Nursu YILDIZ
Siyasette yeni bir sayfa mı, yeni bir ayrışma mı?
Türk siyasetinde bazen öyle kırılma anları yaşanır ki, yalnızca bir partinin değil, ülkenin siyasi dengeleri de yeniden şekillenir. Özgür Özel'in CHP'den istifa ederek yeni bir siyasi parti kurma kararı da işte böyle bir dönüm noktası olarak tarihe geçmeye aday görünüyor. Mahkeme kararları sonrasında CHP'de yaşanan liderlik tartışmaları, parti içi gerilimler ve ardından gelen bu ayrılık, muhalefetin geleceğine ilişkin birçok soruyu da beraberinde getirdi.
Siyasette ayrılıklar elbette yeni değil. Ancak her ayrılık, aynı zamanda yeni umutların ve yeni risklerin de başlangıcı. Özgür Özel'in "yeni bir başlangıç" söylemiyle yola çıkması, onu destekleyen kesimlerde heyecan oluştururken, muhalefetin bölünmesinin iktidar karşısındaki dengeyi nasıl etkileyeceği de tartışılıyor. Siyasetin matematiğinde bazen bir artı bir, iki etmeyebilir; farklı sesler çoğalırken ortak hedefler zayıflayabilir.
Yıllar önce bir seçim gecesi, farklı siyasi görüşlere sahip dostlarla aynı masada sonuçları takip ettiğimizi hatırlıyorum. Herkes farklı bir partiyi destekliyordu ama ortak dileğimiz, demokrasinin güçlenmesi ve millet iradesinin eksiksiz yansımasıydı. O gece anladım ki insanlar çoğu zaman isimlerden çok, kendilerine güven veren bir gelecek arıyor. Bugün de toplumun beklentisi, yalnızca yeni bir parti değil; sorunlara çözüm üretebilen, umut verebilen bir siyaset anlayışı.
Özgür Özel'in kuracağı partinin nasıl bir program izleyeceği, hangi kadrolarla yola çıkacağı ve toplumda ne kadar karşılık bulacağı önümüzdeki günlerde daha net görülecek. İlk açıklamalara göre birçok milletvekilinin yeni oluşuma katılması beklenirken, bunun Meclis aritmetiğini de etkileyebileceği değerlendiriliyor.
Demokrasilerde yeni partilerin kurulması doğal bir süreç. Asıl önemli olan, rekabetin hukuk içinde, saygı çerçevesinde ve milletin yararını öncelik edinen bir anlayışla yürütülmesi.
Seçmen ise her zaman son sözü söyleyen taraftır. Sandık günü geldiğinde kararını verir; kimin güven verdiğini, kimin umut olduğunu en doğru şekilde yine millet belirler.
Önümüzdeki süreç yalnızca bir partinin değil, Türkiye siyasetinin de yeni bir sınavı olacak. Bu sınavın kazananı ise kutuplaşmanın değil, sağduyunun, demokratik rekabetin ve milletin iradesinin güçlenmesi olmalı.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.