İsmet TAŞ
Mehter marşından rahatsız olanlar
Ülkelerin tarihlerini incelediğinizde, her ülkenin milli kültüründe, tarihinde, edebiyatında ve sosyal hayatında nesilden nesile aktarılan değerlerinin bulunduğunu görürsünüz. Milli ve manevi değerlerine sahip çıkmayan hiçbir ülke yoktur. Bu değerler büyük bir hassasiyetle gelecek nesillere aktarılır; unutulmaması ve yaşatılması için çaba gösterilir. İstisnasız herkes bu değerlere saygı duyar; hiç kimse en ufak bir saygısızlık yapmaz, yapamaz.
Konu bizim ülkemiz olduğunda ise bir takım insanların milli ve manevi değerlerimizi yok saymak, hatta ortadan kaldırmak için çaba gösterdiği görülmektedir. Özellikle tarihimizi ve kültürümüzü aslı astarı olmayan iddialarla aşağılamaya ve küçük düşürmeye çalışmakta, bunu yaparken de çeşitli gerekçeler üretmektedirler.
Elbette insanın aklına şu soru geliyor: Yabancılaşıyor muyuz, yoksa zaten kendimize yabancı mıydık?
Ülkemiz insanı üzerinde oynanan oyunlar, farklı kültürlerin etkisi ve içimizde kendini gizleyen; Türk olmayan ama Türklüğü de kimseye bırakmayan, Türk ve Türkiye karşıtı çevrelerin gizli ya da açık faaliyetleri, bazı emperyal güçlere ülkemizi bağlama çabaları maalesef insanımızı etkilemekte ve onu kendi değerlerine yabancı hâle getirmektedir.
Hatırlanacağı üzere, yaklaşık yüz yıl önce bu ülkeye Ermeni, Yahudi, Rum, Sabetayist ve farklı milletlerden birçok insan gelmişti. Zamanla bu insanlar Türk isimleri kullanmaya başlamış ancak dinlerini değiştirmemişlerdir. Açıkçası kendilerini gizlemişlerdir. “Beyaz Türkler” olarak adlandırılan bu kesimlerin çoğunlukla şehirlerde yaşadığı, ekonomik açıdan güçlü olduğu, eğitimlerine önem verdiği, Batı ve seküler yaşam tarzını benimsediği, eğitimlerini genellikle Batı’da tamamladığı görülmektedir. Kendilerini Türkiye’nin sahibi gibi gören bu çevrelerin, milli ve manevi değerlerimizi zayıflatmak ve toplumumuzu bu değerlere yabancılaştırmak için geçmişten bugüne mücadele ettikleri bir gerçektir.
Bu kişiler, saf, temiz ve samimi Anadolu insanını etkilemek, onu kendi kültür ve değerlerinden uzaklaştırmak amacıyla çeşitli yollar denemektedirler. Batı kültürünü modern ve ilerici olarak görürken; bizim tarihî ve kültürel değerlerimizi çağ dışı, gerici veya yobaz gibi ifadelerle yaftalayarak küçümsemekte ve karalamaktadırlar.
Çoğu zaman bunu Atatürk’ü bir araç olarak kullanarak, Atatürkçülük adı altında; bazen de çağdaşlık ve modernlik söylemleri üzerinden yapmaktadırlar. Ekonomik güçleri nedeniyle seslerini daha güçlü duyurabilecek imkânlara sahiptirler.
Kimin adına hareket ettikleri veya kimin çıkarlarına hizmet ettikleri ise çoğu zaman gizlenme gereği bile duyulmadan ortaya konmaktadır.
Şimdi düşünelim: Mehter Marşı, milli kültürümüzün en önemli yapı taşlarından biridir. Bunun aksini kimse iddia edemez. Dünyadaki ülkeler tarihlerini yaşatmak için büyük çaba sarf ederken, bazı çevrelerin bu değerleri yok saymaya çalışması tesadüf veya fevri bir davranış olarak değerlendirilemez.
Önemli bir siyasi partinin bazı mensuplarının Mehter Marşı çalınırken sırtlarını dönmeleri ya da bir öğretmenin çocuklar Mehter Marşı eşliğinde gösteri yaparken müziği kapatması, fırsat bulduklarında gerçek niyetlerin ortaya çıktığını düşündüren örnekler olarak görülmektedir. Bugüne kadar bunun pek çok örneği yaşanmıştır. Uyarıcı bir atasözünde söylendiği gibi: “Su uyur, düşman uyumaz.”
O hâlde bizler, dünden daha fazla çalışmalı; milli ve manevi değerlerimize daha güçlü şekilde sahip çıkmalı ve bu konuda kararlı olmalıyız.
Kararlıyız… Aynen öyle yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.