Baharı Müjdeleyen Cemre: Hicret

Öncelikle Hicri 1448 yılınızı ve Muharrem ayınızı tebrik eder; size, ailenize ve sevdiklerinize hayırlara vesile olmasını diler, milletimizin, İslam aleminin ve mazlum milletlerin kurtuluşuna vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ederim.

Hicret, insanlık için tarihi bir dönüm noktasıdır. Hz. Peygamber (S.A.V.) ve arkadaşlarının Mekke’de gördükleri zulüm, işkence, açlık ve sefalete mahkûm edilmelerinin dayanılmaz bir noktaya gelmesiyle birlikte Medine’ye göç etmeleri, oradaki Müslümanlar tarafından kardeş ilan edilmeleri insanlık tarihinin en önemli olaylarından biridir.

Şimdi düşünelim! Hiç tanımadığınız birisini evinize alıyorsunuz, yedirip içiriyorsunuz, sonra da bütün malınıza ve mülkünüze ortak ediyorsunuz. Sadece tek bir nedenden dolayı: Aynı dine, aynı Allah’a, aynı Peygambere inandığınız, yani Müslüman olduğunuz için. Sadece bu olay bile bize İslam’ın mükemmelliğini açıkça ortaya koyar.

Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.), Mekke’den gelenlerle (Muhacirler) Medine’de bulunan (Ensar) Müslümanları kardeş ilan ederek, "Müslümanlar kardeştir" düsturuyla bütün insanlığa İslam’ın o altın mesajlarından birini daha veriyordu.

Bunun içindir ki hicret, sadece Müslümanlar için değil, bütün insanlık için son derece önemli bir olaydır. Bunu anlayabilmek için, İslam’ın insanlığa getirdiği değerlere bakmak lazım. Bu değerlerin hayata geçirilmesi; birliğin, beraberliğin ve kardeşliğin tesisi, iyiliğin, güzelliğin ve insan haklarının gözetilmesi, adaletin bir yaşam biçimi haline gelmesi, haksızlıkların ve bütün kötülüklerin son bulması demektir.

Hicret; huzura kavuşmanın, mutluluğu yakalamanın ve insan hayatının bütün güzelliklerle bezenmesidir. Görüldüğü gibi hicret, sıradan bir yerden bir yere göç değil; insanlık dışı bütün kötülüklerden, insana dair bütün iyiliklere, güzelliklere ve hayırlara yönelmedir.

Hicreti sıradan bir tarihi olay olarak da göremeyiz. İnsanlık tarihinde öyle hadiseler vardır ki insanlığı derinden etkiler ve çağlar ötesine mesajlar verir. Bu mesajlar, tarih boyunca sürekli olarak canlılığını korur; hicret de bunlardan biridir.

Bugüne geldiğimizde bu mesaja her zamankinden çok daha fazla ihtiyacımız olduğu gerçeğini görebilmeliyiz. Çevremize şöyle bir bakalım; aklımıza gelebilecek bütün kötülükleri, olumsuzlukları, insanlığa sığmayan her türlü bela ve musibeti görebiliriz. Yani tam da İslam’dan önceki Mekke dönemi gibi...

O halde hep birlikte, istisnasız bütün kötülüklerden iyiliklere hicret etmemiz gerekmiyor mu? İslam’ı referans alarak hayatımızı yeniden dizayn etmemiz gerekmiyor mu? Çoğu kez kötülüklerle bezenmiş bu hayata, yanlışlıklara, haksızlıklara ve adaletsizliğe isyan etmiyor muyuz? Gayriinsani, gayriahlaki hayat tarzını gördükçe kahrolmuyor muyuz?

İslam’dan fersah fersah uzaklaşarak insanlıktan çıktığımızın, gayriinsani bir hayata kendimizi mahkûm ettiğimizin farkında değil miyiz? Kendimizi, ailemizi, sevdiklerimizi kurtarmak için; Allah’a ve O'nun dinine HİCRET etmenin, kötülüklerin son bulmasının zamanı gelmedi mi?

Kafamızı gömdüğümüz kumdan çıkartalım. Karşımızda hicret edeceğimiz iki yol göreceğiz: Birincisi; iyiliklere, güzelliklere, huzura, mutluluğu, adalete ve hakkın hâkim olduğu tarafa çıkan, İslam’ın bütün cihanı aydınlattığı yol. İkincisi ise her türlü iğrençliğin, kirliliğin, zulmün, haksızlığın ve adaletsizliğin hüküm sürdüğü, karanlığın kendisi olan yol.

O halde hep birlikte kendimiz, ailemiz, sevdiklerimiz, milletimiz, mazlum milletler ve esir Türk illeri için:

Tıpkı toprağa, suya ve havaya düşen cemrelerin, tüm yeryüzünü kışın karanlığından çekip çıkarması gibi, biz de ruhumuzu ve hayatımızı kuşatan bütün kötülüklerden sıyrılalım; yüreklere baharı müjdeleyen bir cemre gibi, karanlıktan aydınlığa, kurtuluşa hicret edelim!

Selam ve Dua İle…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İsmet TAŞ Arşivi