendi amaçları doğrultusunda kullanabilirler. Grupları amacı dışındaki faaliyetlere sürükleyenlere de “Agent Provocateur” (ajan provokatör) denir.
Literatürde istihbari faaliyetler
Literatürde istihbarat unsurlarının sosyal gruplarda eleman bulundurmaları ve onları tahrik ederek toplumsal olaylara sürüklemeleri klasik yöntemlerdendir.
Sızdıkları grupların en “radikal”, en “ateşli” üyesi gibi davranan ajanlar amaca daha çabuk ulaşma vaadiyle grubu şiddete yönlendirirler. O grubun lider bile olsanız ajan provokatörler tabanınıza sızmış, birilerini yönlendirir ya da bir birimi yönetir hale gelmişse süreci kontrol edemezsiniz. Yazıcıoğlu’nun o ifadesi de böyle bir çaresizliği ifade ediyordu.
Ecevit ne yaptı?
1970’li yıllarda CHP’nin içinden destek gören bazı sol örgütler birçok terör olaylarına bulaşmışlardı. Bülent Ecevit partiye yeterince hakim olamamaktan ve bu örgütleri partiden uzaklaştıramamaktan muzdaripti. TBMM’de yaptığı bir konuşmasında “Gerekirse, silahların üstüne silahsız gideceğiz; fakat hiçbir zaman, silahlı tedhişçiliği solculuk sanan sahte devrimcilerin kanlı ellerine ellerimizi vermeyeceğiz” diyerek partiyi başkalarının farklı amaçlarla kullanmasına izin vermeyeceğini ifade etmişse de başarılı olamamıştı.
Siyasi yasağı kalktıktan sonra (1987) CHP’de siyaset yapmayı reddetmiş; illegal odakların sızamayacağı, kendi kontrolündeki DSP’nin başına geçmeyi tercih etmişti.
12 Eylül Darbesi öncesi ne olmuştu?
12 Eylül askeri darbesi öncesi yaşanan karşılıklı sağ-sol çatışmalarında aynı silahların kullanılması, tarafların aynı odaklar tarafından tahrik edilip yönlendirildiklerini göstermiştir. Kenan Evren’in “darbe şartlarının olgunlaşması için bir sene bekledik” sözü de aslında olayları tahrik edenleri bildiklerini gösteriyordu. Darbenin arkasındaki temel aktörün TSK içinde gayri resmi yapılandırılan, Emniyet ve MİT içinde de uzantıları olan Özel Harp Dairesi (Gladyo) olduğu anlaşılıyordu.
İstihbarat uzantılarına dikkat…
ABD’de FBI muhalif ve radikal sosyal hareketleri (savaş karşıtı, haklar savunucuları, Black Panthers) içeriden çökertmek için yaklaşık 15 yıllık bir program (1956-1971) uygulamıştır. Bir FBI ajanı Black Panthers hareketinin Chicago şubesine sızmış, hatta grubun güvenlik şefliğine kadar yükselmişti. Böylece grubu polis karakollarına saldırmaya, yasa dışı şiddet eylemleri yapmaya teşvik etmiş ve grubun dağıtılmasına zemin hazırlamıştı.
İngiltere’de Metropolitan Polisi, 2000’li yıllarda çevre aktivisti kılığına soktuğu bir istihbarat elemanını yaklaşık yedi yıl Avrupa’daki antikapitalist ve çevreci gruplara sızdırmış, onları tahrik etmek ve polisle çatışmaya teşvik etmek için kullanmıştı. Gerçek kimliği ortaya çıktığında büyük bir hukuki soruşturmanın konusu olmuştu.
Yabancı istihbarat uzantıları
Modern dönemde yabancı istihbarat servisleri, hedef ülkedeki etnik, dini veya ideolojik grupları (dernek, vakıf, cemaat, tarikat vb) kullanarak toplumsal kaos yaratmayı hedefler. Örneğin, Soğuk Savaş döneminde hem KGB hem de CIA, hedef ülkelerdeki öğrenci hareketlerini, sendikaları veya sağ/sol paramiliter grupları fonlayarak ya da içlerine yönlendirici aktörler (etki ajanları) sokarak toplumsal kutuplaşmayı tırmandırmış ve askeri darbelere ya da rejim değişikliklerine giden süreci hızlandırmıştır.
Ortadoğu’da rejim değişikliklerine neden olan Arap Baharı’nda da (2010) yabancı provokatörlerin rol oynadığına kuşku yoktur. Özetle; yerli ajanlar sızdıkları grubun devlet tarafından ezilmesini sağlarken, yabancılar rejim değişikliklerine yol açıyordu.
Olayların çözümlemesi
Bu soruya eski MİT mensubu Prof. Dr. Mahir Kaynak şöyle cevap verirdi: “Bir olayın failini bulmak istiyorsanız sonucuna bakın, bu olay kimin işine yaradı? Bunu bilirseniz, bu işi kimin yaptığını da bulursunuz.” Yani gruba zarar verip karşı tarafı güçlendiren eylemin, grubu manipüle eden ‘başkaları’ tarafından yapıldığını söylüyordu.
Bu bilgilere rağmen bazı olaylarda aktif rol aldığı anlaşılan istihbarat uzantılarının bu gruplardan neden dışlanmadıklarını ve hala grup içindeki konumlarını nasıl koruduklarını/koruyabildiklerini açıklamak güçtür.
Çiftçi gözüyle bakıldığında tarladaki birkaç deve dikenini ayıklamak zor değildir. Ancak tarla deve dikeni ya da ayrık otu istilasına uğramışsa köklerine inmek, derin sürümle köklerini dışarı çıkarıp Ağustos sıcağına maruz bırakmaktan başka bir çare de yoktur.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.