Bahattin Demiray

Bahattin Demiray

Dünyamızı zindan etmeyelim

Dünya bir sürü engel ve güzelliklerle acı-tatlı, Hastalık-sağlık, üzüntü-sevinç, kazanma kaybetme, hapis-özgürlük gibi, şu son İstanbul’da Ankara’da televizyon ekranlarında, sıhhat afiyet insan, ruh yapısı bu tür hallerle imtihan oluyoruz.

Sıhhat, afiyet, hürriyet ve hayat nimetinin farkına varmıyoruz. Alıp verdiğimiz sayılı nefesleri ve yaşamanın önemi ölünce anlamamızın ne yararı olur.

Ruhlarımızın yer yer imtihanında onun en sıkıntılı anımızda bile kendisinin varlığını hatırlatan lütfu keremini görmeliyiz. bizler imtihana tabiyiz. Yaratılmışız, kullukla, kul olmakla ve yaptıklarımızdan mesulüz

O halde Allah o zalimleri, kâfirleri, o kötülük yapanları niçin yaratıyor? İsterse bir zaman için olsun onların fenalıklarına niye meydan veriyor, denecek olursa O, yaptığından sorumlu olmaz. Onun hiçbir şekilde sorumlu bulunma ihtimali yoktur. Çünkü Allah cc. üstünde hiçbir hakim, hiçbir etken yoktur. O, bütün hakimlerin hakimi, bütün sebep ve etkenlerin yaratıcısı ve icad edicisi olan, istediğini yapan tek ilâhtır. Hikmetinin hakikati de kendi bilgisindedir. Bildirirse kitabı ile peygamberleri ile bildirir, bildirmezse yalnız kendi bilir. Allah’a karşı "Şu neden şöyle oldu, niçin yaptın? Söyle bakayım" gibi sorgu ve azarlamaya kalkışmak kimsenin haddi değildir. Halbuki onlar, yani kullar Allah'ın huzurunda bütün yaptıklarından sorgulanacak, ona göre sevabını veya azabını görülecektir.

Dünya zenginlikleri geçici, Dünya aldatır, oyalar imtihan yeri olduğunu ve rahat olmasını beklenmez . Kendisi için yalancı ve sahte bir cennet yapmak için çalışıp çabalamaz.

O, böyle bir tuzağa düşmez. Dünya cennet değildir. Elbette dünya için çalışmaya gerek yoktur denilemez.

Dünyanın şerefi zenginlik, ahiretin şerefi ise takvadır. Cenab-ı Hakk katında dünyanın sineğin kanadı kadar kıymeti olsa idi, oradan kâfirlere bir bardak su bile vermezdi. ALLAH Teâlâ hazretlerine karşı, seni kulluktan alıkoyan her şey dünyadır. Diye sorgulanacağımız da bir gerçektir.

Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:“Dünya müminin zindanı, kâfirin cennetidir.” buyurmuşlardır. Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:“Allah c.c. Cebrail'i, bana gönderdiği suretlerin en güzelinde indirdi. Cebrail şöyle dedi: "Ey Muhammed s.a.v.,yüce Allah sana selâm söylüyor ve şöyle buyuruyor:“Ben dünyaya dostlarım için acı, bulanık, dar ve sıkıntılı olmasını vahyettim. Tâ ki, Bana kavuşmayı özlesinler. Ben dünyayı dostlarım için bir zindan, düşmanlarım için de bir Cennet olarak yarattım.

Dünyanın bizlere zindan olmasında helal olan tüm lezzetleri tatma, haram ve şüphelilere karşı cihad etme, şeytanı da düşman bilme, telkinlerine önem verme, ibadetleri takvaca yapmaya gayret eder ve öldüğü vakit rahata erer. Allah Tealâ'nın ona hazırladığı ebedi nimetlere, kedersiz rahatlara kavuşur. Mümin kimse, Cennet ve Cemalullah gibi o kadar büyük nimetlerle karşılaşır ki, dünya hayatı bunun yanında zindan gibi kalır. Dünyanın kâfire cennet oluşu ise, dünyada bütün helal-haram ne kadar lezzet varsa tatmış şeytanı ve nefsini dinlemiş tüm arzu ve isteklerini gerçekleşmesi ile öldüğü zaman ebedi azaba ve ebedi mutsuzluğa uğrayacaktır. Kâfir de ahirette öyle azap çekecektir ki, dünya onun yanında bir Cennet gibi kalacaktır. Dünyaya gerektiğinden fazla önem vermememiz gerektiğidir.

Rabbimiz dünya nimetlerini kâfir müslüman ayırmadan çalışan her kuluna vermektedir. Çok çalışan kâfirlere, az çalışan Müslümanlar dan daha fazla dünya nimeti vermesi de bundandır. Fakat ahiret nimetleri böyle değildir. Onların Allah katında kıymeti vardır. Bu nimetleri özellikle müminlere ve rızasını kazananlara ihsan edecektir.

Dünya hayatı acılarla, üzüntülerle, sıkıntılarla doludur. Belâlar müsibetler inananlar için eksik olmaz. “Hamdım piştim, yandım demesi “adına olgunlaşıp Cennete lâyık hale gelmesidir. Cenab-ı Hakk sevgili kullarına çeşitli musibetler verir; onları 84 sabır ayetini düşünerek, tahammüle davet ederek manen kamil mümin olmamamızı bize anlatır.

Sabır ve tahammül gösterildiğinde günahlarını silen, onlara manevî makam ve mertebeler ihsan eden Cenab-ı Hakk, işte böyle dünya hayatını belâ ve felaketlerle donatmıştır. Çile ve ıstırap eksik olmaz insanın hayatında. Bazen dünya yıkılacak olur. İnsan o kadar daralır, bunalır ki nerdeyse çıldıracak dereceye gelir. Ama mümin bütün bu hallerde huzurundan pek bir şey kaybetmez. Çünkü o zahmette rahatı bulmuş insandır. Her şeyin Allah'ın izni ve müsaadesiyle olduğuna inanır ve Ondan gelen her şeyi sabır ve tahammülle karşılar.

Kâfir dünyada da bir nevi Cehennem hayatı yaşamaktadır. Görünüşte şatafatlı, parlak bir bohem hayat geçirmektedir, inançsız insan, ölümü yokluk olarak görür. İçi ıstırap ve sıkıntılarla doludur. Geçici heva ve hevesinin onun bir mutluluğu olacağını zannederek verilen ömür sayfalarını tek tek bitirir.

Mümin ise, dünyayı âhiretin bir bekleme salonu şeklinde görür.

Dünyası ne kadar sıkıntılı ve ıstıraplı da olsa, gideceği yerde rahat edeceği düşüncesiyle sabreder, şükreder. zikreder ibadet ve amel eder. Bedenen zindanda bile olsa ruhen bahçelerde, saraylardadır. Çünkü mümin acı tatlı her şeyin Allah'tan geldiğini bilir, Allah'tan gelen her şeyi hoş karşılar, tahammül eder, sabreder.

Dünyanın meşru her türlü nimetinden gerektiğince faydalanır. Onu dünya nimetlerinden uzaklaştıracak hiçbir gerekçe ve sebep yoktur. Allah, âhiret nimetlerini olduğu gibi dünya nimetlerini de mümin kulları için hazırlamıştır.

Bir gün ansızın ecel kapıya gelince yeterince görüp idrak edemediği ve gerektiği gibi değerlendirip ahirette zayi olan ömrü için pişman olacak.

Cehalet ve gaflet, dünya hayatının perdesi insanın bu gafletten tamamen kurtuldum demesi çetindir…

Ebedi huzur ve saadeti nefsani maddi kazançlarda bulacağımızı sanıyor ve aldanıyoruz. İşte bu noktada rahmet-i ilahi imdadımıza yetişiyor; gaflet ve dalalet karanlıklarında helak olup gitmesin diye, kaza, bela, hastalık, sıkıntı ve esaret gibi bir takım maddi ve manevi musibetlerle ikazla uyarıyor. Uyanışa vesile olan bela ve musibetler, kahır suretinde gizlenmiş bir lütuf oluyor.

Hz. Ömer hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin, büyük hesap günü için kendinizi hazırlayın. Çünkü kıyamet gününde hesap, ancak dünyada iken kendisini hesaba çekenler için kolay olacaktır diyor. İnsan nefsi ya şeytandan ya da melekten aldığı ilhamla hareket eder.

Şeytan insana yaşadığı anın tadını çıkarması yönünde cazip görünebilir

Aklını kullanamayan şeytan sonucunu düşünmezler. Onlar için geçici lezzetler önemlidir. Basiret sahipleri ise akıllıca davranıp işin sonucunu hesap ederler.

İnsan nasıl bir hayat yaşadığını kendisi kontrol etmelidir. Bu ancak kişinin hesaba çekmesiyle olur. Efendimiz (Sav.) in hadisi şerifte Allah’ u Teala cennet ve cehennemi yarattığı zaman Cebrail (As.) e Ben kullarıma cennet ve cehennemi yarattım, Sen cennette ne güzellikler var, der.

Cebrail (As.) cennete gider, bakar ve geri döner. Cebrail (As.) Yarabbi cennet o kadar güzel ki burayı gören, herkes cennete girmek ister yarabbi….Ya rabbi cennet çok güzel ama cennetin yolları hep de insan nefsine zor gelen şeylerle dolu. Bunlar olduğu sürece çok az insan cennete girer ya rabbi der.

Cenab-ı Hak Cebrail’e cehenneme bak gel der.

Cebrail (As.) cehenneme gider, Ya Rabbi cehennem o kadar kötü o kadar kötü ki burayı duyan, gören hiç kimse buraya girmek istemez. Cebrail cehennemin yollarına bakar hemen geri gelir.

Cehennemin yolları insanın nefsine hoş gelen şeylerle dolu.

İnsana ateşin yolunu açan, onu kolaylaştıran ve cazip hale getiren, bir taraftan da cennetin yolunu zorlaştıran istek ve arzularla mücadele etmek zorundadır.

İnsan. Allah’ ın yardımı olmadan nefsi dizginlemesi zordur. Nefis insanın karşısında her zaman en büyük engeldir. Yusuf Suresinde, peygamberler dahil hiç kimse nefiste uyanan arzu ve isteklerden korunmuş değildir.

Çünkü Rabbimin merhamet ettikleri hariç insan nefsi kötülüğe sürüklenmeye yatkındır’ buyuruluyor.

İşte nefsimizi hesaba çekme cennetin yollarını kolaylaştırma, cehennemin yollarını kapamak için nefisle sürekli olarak kendimizi hesaba çekmeliyiz ve Allah cc. Yardım istemeliyiz.

Mevla cümlemizi nefsimizin ve şeytanın şerrinden korusun.

Selam ve dua ile…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bahattin Demiray Arşivi