İsmet TAŞ
Kimdir anne?
Geçtiğimiz günlerde anneler günü kutlandı. Annelere çiçekler alındı, hediyeler verildi, güzel sözler söylendi. “Cennet annelerin ayakları altındadır”, “Hakkın ödenmez”, “Eli öpülesi annelerimiz” denildi. Bir gün boyunca anneler sevgi ve minnet cümleleriyle anıldı.
Peki, gerçekten anne kimdir?
Bir günlüğüne hatırlanan, sosyal medya mesajlarıyla geçiştirilen bir kavram mıdır anne? Yoksa hayatımızın her anında sessizce var olan, yükümüzü omuzlayan, acımızı içinde saklayan, mutluluğumuz için kendi hayatından vazgeçebilen yüce bir gönül müdür?
Bir düşünelim…
Doğduğumuz ilk andan itibaren annelerimiz bizim için nelerden vazgeçti? Uykusuz gecelerden, kendi hayallerinden, rahatından, çoğu zaman sağlığından… Aç kaldılar hissettirmediler, ağladılar belli etmediler. Kendi yürekleri yanarken çocuklarının yüzü gülsün diye tebessüm ettiler.
Bir evladın başarılı olması için en çok mücadele eden yine annedir. Çocuğunu topluma, vatana ve millete faydalı bir insan olarak yetiştirebilmek için sessizce emek veren odur. Çoğu zaman karşılık beklemeden verir, sever, affeder ve dua eder.
İşte annelik tam da budur…
Bugün modern hayatın karmaşası içinde çoğu zaman anne ve babalarımızı ihmal ediyoruz. Telefonla kısa bir arama yapmayı, hâllerini sormayı, yanlarında birkaç saat oturmayı bile erteleyebiliyoruz. Oysa bir gün geliyor; o sesin, o nasihatin, o sıcak bakışın kıymetini çok geç anlıyoruz.
Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:
“Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya ve elinizin altındakilere iyi davranın.” (Nisâ Suresi, 36. Ayet)
Peygamber Efendimiz (sav) ise anne-babanın değerini şu sözleriyle bizlere hatırlatmaktadır:
“Anne-baba, kişinin cennete girmesine vesile olacak kapılardan biridir.”
Bir başka hadis-i şerifte ise şöyle buyurur:
“Burnu yerde sürünsün, burnu yerde sürünsün, burnu yerde sürünsün!”
Sahabeler, “Kimin ya Resûlallah?” diye sorduklarında Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Anne ve babasına, onların yaşlılık döneminde yetişip de hayır dualarını alarak cenneti kazanamayan kimsenin…”
Şimdi kendimize şu soruyu sormalıyız:
Biz annelerimize gerçekten hak ettikleri değeri veriyor muyuz? Sadece “Seni seviyorum” demek yeterli mi? Yoksa sevgiyi davranışlarımızla hissettirmek mi gerekir?
Çünkü anne sevgisi kuru sözlerle değil; hürmetle, ilgiyle, merhametle ve vefayla karşılık bulur.
Unutmamalıyız ki anneye ve babaya sert davranmak, gönüllerini kırmak, onları incitmek dinimizde büyük bir vebaldir. Anne ve babanın rızasını kazanmak ise insanın hem dünyasını hem ahiretini güzelleştiren en büyük nimetlerden biridir.
Bugün elimizi vicdanımıza koyup düşünelim:
Acaba annemizin gönlünü en son ne zaman aldık?
Ne zaman içtenlikle sarıldık?
Ne zaman “İyi ki varsın anne” dedik?
Anneler günü yılda bir kez kutlanabilir. Ama annelik yılda bir gün değil, ömür boyu hatırlanması gereken kutsal bir emektir.
Ne mutlu annesine sevgiyle yaklaşanlara…
Ne mutlu anne-babasının duasını alanlara…
Ne mutlu annesi hayattayken kıymet bilenlere…
Allah hepimizi anne ve babasına iyilik eden kullarından eylesin. Amin…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.