İsmet TAŞ
Zalimi alkışlamak…
ABD-İsrail top yekûn bir saldırı ile İran’ın üzerine çullandılar. Bütün dünyanın gözleri önünde canlı yayında dünyanın en üstün teknolojileri ile katliam yapılıyor. İsrail’in tek başına saldırmaya cesaret edemediği, ABD’nin koltuğunun altında her türlü katliam yapmaya hazır durumda. Gazze’de olduğu gibi.
Bırakın başka bir şeyi yüzlerce masum çocuğun hunharca, alçakça, öldürülmesi bile dünyayı ayağa kaldırmasına yetmeliydi. Öylemi oldu? Elbette hayır. Sanki hiçbir şey olmamış gibi Türk Medyası dahil, dünya medyası bu olaya sıradan bir hadise olarak bakıyor. Şimdi bu yüzlerce çocuğun vebalini kim alacak? Tabi ki hiç kimse. “En iyi Müslüman ölü Müslüman” mantığı ile hareket eden ABD’nin başını çektiği haçlı sürüleri katliamda sınır tanımıyorlar.
Hep birlikte göreceğiz bu savaşın sonucu Müslüman halkın katledilmesi ile sonuçlanacak. İran ne kadar güçlü olursa olsun, elinde hangi füzeler bulunursa bulunsun, en güçlü savaş teknolojisi karşısında hiçbir şansı yok. Olmalı mı evet olmalıydı.
Ülkeler özellikle Müslüman devletler öncelikle kendi topraklarını ve halkını korumak kollamak zorunda. Bunun içinde en güçlü savaş teknolojilerine sahip olmak zorundalar. Peki, bunu yapmak yerine özellikle Arap ülkeleri ne yaptı? Allah’ın verdiği petrol nimetini kendi şatafatları için kullandılar, ülkelerini korumak içinde düşmanlarından silah aldılar, güvenliklerini onlara teslim ettiler. Ve yine kendilerini düşmandan korumak için değil de dindaş ve ırkdaşlarından korumak için Batı’nın eteğine tutuştular. Peki sonuç;
Sonuç ortada. İran’ın düştüğü duruma zil takıp oynuyorlar. Bu da yetmiyor İran’ın içinde ve birçok ülkede bulunan Pejak beslemeleri şarkılar söyleyip danslar ediyorlar. Düşünün bir kere nasıl ki bir grup Türkiye’yi dışta pazarlamaya, eleştirmeye, aleyhte konuşmak için her fırsatı değerlendiriyorlarsa İran’da da, bir takım vatan hainleri İran’ın işgaline, perişan ve talan edilmesine alkış tutuyorlar.
Zalime Alkış tutmak alçaklığın en hafif şeklidir. Ama sanılmasın ki her İran vatandaşı böyle. Ülkemizde yaşayan iki tür İran vatandaşı var. Birincisi vatanı, devleti, milleti ve bayrağı için ağlayan, gözyaşı döken, üzüntüden karalar bağlayan bir gurup, diğeri ise alçaklıkta sınır tanımayan zalime alkış tutan vatan hainleri. İnanıyorum ki her kes bir gün hak ettiğini yaşayacak, bundan kimsenin kuşkusu olmasın.
İran lideri Hamaney’in alçakça öldürülmesini en yüksek seviyede şiddetle, nefretle kınıyor, “Allah’ım zalimleri kahhar isminle kahret” diyorum. İran halkının acılarını paylaşıyorum.
Peki, savaşın sonu ne olacak? Hiç kimse şunu unutmasın ki, bu felaket, bu savaş benim kapımı çalmaz. ABD elindeki savaş gücünü kendisine itaat etmeyen bütün ülkelere kullanacak. Dünyanın tek efendisi olma hevesinden asla vaz geçmeyecek.
Bu eşkıyalığa bu haydutluğa teslim mi olalım, el pençe divan mı duralım? Şayet böyle olmak istemiyorsak, ne kadar enerjimiz varsa hepsini dünyanın en gelişmiş savaş teknolojileri için kullanalım. Caydırıcı güç olmak zorundayız. Yeterli mi tabi ki hayır. Bugün ABD veya İsrail güç duruma düştüğünde, bütün Batı top yekûn birlikte hareket edip, modern haçlı ruhuyla hareket etmiyorlar mı?
Peki, biz ne yapıyoruz Müslüman ülkeler olarak? Son sürat birbirimizi yemek için her fırsatı kolluyoruz. Birimizin başına bir şey geldiği zaman üç maymunu oynuyoruz. Gazze soykırımında bile bazı Arap ülkeleri ambargo koymaktan bile çekindiler, İsrail’in yanında yer aldılar.
İran bu savaşta elbette çok büyük bir yara alacak ama emperyalizme karşı onurlu direnişi hiç bırakmayacak.
Allah yüce kitabında ne buyuruyor; “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın; bölünmeyin parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın” (Al-i İmran 103)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.