Vekil Emekli Aylığı üzerinden; Emeklilikte Ayrıcalık Değil, Adalet Esas Olmalıdır

Bir devletin gerçek gücü yalnızca ekonomik büyüklüğüyle değil, vatandaşlarının adalet duygusunu ne ölçüde koruyabildiğiyle ölçülür. Hukuk devleti olmanın yanında sosyal devlet olabilmek de, toplumun her kesimine hakkaniyetli davranabilmeyi gerektirir. Emeklilik sistemi de bu anlayışın en önemli göstergelerinden biridir.

Emeklilik; çalışanın yıllarca ödediği primlerin karşılığı olarak, çalışma hayatı sona erdiğinde insan onuruna yakışır bir yaşam sürdürebilmesini sağlayan sosyal güvenlik hakkıdır. Bu hak, hiçbir meslek grubu için ayrıcalık aracı değil; sosyal devlet ilkesinin doğal sonucudur.

Bugün Türkiye'de milyonlarca vatandaş, 25-40 yıl boyunca çalışıp binlerce gün prim ödedikten sonra ortalama 20-30 bin lira seviyelerinde emekli aylığıyla yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır. Kırk yıl boyunca kamu hizmeti veren bir öğretmen, binlerce dosyaya imza atan hâkim ve savcı, salgınlarda hayatını riske atan sağlık çalışanı, gecesini gündüzüne katan polis ve asker, sınır karakollarında vatan nöbeti tutan güvenlik personeli, orman yangınlarıyla mücadele eden orman muhafaza memurları, madenlerde çalışan işçiler, fabrikalarda üretim yapan emekçiler, çiftçiler ve esnaf; yıllarca ülkeye hizmet etmelerine rağmen mütevazı emekli gelirleriyle hayatlarını sürdürmektedir.

Buna karşılık milletvekilliği görevini tamamlayan kişilere bağlanan emekli aylıkları, toplumun büyük bölümünün elde ettiği emekli gelirinin katbekat üzerinde bulunmaktadır. Görevde bulunan milletvekillerinin maaşları; temsil görevi, seçim bölgesi çalışmaları, yasama faaliyetleri ve kamu görevlerinin niteliği dikkate alınarak değerlendirilebilir. Ancak aynı yüksek gelir seviyesinin görev sona erdikten sonra da emeklilik boyunca devam etmesi, sosyal adalet ve eşitlik ilkeleri bakımından ciddi tartışmaları beraberinde getirmektedir.

Konuyu yalnızca duygusal değil, matematiksel açıdan değerlendirmek de mümkündür.

Varsayımsal olarak milletvekili veya hak sahibi sıfatıyla yaklaşık 7.000 kişinin aylık ortalama 200 bin lira emekli aylığı aldığını kabul ettiğimizde, devlet bütçesinden her ay yaklaşık 1,4 milyar lira ödeme yapılmaktadır.

Oysa aynı tutarla, ortalama 25 bin lira emekli aylığı alan yaklaşık 56 bin vatandaşın bir aylık emekli maaşı karşılanabilmektedir.

Başka bir ifadeyle; yaklaşık 7 bin kişiye ayrılan emeklilik kaynağı, 56 bin sıradan emeklinin aylık gelirine eşdeğerdir.

Bu karşılaştırmanın amacı hiçbir meslek grubunu hedef göstermek değildir. Asıl mesele, aynı sosyal güvenlik sistemi içerisinde ortaya çıkan büyük gelir farklılıklarının toplumda oluşturduğu adalet algısıdır. Çünkü sosyal devlet, belirli gruplara olağanüstü ayrıcalıklar tanıyan değil; tüm vatandaşlarına hakkaniyetli davranan devlettir.

Milletvekilliği elbette son derece önemli ve saygın bir kamu görevidir. Ancak öğretmenlik de, hâkimlik de, savcılık da, polislik de, askerlik de, doktorluk da, orman muhafaza memurluğu da, itfaiyecilik de, madencilik de, işçilik de bu millet için vazgeçilmez kamu hizmetleridir. Kimisi sınırda canını ortaya koymakta, kimisi depremde enkaz altında görev yapmakta, kimisi orman yangınlarının ortasında mücadele etmekte, kimisi binlerce çocuğun geleceğini şekillendirmektedir.

Toplum vicdanını yaralayan husus, bu hizmetlerin hangisinin daha değerli olduğu değildir. Vicdanları yaralayan; benzer şekilde ülkesine yıllarını vermiş milyonlarca insan mütevazı emekli aylıklarıyla yaşam mücadelesi verirken, çok küçük bir grubun toplum ortalamasının onlarca katı emekli gelirine sahip olmasıdır.

Adalet, yalnızca mahkeme salonlarında verilen kararlarla sağlanmaz. Adalet; bütçenin dağıtımında, sosyal güvenlik sisteminde ve kamu kaynaklarının kullanımında da hissedilmelidir. Çünkü güçlü devlet, vatandaşına yalnızca hukuk dağıtan değil; aynı zamanda hakkaniyet duygusunu yaşatan devlettir.

Millet adına görev yapmak büyük bir şereftir. Ancak bu şeref, görev sona erdiğinde de milletin ortalama yaşam şartlarından kopmayacak ölçüde bir sosyal güvenlik anlayışıyla desteklenmelidir. Sosyal devletin temel amacı ayrıcalık üretmek değil, adaleti ve toplumsal vicdanı güçlendirmektir.

Saygılarımla

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Adem Öztürk Arşivi