Sessiz Çığlık: Akran zorbalığı

Sevgili Ulus Gazetesi okurları bugün sizinle önemli bir sorun için görüşlerimi paylaşmak istiyorum. Konumuz çocuklarımızın adeta “sessiz çığlık” olarak nitelendirdiği akran zorbalığı.

Okul koridorlarında, bahçelerde ya da bir akıllı telefonun ekranında... Akran zorbalığı, son yıllarda sadece eğitim camiasının değil, toplumun her kesiminin yüzleşmesi gereken bir yaraya dönüştü. "Çocuktur, aralarında olur böyle şeyler" diyerek geçiştirdiğimiz o anlar, aslında bir çocuğun dünyasında onarılması güç gedikler açıyor.

Zorbalık, sanıldığı gibi sadece fiziksel bir şiddet sarmalı değil; dışlama, alay etme, lakap takma ve günümüzde en tehlikelisi olan siber zorbalık ile karşımıza çıkıyor. Eskiden okul bittiğinde çocuk güvenli limanına, evine dönerdi. Şimdi ise zorbalık, cebindeki telefonla odasına, yatağına kadar sızıyor. Bir videonun altına yazılan acımasız bir yorum ya da bir WhatsApp grubundan dışlanmak, bir çocuğun özsaygısını yerle bir etmeye yetebiliyor.

Peki, neden durmuyor bu döngü?

Çünkü çoğu zaman "güçlü olanın haklı olduğu" bir dünya illüzyonuna hapsoluyoruz. Zorba olarak adlandırdığımız çocukların da aslında birer çocuk olduğunu, genellikle evde gördükleri bir yetersizlik hissini ya da şahit oldukları bir şiddet modelini akranlarına yansıttıklarını unutuyoruz. Diğer tarafta ise sessiz kalanlar var: Mağduru gören ama "sıra bana gelmesin" diye susanlar. Unutmayalım ki, sessizlik zorbanın en büyük yakıtıdır.

Bu meseleyi çözmek sadece öğretmenlerin ya da okul yönetimlerinin görevi değildir. Bu, bir kültür meselesidir.

Ailede başlar: Çocuğumuza başkalarının sınırlarına saygı duymayı, farklılıkların bir tehdit değil zenginlik olduğunu öğretmeliyiz.

Empati kasını çalıştırmalıyız: Bir çocuğa, attığı bir mesajın ya da söylediği bir sözün karşı tarafta nasıl bir yıkım yarattığını hissettirebilmeliyiz.

Güven ortamı oluşturmalıyız: Mağdur olan çocuk, "Anlatırsam daha kötü olur" korkusunu değil, "Anlatırsam korunurum" güvenini hissetmeli.

2026 dünyasında teknoloji bu kadar gelişmişken, insani değerlerimizin bu denli aşınmasına izin veremeyiz. Akran zorbalığıyla mücadele, sadece bir "disiplin suçu" takibi değil, bir neslin ruh sağlığını koruma operasyonudur.

Yarının yetişkinlerinin travmalarla boğuşan bireyler olmasını istemiyorsak, bugün o koridordaki sessiz çığlığı duymak zorundayız. Çünkü bir çocuğun okuluna korkarak gitmesi, hepimizin ortak mağlubiyetidir.

Dediğim gibi bu işin çözümü ailede başlıyor. Ailelerimiz lütfen bu konuya sessiz kalmayın çünkü bugün başkasının çocuğunun başına gelen yarın sizin çocuğunuzun başına gelir unutmayın…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Eyüp Kara Arşivi