İsmet TAŞ
Aynı Tarih, Aynı Kültür… Peki, Neden Aynı Dil Değil?
21–28 Mart 2026 tarihleri arasında Türkiye, KKTC, Azerbaycan ve Özbekistan’dan gelen yaklaşık 40 kişilik bir grupla, “Modern Eğitim Stratejileri ve İnovasyonlar” konulu Eğitim Kongresi, Özbekistan’ın tarihi ve kültürel şehirleri Taşkent ve Semerkant’ta gerçekleştirildi.
Kongre kapsamında ilk olarak Özbekistan’da TDTİM ve Nizami Gencevi Milli Pedagoji Üniversitesinde akademisyenlerin sunumları yapıldı. Program daha sonra Semerkant Devlet Pedagoji Üniversitesinde devam etmiş ve başarıyla tamamlanmıştır.
Kongre çalışmalarının dışında kalan zamanlarda ise Taşkent, Semerkant ve Buhara şehirlerinde Türk-İslam tarihinin en önemli eserleri ziyaret edilerek ortak medeniyetimizin izleri yerinde görüldü. Bu ziyaretler, yalnızca bir gezi değil; aynı köklerden gelen halkların yeniden birbirini tanıma fırsatı oldu.
Bu süreçte hem sevindiğimiz hem de düşündüğümüz anlar yaşadık. En dikkat çekici ve aynı zamanda en üzücü durum ise, bazı kelimeler benzer olmasına rağmen yapılan sunumların bir kısmını anlayamamamızdı. Büyük bir dikkatle dinleyerek kulaklarımızın bu dillere aşina olmasını sağlamaya çalıştık.
Yanlış anlaşılmaması adına belirtmek gerekir ki Azerbaycan Türkçesini anlamakta herhangi bir zorluk yaşanmadı. Ancak Özbekçe konusunda ciddi iletişim güçlükleri yaşandı. Bu durum, Türk devletleri arasında dil farklılıklarının ne kadar belirgin hâle geldiğini açık bir şekilde ortaya koydu.
Oysa Taşkent’te, Semerkant’ta ve Buhara’da her yerde ortak tarihimizin izleri vardı. Aynı mimari anlayış, aynı medeniyet ruhu, aynı kültürel hafıza… Ancak bütün bu ortak mirasa rağmen insanlar birbirlerinin dilini tam anlamıyla anlayamıyordu. Aynı tarihin çocuklarıydık; fakat birbirimizi anlamakta zorlanıyorduk.
Ortak inanç, ortak kültür ve ortak geçmişe rağmen dil alanındaki kopukluk açık biçimde hissedilmektedir. Özbekistan halkının büyük çoğunluğunun Müslüman olması ve güçlü Türk kültür geleneğini yaşatması, bu durumun daha da dikkat çekici hâle gelmesine neden olmaktadır.
Bölgede geçmiş dönemlerden kalan Rus etkisinin izlerini hissetmemek mümkün değildi. Bu etkilerin tamamen ortadan kalkmasının zaman alacağı açıktır. Ancak bu gerçek, Türk devletleri arasında dil birliğinin gerekliliğini ortadan kaldırmaz; aksine daha da önemli hâle getirir.
Bugün Türk dünyasının önündeki en önemli meselelerden biri, halkların birbirini doğrudan anlayabilmesidir. Kültürel bütünleşmenin, ekonomik iş birliğinin ve siyasi dayanışmanın kalıcı olabilmesi için dil birliği temel şarttır. Güç birliği oluşturmanın yolu, önce dil birliğinden geçmektedir.
Bu nedenle başta halkların kaynaşması açısından Ortak Türk Alfabesi’nin vakit kaybedilmeden hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Uzun tartışmalar yerine somut adımlar atılmalı, ortak alfabe yalnızca devlet politikası olarak değil, toplumsal bir hedef olarak benimsenmelidir.
Ortak alfabe çalışmalarının çeşitli nedenlerle yavaş ilerlediği bilinmektedir. Özellikle geçmişten gelen siyasi etkilerin bu süreci zorlaştırdığı yönündeki değerlendirmeler de yapılmaktadır. Ancak engeller ne olursa olsun, Türk halklarının kültürel yakınlaşma isteği bu sürecin en güçlü itici gücü olacaktır.
Bu noktada eğitim kongreleri, akademik buluşmalar ve kültürel organizasyonlar büyük önem taşımaktadır. Çünkü yalnızca tarihî eserleri görmek değil; çarşıda, pazarda, günlük yaşamın içinde bulunmak bile Türk halklarının yaşam tarzlarının ne kadar benzer olduğunu açıkça göstermektedir. İnsan kendisini yabancı bir ülkede değil, kendi yurdunda hissediyor.
Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşmasında önemli rol oynayan erenlerin ve dervişlerin büyük kısmının Orta Asya’dan gelen Türk toplulukları olduğu unutulmamalıdır. Bugün ziyaret edilen şehirler, ortak medeniyetimizin doğduğu ve yayıldığı kadim merkezlerdir.
Sonuç olarak Türk devletleri arasında dil ve kültür birliğinin sağlanması, yalnızca bir hayal değil; geleceğe yönelik stratejik bir gerekliliktir. Halkların birbirini daha iyi tanıması, kaynaşması ve ortak bir gelecek inşa edebilmesi için ortak alfabenin hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Aynı tarihe, aynı kültüre ve aynı medeniyet mirasına sahip olan Türk dünyasının, artık
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.