Mekke Anlaşması üzerine

İdeal ile Realite Arasında Bir Savunma Vizyonu: Mekke Anlaşması ve "İslam NATO’su" söyleminin jeopolitik sınırları

Tarih boyunca büyük idealsizlikler, stratejik sığlıkların gölgesinde yok olup gitmiştir. Ancak en az bunun kadar tehlikeli olan bir başka olgu da askeri, teknolojik ve kurumsal alt yapısı hazırlanmamış duygusal ittifakların retorikten öteye geçememesidir. Son dönemde kamuoyunda "Mekke Anlaşması" bağlamında tartışılan ve kamuoyunun bir kesiminde "İslam NATO’su" olarak adlandırılan stratejik işbirliği arayışları, tam da bu ideal-realite geriliminin merkezinde yer almaktadır.

Ortak bir vizyon, kâğıt üzerinde imzalanan metinlerden ziyade tarafların duygu, irade ve en önemlisi "kök ve ruh bağı" ile şekillenir. Fakat askeri strateji tarihi bize açıkça gösterir ki, askeri ittifaklar sadece romantik temennilerle ayakta kalamaz.

NATO Konseptinin Derinliği ve "Şimdiden Sabaha" Kurulamayacak Yapılar

NATO, dört harften ibaret bir kısaltma değil; II. Dünya Savaşı sonrası Batı medeniyetinin ABD liderliğinde inşa ettiği yarım asırlık bir kurumsal birikimdir. Bu yapı; askeri komuta kontrol entegrasyonu, konsept birliği, vizyonunu koruyan derin güvenlik mekanizmaları, katı askeri standardizasyon ve hepsinden önemlisi üye ülkelerin kamuoylarını ortak bir tehdit algısına yönlendirebilme kabiliyetidir.

Düşünsel kökleri İngiltere-Fransa rekabeti ve Avrupa entegrasyon sürecine kadar uzanan, Kuzey Atlantik'in savunmasını merkeze alsa da temelinde Anglo-Sakson ve Avrupalı güçlerin kolektif güvenliğini sağlayan bu konsepti anlamadan, akşamdan sabaha atılan imzalarla benzer bir yapının kurulacağını varsaymak jeopolitik bir iyimserliktir. Nitekim günümüzde Rusya, Çin ve BRICS blokunun onlarca yıldır askeri ve stratejik bir entegrasyon kurmak için çabalamasına rağmen karşılaştıkları zorluklar, bu tür ittifakların ne denli çetrefilli yollardan geçtiğini kanıtlamaktadır.

"Para Senden, Ordu Benden" Denkleminin Çöküşü

Gelişmekte olan askeri ortaklık tartışmalarında sıkça dile getirilen "Finansmanı zengin Körfez ülkeleri sağlasın, askeri gücü ve insan kaynağını Türkiye veya Pakistan versin" yaklaşımı, modern harp doktrinleri açısından sürdürülemez bir modeldir.

Bugün üye ülkelerin birçoğunun küresel finans sistemine, küresel aktörlere ve dış teknolojilere olan bağımlılığı, bu tür yüzeysel takas denklemlerini geçersiz kılmaktadır. Kendi iç politikalarında birer halka mesaj verme aracına dönüşen, perde arkası derin diplomasiden ziyade iç kamuoyunu konsolide etmeye yarayan hamleler, uluslararası sistemdeki küresel odakların dikkatini çekmekten ve "fincancı katırlarını ürkütmekten" başka bir işe yaramamaktadır.

Bir yapının gerçek anlamda bir caydırıcılık kazanması için "karda iz bırakmadan" ilerleyen, öze dayalı ve derin stratejik akılla beslenen bir vizyona ihtiyacı vardır.

Stratejik Bir İttifak İçin Üç Temel Şart

Mekke Anlaşması veya benzeri bir İslam dünyası savunma vizyonunun temenniden stratejik bir gerçekliğe dönüşebilmesi için üç hayati ön koşulun sağlanması şarttır:

  1. Teknolojik Bağımsızlık: İttifak bileşenlerinden en az birinin (günümüz şartlarında savunma sanayii hamlesiyle Türkiye’nin öne çıktığı alan) kritik askeri teknolojilerde, hava savunmasında, siber alanda ve mühimmat üretiminde dışa bağımlılığı tamamen kesmiş olması gerekir.
  2. Yönetsel İstikrar ve Otonomi: Taraf ülkelerden en az ikisinin, dış müdahalelerden ari, kendi iç politik dinamiklerini ve yönetim süreçlerini küresel vesayet odaklarından bağımsız yürütebilecek bir yapıya sahip olması elzemdir.
  3. Ekonomik Bağımsızlık ve Taşıyıcı Güç: Konseptin getireceği devasa finansal ve lojistik yükü, küresel krizlerden etkilenmeden sürdürebilecek ekonomik otonomiye sahip aktörlerin bulunması gerekir.

Tarihin Aynasında Birlik Meselemiz: Timur, Altın Orda ve Endülüs

Tarihsel perspektiften bakıldığında, İslam dünyasının en büyük trajedisi "fikri uyumun" azlığı değil, devletler düzeyindeki stratejik ve pragmatik ittifakların eksikliğidir. Birlik ideali, liderlik hırslarına ve mikroskopik çıkar çatışmalarına kurban edilmiştir.

  • Ankara Savaşı ve Fetret Devri: Timur ile Yıldırım Bayezid arasındaki liderlik mücadelesi, Osmanlı’yı 11 yıllık bir fetret devrine sokmuş ve Batı'daki fetih hareketlerini yarım asır geciktirmiştir.
  • Altın Orda’nın Yıkılışı: Kuzeydeki Altın Orda Devleti'nin dengeleri gözetilmeyerek zayıflatılması, bugün bölgesel bir tehdit olan Rus çarlığının ve imparatorluğunun önünü açmıştır.
  • Güney ve Batı Eksenleri: Güneyde Memlükler ile ittifak kurup Akdeniz'i bir ortak havza haline getirmek yerine yaşanan çatışmalar ve Batı'da Endülüs çözülürken sergilenen stratejik parçalanmışlık, "benim olsun, lider ben olayım" anlayışının ağır bilançolarıdır. 13. ve 18. yüzyıllar arasında Türkistan coğrafyasında yaşanan iç çatışmalar da aynı tarihsel hastalığın tezahürleridir.

Büyük bir ideale ram olmak; o ideal uğruna küçük problemleri, tali çıkar çatışmalarını ve liderlik hırslarını göze almayıp erteleyebilme olgunluğu gerektirir.

Sonuç: Hayal mi, Gerçek mi?

Mekke Anlaşması ve etrafında şekillenen arayışlar, İslam toplumlarının tarihsel olarak özlem duyduğu bir kenetlenme arzusu olarak kıymetlidir. Ancak mevcut jeopolitik tabloda bu adımları bir "İslam NATO’su" olarak nitelendirmek bugün için bir hayal, fakat doğru adımlar atılırsa geleceğe dair stratejik bir yön arayışıdır.

Anlaşmaya taraf ülkelerin;

  • İç meselelerini ve yönetim kaotikliklerini çözmeleri,
  • Bilim, teknoloji ve savunma sanayiinde gerçek anlamda bağımsızlaşmaları,
  • Küresel finansal bağımlılıklardan arınarak ruh ve vizyon birliğini tesis etmeleri durumunda, bu yapı ancak o zaman sadece kendi coğrafyasına değil, küresel barış ve dengeye katkı sağlayan derinlikli bir aktöre dönüşebilir.

Yol uzun, çetrefilli ve ciddi bir sabır gerektirmektedir. Sloganlarla değil, stratejik akılla ve karda iz bırakmadan yürünen yollar hedefe ulaşır.

Saygılarımla…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Adem Öztürk Arşivi