Nursu YILDIZ
Ağaçlar Çığlık Çığlığa
Yaz aylarında içimizi yalnızca sıcakların değil, orman yangınlarının korkusu da yakıyor. Televizyon ekranlarında yükselen alevleri, yanan ağaçların çığlıklarını, gökyüzünü kaplayan dumanı, kaçmak zorunda kalan insanları ve yuvasını terk eden hayvanları izliyoruz. Birkaç saat içinde yılların büyüttüğü ormanların kül oluşuna tanıklık ediyoruz.
Yanan ağaçların yalnızca ağaç olmadığını düşünen kaç kişiyiz?
Her biri onlarca yıl boyunca büyümüş bir yaşam. Bir kuşun yuvası, bir böceğin dünyası, bir çocuğun geleceği... Orman yandığında yalnızca ağaçlar yanmıyor; sessizce yaşayan sayısız canlının hayatı da yok oluyor.
Bazen bir yangının görüntüsünü izlerken “Ne büyük felaket” deyip geçiyoruz. Oysa bazı yangınların çıkmasına küçücük bir dikkatsizlik neden olabiliyor. Söndürülmeden atılan bir sigara izmariti, cam şişe, kontrolsüz yakılan ateş, doğaya bırakılan yanıcı atıklar…
Kimi zaman birkaç saniyelik umursamazlık, yıllarca yerine konulamayacak bir doğa mirasını yok edebiliyor.
Benim çocukluğumda doğayla kurulan ilişki daha farklıydı. Pikniğe gittiğimizde büyüklerimiz sofrayı toplar, ateşi tamamen söndürür, çöplerimizi yanımıza alırdı. “Bizden sonra buraya başka insanlar gelecek” denirdi. Belki de bugün en çok unuttuğumuz cümlelerden biri bu: “Bizden sonra da insanlar gelecek.”
Çünkü doğa sadece bize ait değil. Biz doğanın sahibinden çok, emanetçisiyiz.
Bir ormana girdiğimizde attığımız her adımın, bıraktığımız her çöpün, yaktığımız her ateşin bir karşılığı var. O nedenle orman yangınları yalnızca itfaiyenin, orman görevlilerinin ya da devletin sorumluluğu değil, hepimizin sorumluluğu.
Yangın gördüğümüzde yetkililere hızla haber vermek, ateşi tamamen söndürmeden bulunduğumuz yeri terk etmemek, cam ve yanıcı maddeleri doğaya bırakmamak, özellikle de sıcak ve rüzgârlı günlerde çok daha dikkatli olmak zorundayız.
Bir gün çocuklarımız bize “Bu ormanları neden koruyamadınız?” diye sorduğunda verecek bir cevabımız olmalı.
Bugün kül olan bir ağacın yerine yenisini dikmek elbette değerli. Ama asıl mesele, o ağacın yanmasını engellemek.
Ormanı korumak, aslında kendi geleceğimizi korumak…
Okul Zili Çalmadan Önce
04 Eylül 2026 Cuma 01:00Büyük Taarruz’dan Zafer Bayramı’na: Bir milletin ayağa kalkışı
29 Ağustos 2026 Cumartesi 01:00Bir iyilik, bir hayat
22 Ağustos 2026 Cumartesi 01:00İki incirin hikâyesi
15 Ağustos 2026 Cumartesi 01:00Gelenek mi, gösteriş mi?
08 Ağustos 2026 Cumartesi 01:00Kendi ülkemizde turist olmak
01 Ağustos 2026 Cumartesi 01:00Siyasette yeni bir sayfa mı, yeni bir ayrışma mı?
24 Temmuz 2026 Cuma 01:00Güven ve vicdan arasında kalmak
18 Temmuz 2026 Cumartesi 01:00Misafirperverlik bizim diplomasi dilimiz
11 Temmuz 2026 Cumartesi 01:00Bir kâse aşurede saklı olan hatıralar
04 Temmuz 2026 Cumartesi 01:00
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.