Eyüp Kara
Birikimleriniz erirken
Yıllar boyunca "geleceğimi garanti altına alıyorum" düşüncesiyle dişinden tırnağından artıran her birey için Bireysel Emeklilik Sistemi (BES), uzun vadeli bir güven limanı olarak sunuldu. Maaşlardan otomatik kesilen tutarlar, devlet katkılarıyla birleştiğinde, emeklilikte huzurlu bir dönemin kapısını aralayacağı vaat ediliyordu. Ancak sistemden ayrılmak zorunda kalanların karşılaştığı tablo, vaat edilen bu huzurdan oldukça uzak.
Son günlerde sıklıkla duyduğumuz "5 yılın sonunda 38 bin lira kesinti yapıldı" şeklindeki şikayetler, sistemin arka planındaki maliyetlerin ne kadar can yakıcı olabileceğini gözler önüne seriyor. Biriken anapara ve devlet katkısının birleşimiyle oluşan toplam tutardan yapılan bu çapta bir kesinti, sadece rakamların düşmesi değil; Aynı zamanda vatandaşın sisteme olan güveninin de erimesi anlamına geliyor.
Peki, neden bu kadar yüksek kesintiler yaşanıyor?
BES sistemi, aslında kendi içerisinde bir "sadakat" kurgusuna sahip. Sistemin ana mantığı, uzun vadeli tasarrufu teşvik etmek üzerine kurulu. Ancak sistemden erken ayrılmanız gerektiğinde;
• Giriş Aidatı ve Yönetim Gider Kesintileri: Sistemin işleyiş maliyetleri, özellikle ilk yıllarda yoğun bir şekilde katılımcıya yansıtılıyor.
• Devlet Katkısı Hak Ediş Oranları: Devlet katkısının tamamına hak kazanmak için sistemde belirli bir süre (genellikle 10 yıl) kalmanız ve 56 yaşını doldurmanız gerekiyor. Erken ayrılmalarda, devlet katkısının ciddi bir kısmı sistemde kalıyor.
• Stopaj Vergisi: Getiriler üzerinden kesilen stopaj vergisi de birikimlerin üzerindeki bir diğer yük.
Sorun şu ki; Vatandaş, sisteme dahil olurken bu kesintilerin "birikimini eritme" potansiyelini çoğu zaman net bir şekilde kavrayamıyor. "Kenara attığım para, günün sonunda bana daha azı olarak dönüyor" algısı, sistemin finansal okuryazarlık sınavından sınıfta kaldığının en büyük göstergesi.
Finansal piyasaların dalgalı yapısı ve enflasyon karşısında eriyen paralar zaten vatandaşın omuzlarında büyük bir yükken, bir de üzerine "çıkış maliyeti" adı altında yapılan bu yüksek kesintiler, Bireysel Emeklilik Sistemi'ni bir birikim aracından ziyade, sistem içerisinde kilitli kalmaya zorlayan bir yapıya dönüştürüyor.
Bir sistem, katılımcısını kendi içinde tutabilmek için "çıkış cezaları" yerine "kazanım teşvikleri" ile öne çıkmalıdır. Bugün yaşanan mağduriyetler, sadece bireylerin değil, sistemin de sürdürülebilirliği açısından bir uyarı niteliğinde. Gelecek için kurulan hayallerin, sistemin teknik kesintileri arasında kaybolmaması için; şeffaflığın artırılması ve kesintilerin, katılımcıların birikimlerini eritmeden, adil bir çerçeveye oturtulması şart.
Unutulmamalıdır ki, güven bir kez kaybedildiğinde, o güveni yeniden inşa etmek, sistemden kesilen 38 bin liradan çok daha maliyetli olacaktır.
Bu anlattıklarım benim başıma geldi ondan yazıyorum ki benim gibi BES sistemine girip beş yıl bekledikten sonra ihtiyaç halinde paranı çekmek istersen böylesine büyük kesintilerle karşılaşabilirsiniz diyerek uyarıda bulunmak istiyorum. BES’e girerken bir kez daha düşünün derim açıkçası…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.