Ahmet Yücer
Hukuk devleti mi, güçlünün hukuku mu?
Rahmetli Süleyman Demirel’in hukukun işlediği rejimleri tanımlayan bir sözü vardı. “Demokrasi, sabahın köründe kapınız çaldığında, gelenin sütçü olduğundan emin olduğunuz rejimdir” diye.
Oysa bırakın sabahı, sıradan insanlar gece yataklarında yatmaktan korkuyorsa, orada hukuk devletinin varlığı tartışmalı hale gelir. Çünkü hukuk devleti, vatandaşın devletten korkmadığı rejimdir.
Bir devletin gerçek niteliği; vatandaşına nasıl davrandığıyla anlaşılır. Çünkü hukuk devleti, hem suçluları adaletle yargılayan ve cezalandıran, hem de toplumu ve masumları koruyan bir güvence sistemidir.
Yasaların kişilere, gruplara, inançlara, siyasi görüşlere ya da hakim güçlere göre farklı uygulandığı ve temel hakların askıya alınabildiği yerde hukuk devletinden bahsedilemez.
Bugün Türkiye’de halen tartışılan birçok hak ihlalinin temelinde de bu mesele bulunmaktadır.
Hukuk Devleti Nedir?
Hukuk devleti; devlet dahil herkesin hukuk kurallarıyla bağlı olduğu sistemdir. İktidar sahipleri de dahil olmak üzere hiçbir şey ve hiç kimse anayasa ve yasaların üstünde değildir.
Bu nedenle gerçek bir hukuk devletinde:
- Yargı bağımsızdır,
- Kanunlar geriye yürümez,
- İnsanlar düşüncelerinden dolayı cezalandırılmaz,
- İdarenin her işlemi yargı denetimine açıktır,
- Üst mahkeme kararlarına alt mahkemeler uyar,
- Devlet vatandaşına tuzak kurmaz.
En önemlisi de hukuk devleti, vatandaşını “potansiyel suçlu” değil; hak sahibi birey olarak görür.
Otoriter Sistemler
Otoriter yapılarda ise hukukun üstünlüğü değil, devletin üstünlüğü esastır. Devlet kutsanır, kutsananlar sorgulanmaz.
Yargı bağımsızlığı zayıflar, güçler ayrılığı fiilen ortadan kalkar ve hukuk vatandaşın hakkını koruyan bir mekanizma olmaktan çıkıp siyasi kontrol aracına dönüşebilir.
Bu tür sistemlerde:
- Muhalefet baskılanır,
- İfade özgürlüğü kısıtlanır,
- İnsanlar düşüncelerini açıklamaktan çekinir,
- “Kurum kanaati”, “çevre bilgisi” veya istihbarat notları somut delilin önüne geçebilir.
Otoriter devletlerde toplumda korku kültürü oluşur. İnsanlar sadece suç işlemekten değil, konuşurken yanlış anlaşılmaktan bile endişe etmeye başlar.
Hukuk Devleti ile Otoriterleşme Arasındaki Fark
Hukuk devletinde özgürlük alanı geniştir. Otoriter sistemlerde güvenlik ön plandadır.
Hukuk devleti evrensel hukuk ilkelerine, anayasaya ve yasalara dayanır. Otoriter sistemlerde ise iktidar, hukuku kendi siyasi önceliklerine göre esnetme eğilimindedir
Hukuk devletinde hukukun üstünlüğü, Otoriter devletlerde ise iktidarın üstünlüğü esastır.
Hukuk devletinde şeffaflık, denetlenebilirlik ve hesap verebilirlik esastır. Otoriter sistemler ise şeffaf değildir ve kamu gücünü kullananlar hesap vermezler.
Hukuk devletinde vatandaşın hakkı güvence altındadır, bireyler de bu güvencenin keyfî biçimde ortadan kaldırılamayacağını bilir. Otoriter sistemlerde ise yöneticinin iradesi belirleyicidir.
Hukuk devletinde güvenlik yasal yollarla sağlanır. Otoriter sistemlerde ise korku bir yönetim aracına dönüşür.
Hukuk devletinde devlet vatandaş içindir. Otoriter sistemlerde ise vatandaş devlet içindir.
Hukuk devletinde liyakat esasken, otoriter sistemlerde ise sadakat, zamanla kurumsal liyakatin önüne geçer.
Hukuk devletinde devlet toplum ilişkisi güçlüdür. Otoriter sistemlerde ise vatandaşın devlete olan güven duygusu zayıftır.
Çünkü vatandaşın devlete olan güveni, adalet duygusuyla ayakta kalır.
OHAL Döneminin Uzayan Gölgesi
Özellikle 15 Temmuz sonrası ilan edilen OHAL uygulamaları döneminde Türkiye çok ağır bir travma yaşadı. Devletin güvenlik refleksi anlaşılabilir bir durumdu. Ancak OHAL uygulamalarının kalıcı hale gelmesi, hukuk devleti açısından ciddi riskler üretmiştir.
Aradan on yıl geçmesine rağmen:
- Pasaport kısıtlamaları,
- Meslekten uzaklaştırmalar,
- Kamu görevine dönüş sorunları,
- Hukuken geçersiz delillerle cezalandırmalar
- Cezaevlerinde hak ihlalleri
- İfade özgürlüğüne ilişkin tartışmalar günümüzde halen devam etmektedir.
Oysa hukuk devletinde suç bireyseldir. İnsanlar somut delillerle yargılanır. Ceza, aileye, çevreye ya da sosyal ilişkilere genişletilmez.
Devlet, kendisini eleştiren muhalif vatandaşlarına karşı bile hukuk sınırları içinde kalmak zorundadır. Sorun, olağanüstü dönemlerin ve yöntemlerin zamanla olağan kabul edilmesidir.
Güçlü Devletin Esası
Hukuk devleti zayıfladığında ilk başta toplumun sadece belirli kesimler mağdur olur. Ancak zamanla mağduriyet bütün toplumu etkiler.
Çünkü bugün bir başkasına uygulanan keyfilik, yarın herkes için potansiyel tehdit haline gelebilir.
Bu nedenle güçlü devlet; korku üreten değil, adalet dağıtan devlettir.
Gerçek güvenlik ise insanların gece yarısı ya da sabahın erken vakitlerinde kapılarının çalınmasından korkmadığı, düşüncelerini açıklayabildiği, mahkemelerin bağımsız çalıştığı ve vatandaşın devlete güven duyduğu sistemlerde mümkündür.
Adaletin zayıfladığı yerde devlet büyüse bile hukuk küçüldüğünden hiç kimse gerçekten güvende olamayacaktır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.