Ahmet Yücer
Kahinlerden futuristlere
İnsanın geleceği öğrenme arzusu neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir. Tevrat ve Kur'an'da anlatıldığına göre Firavun, doğacak bir erkek çocuğun saltanatını yıkacağını kahinlerinden öğrenince on binlerce erkek çocuğu öldürtür.
Ancak kaderin cilvesi olarak Hz. Musa Firavun’un sarayında büyür. Bu kıssa, belki de geleceği öğrenme arzusunun tarihteki en eski örneklerinden biridir.
Önce Kahinler ve Müneccimler Vardı
Antik Yunan'da krallar ve komutanlar önemli kararlar öncesinde Delphi Tapınağı'ndaki kahinlere danışırlardı. Verilen cevaplar çoğunlukla farklı şekillerde yorumlanabilecek ifadelerden oluşurdu.
Avrupa’nın en meşhur kahini Nostradamus’dur. Dörtlükler halinde yazdığı kehanetlerin Fransız Devrimi, Hitler ve II. Dünya Savaşı gibi olayları haber verdiği iddia edilir. Ancak metinleri oldukça kapalı olduğu için yorumlar genellikle olaylardan sonra yapılmaktadır.
Bulgaristan'da yaşayan kör kahin Baba Vanga’nın SSCB'nin dağılması, Çernobil faciası ve bazı büyük doğal afetleri önceden bildiği ileri sürülür. Ancak bunların önemli kısmı sonradan ortaya atılmış doğrulanması güç iddialardır.
Osmanlı'da Fatih döneminden başlayarak saray teşkilatının resmi makamlarından Müneccimbaşılık kurumu vardı. Müneccimbaşılar iyi derecede matematik ve astronomi bilen alimlerdi. Takvimleri hazırlar, güneş ve ay tutulmalarını, ramazan başlangıcı ve sonu gibi astronomik olayları hesaplarlardı. Bunun yanında savaş, tahta çıkış, düğün ve temel atma gibi işler için "uğurlu saat" (zîc ve eşref saat) belirlemeleri de görevleri arasındaydı.
İnsanlık yüzyıllar boyunca geleceği yıldızlarda aradı. Bilim geliştikçe gözler gökyüzünden verilere çevrildi.
Ardından Bilim Gelişti...
Bugünün dünyasında geleceği tahmin etmeye çalışan kişiler artık kahinler değil, veri bilimciler ve Futuristlerdir. Bunlar büyük veri analizlerine, yapay zekâ modellerine, demografik eğilimlere, enerji tüketimine, teknolojik gelişmelere, jeopolitik ve tarihsel döngülere bakarak senaryolar üretmektedirler.
Ancak futuristlerin öngördüğü senaryoların gerçekleşmesi kullandıkları dataların büyüklüğüne, olası değişkenleri tahmin edebilmelerine ve toplumların ya da devletlerin reflekslerini öngörebilmelerine bağlıdır.
Uluslararası platformda hangi ülkelerin hangi gerekçelerle daha hızlı gelişeceğini veya hangi ülkelerin güçten düşeceğine ilişkin yorumlar da yine bu yöntemlerle yapılır.
Futuristler Öngörülerde Bulundu
Dikkat edilirse Futuristlerin hiçbiri "geleceği biliyorum" iddiasında değildir. Ortak özellikleri, mevcut eğilimlerden hareketle farklı senaryolar üretmeleridir.
Stratejist Peter Zeinan, “Dünyanın sonu Küreselleşmenin çöküş Haritası-2022” adlı eserinde “gelecekte ABD’nin küresel deniz yollarını kontrolden vazgeçeceğini, dünyanın geri kalanını kendi kaderine terk edeceğini, Çin’in ise nüfus ve istihdam krizine gireceğini, bunlara karşılık Japonya, Türkiye, Arjantin’in ABD olmadan dünyada kendi kendine yetebilecek ve bölgesini domine ederek bölgesel güçler haline geleceğini” öngörmektedir.
Jeopolitist George Friedman, “Gelecek 100 Yıl” adlı eserinde, “Rusya ve Çin'in merkezi otoritelerini kaybederek parçalanacağını; Japonya, Türkiye ve Polonya’nın ise bu güç boşluğunu doldurarak birer bölgesel süper güce dönüşeceğini, 2020’li yılların ortalarında ABD’nin çok derin bir iç kriz yaşayacağını” iddia etmiştir.
Finansal analist Ray Dalio ise; ülkelerin tarihsel döngülerini incelediği “Değişen Dünya Düzeni-2021” adlı çalışmasında; “finansal ve ekonomik nedenlerle ABD'nin küresel ölçekte gerileme dönemine girdiğini, buna karşılık Çin'in yükselen yeni baskın güç olacağını, finansal ve teknolojik olarak dünya liderliğine oynayacağını” öngörmüştür.
Jeostratejist Parag Khanna, “geleneksel siyasi haritalar ve sınırların artık anlamını yitireceğini, geleceğin dünyasında gücün toprak büyüklüğü ile değil, küresel ağlara ve bağlantılara (limanlar, fiber optikler ağlar, hızlı trenler, enerji hatları vs) sahip olduğunuzla ölçüleceğini” öngörmektedir.
Tarihçi Y. Noah Harari ise “Nexus: Taş Devrinden Yapay Zekaya Bilgi Ağlarının Kısa Tarihi” adlı eserinde; “teknoloji, yapay zeka ve biyoteknolojinin devletlerden çok insanın geleceğini değiştireceğini, buna karşılık temel hak ve özgürlüklerin kısıtlandığı, baskıcı ve totaliter rejimlerin hakim olduğu karanlık yönetimlerin işbaşına geleceğini” iddia etmektedir. Kısacası mevcut teknolojik trendlerin yaratabileceği distopik risklere karşı insanlığı uyarmaktadır.
Sonuç olarak
Elbette kimse geleceği kesin olarak bilemez. Ancak gönül istiyor ki Ülkemiz Zeinan ve Friedman’ın öngördüğü gibi bölgesini domine eden bir güç haline gelsin. Zalimin karşısında durup mazlumu korusun, adil bir devlet olarak yatırımcıya güven versin, halkına refah ve özgürlük getirsin.
Nihayetinde de Harari’nin endişelerinin aksine “temel hak ve özgürlük alanı ile demokrasinin genişlediği” bir ülke haline gelsin. Zira güçlü devletler geleceği bildikleri için değil; halk desteğine dayandıkları için ayakta kalırlar.
Belki de geleceği öngörmenin en güvenilir yolu; devlet olarak adaleti ve hukukun üstünlüğünü tesis etmek, kimseyi düşmanlaştırmadan vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlamak, güçlü kurumlar oluşturmak, bilime yatırım yapmak ve değişen şartlara hızla uyum sağlayabilmektir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.