Ahmet Yücer
ABD tarımının 250 yıllık yolculuğu ve Türkiye için dersler
Bugün bağımsızlığının 250 yılını kutlayan ABD, birçok alanda dünya liderliğini Çin’e kaptırmaya başlasa da halen dünyanın en büyük tarımsal üreticilerinden biridir. Bu başarıda verimli toprakları kadar, zamanında aldığı stratejik kararların ve oluşturduğu güçlü kurumların payı büyüktür. Bu gelişmeler onun kapasitesini küçük ölçekli üretimden endüstriyel üretime ve teknolojik güce dönüştürmüştür.
Çiftçiye Toprak Dağıtılması
Amerika’da tarım, insan ve hayvan gücüyle yapılırken 1790’larda çırçır makinesinin icat edilmesiyle Güney eyaletlerinde köleliğe dayalı olarak geniş alanlarda yapılmaya başlanmıştır.
Amerikan İç Savaşı sürerken Başkan Lincoln yönetimi 1862 yılında İskan Kanunu/Homestead Act yürürlüğe koymuş ve batıya göç eden küçük çiftçilere milyonlarca dönümlük kamu arazisini dağıtmıştır. Dağıtılan miktar, Türkiye toplam tarım alanının yaklaşık beş katı büyüklüğündeydi. Bugün ABD’de ortalama çiftlik büyüklüğü yaklaşık 1800 dekardır.
Bizde ise Osmanlı'nın son dönemlerinde bozulan Mir’i Arazi düzeni Cumhuriyet döneminde özel mülkiyet anlayışıyla yeniden şekillenmiştir. 1945’de Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu maalesef uygulanamamıştır Bugün ortalama çiftlik büyüklüğümüz yaklaşık 60 dekardır.
Tarımsal Eğitim ve Yayım
Aynı yıl, tarımsal eğitimi, araştırmayı ve bilimsel yöntemleri yaygınlaştırmak amacıyla "Morrill Land-Grant Yasası" ile Tarım Bakanlığı (USDA) ve 57 adet Land Grant Üniversiteleri kurulmuştur.
Bu üniversiteler tarım, mühendislik ve uygulamalı bilimlere odaklanmış; daha sonra 1914 yılında çıkarılan "Smith-Lever Yasası” ile ulusal yayım sistemi oluşturulmuştur. Yasaya dayalı olarak Tarım Bakanlığı eyaletlerdeki Land Grant üniversiteleriyle işbirliği yapmaya ve onları desteklemeye başlamıştır.
Aynı yıllarda Traktörün seri üretime girmesiyle tarımda mekanizasyon yaygınlaşmış, araştırma sonuçları doğrudan çiftçiye ulaştırılmış, bilim laboratuvarda kalmamış, yeni çeşitler, sulama teknikleri ile hastalık ve zararlılarla mücadele yöntemleri yaygınlaşmış ve çiftçilerin modern tarım tekniklerine erişimi kolaylaşmıştır.
Ülkemizde ise güçlü ziraat fakülteleri ve araştırma kuruluşları bulunmasına rağmen, maalesef üniversite, araştırma ve yayım hizmetleri ABD’deki gibi bütünleşik bir yapı oluşturamamıştır.
Tarımsal yayım hizmetleri ağırlıklı olarak Tarım Bakanlığı tarafından yürütülmüş, üniversitelerin sahadaki çiftçi eğitimine katkısı sınırlı kalmıştır. Mekanizasyon süreci ise Marshall Yardımları ile 1950 sonrası hızlanmış, bu süreç tarım alanlarının genişlemesine ve bazı bölgelerde mera alanlarının daralmasına yol açmıştır.
Büyük Buhran ve Tarımsal Destekler
ABD’de yaşanan büyük buhran üzerine 1933 yılında Tarımsal Uyum Yasası /Agricultural Adjustment Act) çıkarılmış, fiyat destekleri, gelir koruma programları ve piyasa düzenlemeleri uygulamaya konulmuştur. Bugün bile ABD tarım politikalarının temelinde bu yasaya dayalı olarak çiftçi gelirini koruma anlayışı bulunmaktadır.
Türkiye'de ise tarımsal destekleri düzenleyen Tarım Kanunu 2006 yılında kabul edilmiştir. Kaldı ki genel enflasyona etkisini azaltmak için gıda fiyatlarını kontrol altında tutma amacı ön planda tutulmuş, bu da zaman zaman üretici gelirlerinin ikinci planda kalmasına yol açmıştır. Üretimde devamlılık için çiftçinin gelir istikrarını sağlayacak yeni araçlara ihtiyaç duyulmaktadır.
Yeşil Devrim’den Digital Tarıma
II. Dünya Savaşı sonrasında tarımda kimyasal gübreler, sentetik pestisitler ve yüksek verimli hibrit tohumların kullanımı küresel ölçekte hız kazandı. "Yeşil Devrim" olarak adlandırılan bu dönemde, birim alandan alınan ürün miktarı katlanırken, tarım tamamen endüstriyel, sermaye yoğun ve ticari bir sektöre dönüşmüştür.
20. yüzyılın son çeyreğinden günümüze uzanan süreçte ABD tarımı, biyoteknoloji ve dijitalleşmenin egemenliğine girmiştir. Günümüzde ise genetiği değiştirilmiş organizmalar, uydu sistemleri, GPS kontrollü traktörler, dronlar, sensörlere dayalı hassas tarım uygulamaları ve yapay zeka veri analitiği tarımda kullanılmaktadır.
ABD Tarım Bakanlığı tarıma destek programları yanında dünyanın en güçlü tarımsal veri merkezlerini oluşturmuş ve düzenli olarak üretim tahminleri, piyasa analizleri, arazi kullanımı, iklim verileri ve ekonomik göstergeler yayınlanmaktadır.
Tarımsal kararlarını da bu verilere dayalı olarak almaktadır. Üretim destekleri ve havza bazlı politikalar da büyük ölçüde bu veri altyapısına dayanmaktadır. Bunun sonucu ABD tarımı, küresel gıda tedarik zincirini domine etmeye devam etmektedir.
Ancak bu süreç, çevresel sürdürülebilirlik ve doğal kaynakların korunması konusunda yeni tartışmaları da beraberinde getirmiştir.
Geleceğin Tarımı
Tarım geçmişte makine, kimya, biyoloji ve ekonomi bilimindeki gelişmelerden yararlanarak sıçramalar yapmıştır. Gelecekte ise yapay zeka, dijitalleşme ve yönetim bilimindeki gelişmelerden daha fazla yararlanacaktır.
ABD'nin son 250 yıllık tecrübesi göstermektedir ki tarım yalnızca toprak ve destek meselesi değil; eğitim, araştırma, teknoloji ve güçlü kurumlar meselesidir.
Türkiye'nin sahip olduğu dört mevsim iklimi, biyolojik çeşitliliği ve zengin tarımsal potansiyeli doğru politikalarla desteklenir ve kısa vadeli popülist politikalardan kaçınılırsa tarımda başarı hikayeleri yazmak mümkündür.
Asıl meselemiz, güncel sorunları yönetmek değil; gelecek nesillere verimli topraklar, güçlü kurumlar ve sürdürülebilir bir tarım sistemi bırakabilmektir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.