Kamu bütçesinde "yetki var, sorumluluk yok" çelişkisi: ita amirliği geri gelmelidir

Bugün ülkemizin en büyük ve en kronik sorununun enflasyon ve hayat pahalılığı olduğunu sağır sultan bile biliyor. Bu canavarla mücadele etmenin yolu ise sadece Merkez Bankası’nın faiz kararlarından değil, kamuda tasarruftan ve kamu kaynaklarının etkin, verimli kullanılmasından geçiyor. Çünkü o bütçe, Türk milletinin alın teridir; her bir kuruşu milletin malıdır.

Peki, milletin malını harcayanlar, harcama kararının arkasındaki asıl iradeler, bu harcamaların hesabını ne kadar veriyor? İşte burası, kamu maliyemizin en derin kanayan yarasıdır.

"İta Amiri" Gitti, Sorumluluk Bitti

2000’li yılların başında, 1950’lerden kalma eski Muhasebe-i Umumiye Kanunu’nu "modernizasyon" adı altında değiştirdik ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nu getirdik. Bu değişiklikle mali literatürümüzden çok kritik bir kavram silindi: İta Amiri.

Eski sistemde kurumun en tepe yöneticisi (Bakan, Vali, Belediye Başkanı) "ita amiri" sıfatıyla yapılan her harcamadan hukuken ve mali olarak birinci dereceden sorumluydu. Yeni sistem ise bürokrasiyi hızlandırma ve yetki devri iddiasıyla "harcama yetkilisi" (daire başkanları, müdürler) kavramını getirdi. Kağıt üzerinde pratik bir çözüm gibi görünen bu hamle, arka planda devasa bir sorumsuzluk zırhı yarattı. Kurumun en tepe yöneticisi, harcamanın siyasi ve idari gücünü elinde tutarken, mali ve hukuki risklerden tereyağından kıl çeker gibi sıyrılıverdi.

Vaadi Başkan Veriyor, Hesabı Müdür Ödüyor!

Özellikle yerel yönetimlerde bu durum akla ve mantığa sığmayan tablolar oluşturuyor. Bir belediye başkanı seçim döneminde meydanlara çıkıyor, devasa projeler vadediyor. Koltuğa oturduğunda o projelerin yapılması talimatını bizzat veriyor, kurdeleyi bizzat kesiyor, siyasi rantını bizzat topluyor. Ancak iş o harcamanın altındaki usulsüzlüklere, verimsiz bütçe kullanımına gelince; "Benim imzam yok, harcama yetkilisi falan müdürdür" diyerek sorumluluktan kaçabiliyor.

Belediyelerin bu eleştirilere karşı sunduğu "Bizim kendi iç denetim mekanizmamız var, rapor hazırlatıyoruz" savunması ise tamamen temelsizdir. Kendi atadığı, iki dudağının arasındaki personelin yapacağı iç denetim ne kadar bağımsız olabilir? Sadece rapor hazırlayan, hiçbir yaptırım ve icra yetkisi olmayan bir denetim mekanizmasının yazdığı raporlar, ne yazık ki arşiv odalarında birer kağıt parçasından öteye geçemez.

Sayıştay "Dişsiz bir Aslana" mı Döndürüldü?

Mesele sadece içerideki sorumsuzlukla bitmiyor; dış denetim ayağı da felç edilmiş durumda. Bu süreçte Sayıştay’ın denetim usulleri de değiştirildi, yetki ve alan kısıtlamaları getirildi. Türk milleti adına harcanan bütçeyi denetlemekle görevli olan Sayıştay, ne yazık ki sadece usulsüzlükleri listeleyen, yaptırım gücü zayıflatılmış bir "raporlama kurumuna" dönüştürüldü. Etkin ve caydırıcı bir denetim olmadan yolsuzlukla ve israfla mücadele etmek imkansızdır.

Çözüm: Güçlü Denetim ve Sorumlu Liderlik

Kamu maliyesinde yetki ve denetim ikiz kardeş gibidir; birini diğerinden ayıramazsınız. Yetki kimdeyse, sorumluluk da onda olmalıdır.

Bugün içine düştüğümüz ekonomik sarmaldan çıkmak istiyorsak, kamu mali yönetiminde radikal bir zihniyet değişimine gitmek zorundayız.

  • Sayıştay, millet adına denetimini en etkin, bağımsız ve verimli şekilde yapabilecek yasal güce yeniden kavuşturulmalıdır.
  • En önemlisi; mülki amirlerin (valiler, kaymakamlar) ve belediye başkanlarının tüm kamu harcamalarında "İta Amiri" sıfatıyla bizzat sorumlu olacağı ve son onayı vereceği bir modele derhal geri dönülmelidir.

Milletin parasını harcama talimatını veren irade, yargı ve millet önünde hesap verme sorumluluğunu da omuzlarında hissetmelidir. Aksi takdirde, harcayanın sorumsuz, denetleyenin yetkisiz olduğu bu sistemde kaybeden her zaman olduğu gibi yine vatandaş olacaktır.

Saygılarımla…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Adem Öztürk Arşivi