Bahattin Demiray
Ön yargılı olmayalım
İnsan bu Dünya’da şeytana uymadan, İslam’ı yaşama duygusuyla yaşamak ve inanç sevgisinden endişe etmeden yaşamalıdır.
Doğrusu o ki (Kur'an, senin için de, kavmin için de bir öğüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.) gerçeği ile hareket edilmelidir. Ayetleri yalan sayma ile inkar etmenin ebedi cehennem ehli edeceği (bakara-39,)- İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar cehennem ehlidirler. Dünyada her zaman ayağımız kayabilir. Malum; Her duası makbul, gece teheccüt kalkan sabah ve yatsı namazını camide kılan âlim ve evliyadan olan “Belam-ı Baura, Musa Aleyhisselam bir beddua ettiği için şeytan arkasına taktığı, alçaklığa saplanıp ve kendi keyfinin ardına düşmesi” sonucu. Ebedi cehennemlik oldu.
Akabinde dili göğsüne kadar sarkıp yapıştı. Kur'an-ı kerimde, dilini sarkıtıp soluyan köpeğe benzetildi. (Araf 175-176)
Eskiden; Sosyal güvenlik kuruluşu yoktu. Öksüzlerin, darda kalanların, dul kadınların ihtiyaçları, varlıklı zenginler, esnaflar, dükkan sahipleri ve zenginlerin zekat, öşür, sadaka, ihtiyaçları ile karşılanır barış ve huzur içinde geçirilir,
Bayram arifesinde, savaşta eşini kaybetmiş dul bir kadın yetim kalmış çocuğu ile hacca gitmiş devamlı ihtiyaçlarını gideren ve güler yüzle karşılayan giyim satan tuhafiye dükkân sahibinden, bayramda kendi ve çocuğunun giyinmesi adına, Allah rızası için yardım talep edilirdi ve istenirdi..
O günlerde bir Dükkan sahibi, işyerinde çırağa mı kızgınlığından dolayı, bir anlık gaflet ve cahilliğinden dolayı; ihtiyaç sahibi dul kadına..,
-Bıktım sizden nedir bu iş, ben sizin için mi çalışıyorum. Defol şuradan, diyerek kovar.
İsteyip-dileneni de sakın azarlayıp-çıkışma, onu kovma. Lütfet: İhtiyacını gider yahut yumuşak dille reddet.)
Cevapla kapı dışarı edilen dul kadın, mahzun bir şekilde oradan uzaklaşırken, hacının karşısında, ayrı dükkanın sahibi olan Yahudi, bu kaba ve bu haşin davranışa çok üzülüyor. (Bakara suresi 83 -.) Kadına seslenerek, - Nedir hanım, hacı size niçin bağırdı. Dükkânından neden kovdu? Diye sordu.
İmanlı ve şuurlu olan kadın, Yahudi dükkancıya, hacıyı şikayet etmek yerine O’nu korumayarak:
-O benim büyüğümdür. Döver de, söver de, kovar da, sana ne oluyor kefere! diye cevap verdi.
Yahudi yardım etmek amacı ile Kadın ve çocuğun, hacınınkinden daha iyisini kendi dükkânından ne isterse almasını, kendisine ve çocuğuna olacak elbisenin kendisinde bulunduğunu hatta hacınınkinden daha iyisini kendisinden alabileceğini söyler. Dul kadın ve yetim çocuk Yahudi’nin dükkânından beğendiklerini giyerler ve kadın Yahudiye:
-Allah sana iman nasip etsin. Sen bizi giydirdiğin gibi Allah da sana Cennette köşkler verip elbiseler giydirsin, diye dua eder. amin, der.
Dükkânından kovan hacı, o gece. Rüyasında kıyamet kopmuş ve kendisi cennete girmişti. Cennette gayet güzel, gözleri kamaştıran altından, yakuttan bir köşk gördü. Baktı ki, köşkün kapısında kendi ismi yazılı idi. "Demek ki burası bana ait" diyor kapısından içeri girmek istedi. Fakat kapıda bekleyen melekler hacıyı içeri almadılar.
- Giremezsin hacı, dur nereye gidiyorsun? dediler.
Hacı:- Niye giremiyorum, bu köşk de benim ismim yazılı değil mi? diye sordu.
Melekler cevaben :- Düne kadar senindi, lakin dün siz başkasına devrettiniz. Daha kapısından tabelayı da sökmedik, sökeceğiz, dediler.
Hacı neye uğradığını anlayamadı. O telaş ve heyecan içinde uyandı ki, yatak ve pijamaları terlemiş bir halde su olmuş yatıyor : "Eyvah ben ne yaptım. Dün dul kadın ve yetim çocuğa öfkeyle kalplerini kırmakla hata ettim, Yüce yaratıcımız kalem suresinde (13 - Kaba ve haşin, ) davranmayın demişti.
Ayeti yalan saydım. Sonra onları Yahudi Avram efendi giydirdiğini gördüm. Bir anlık gaflet ve cehalet Köşkü kaçırmama neden oldu" dedi.
Sabah olunca hemen Yahudi Avram efendinin dükkanına gitti. selamlaştıktan sonra:
Avram efendi, Ben dünkü dul kadını giydirdiğini gördüm, sen kaç liralık elbise verdiysen onların parasını sana ben vereceğim, dedi.
Yahudi bir altın değerinde elbiseler verdiğini söyledi.
Hacı:- Madem o kadarmış al sana onun iki misli, dedi.
Fakat Avram olmaz, dedi. Avram'ın da sabrı taşmıştı.
- Olmaz hacı olmaz, o köşk yüz altınla bin altına tüm dünya servetlerini versen satılmaz. O senin gördüğün rüyayı ben de gördüm ve Müslüman oldum.
Köşkü, rüyada dün bana sattın. Ben onu tekrar sana satmaya niyetli değilim. Sen artık kapına geleni boş çevirmede, cennette kendine başka köşk yaptır. Allah'ın mülkü geniştir, dedi.
Müslüman olan Avram’dan Cevap Alan hacı, bir daha kapısına geleni boş çevirmeyeceğine kendine söz vererek ayrıldı.
Ama ömrü boyunca yaptığı iyilikler elde ettiği köşk de elden gitmişti. Bir an kehf suresi (18- 103 - De ki: Amelleri en çok boşa gidenleri size bildirelim mi?104 - Onların dünya hayatında çalışmaları boşa gitmiştir.
(“Artık kıyamet günü onlar için terazi kurmayız ayet”. )
Selam ve duayla…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.