İrfan Paksoy
Havza günlerine dair
Bu makale, 19 Mayıs 1919 tarihinde 9. Ordu Müfettişi olarak karargâhıyla beraber Samsun’a çıkan ve 25 Mayıs’ta da Havza’ya geçen Mustafa Kemâl Paşa’nın Havza günlerinde kaydedilen gelişmelere dairdir.
Havza’ya intikâl…
24 Mayıs’ta Harbiye Nezâretine (Savaş Bakanlığına) çektiği telgrafla 9. Ordu Müfettişliği görevi kapsamında Türkler ve Rumlar arasında en çok çatışmanın olduğu Merzifon, Lâdik, Amasya, Havza gibi yerlerde bizzat inceleme yapmak ve yerinde tedbirler almak gayesiyle karargâhını geçici olarak Havza’ya taşıyacağını bildiren Mustafa Kemâl Paşa 25 Mayıs’ta karargâhı ile birlikte Samsun’dan Havza’ya geçmiş hareket etmiş, aynı gün öğle saatlerinde yolculuk esnasında güzergâh üzerindeki Kavak Nâhiye Müdürlüğüne uğramış, burada Kavak eşrafına “nâhiyede bir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti oluşturmaları” yönünde tavsiye ve telkinde bulunmuş, oradan da Havza’ya geçmiştir.
Havza günleri…
Havza’ya geldikten sonra kazânın ileri gelenlerini kabul eden Paşa, ülkenin genel durumunu ve işgâlcilerin niyetlerini eşrafa açıkladıktan sonra, gelecekle ilgili umudunu belirtmiş ve bu konuda harekete geçilmesini tavsiye etmiştir.
Bu gelişmeler ile eşzamanlı olarak İstanbul’da 20 Mayıs’ta kurulan (İngiliz mandasına savunan, Millî varlığa düşman ve Millî Mücâdele’ye de düşmanlık güdecek olan) İngiliz Muhipler Cemiyeti, (eski Şura-yı Devlet/Danıştay üyesi, İngiliz ajanı Rahip Frew ile birlikte işbirliği içinde olan, 1920 yılında Adliye Nâzırlığı Müsteşarlığı yapacak, Anadolu’da isyanlar çıkarmak üzere İngilizlerden finansal destek alacak olan, Büyük Zafer sonrasında da İngiliz büyükelçiliğine sığınan, İstanbul’daki İşgâl Orduları Komutanı İngiliz Generali Harrington tarafından kendisine verilen özel pasaportla Mudanya Mütârekesi öncesinde yurt dışına giden ve daha sonra da 150’likler Listesinde yer alacak olan) Sait Molla (1880-1930) imzasıyla 23 Mayıs’ta bütün belediye başkanlarına çektiği ve Osmanlı İmparatorluğu için İngiliz himâyesinin talep edilmesini isteyen telgrafla propaganda yapıyordu. Buna karşı Mustafa Kemal Paşa da 26 Mayıs’ta illere ve kaymakamlıklara telgrafla gönderdiği genelgede; millî ve siyasî bağımsızlığımızın ancak milletin tek vücut olarak savunmasıyla sağlanabileceği belirtilmiştir.
Havzalılar, Paşa’nın tavsiyesi üzerine 26 Mayıs’ta Müdafaa-i Hukuk Cemiyetini kurarlar.
Zillet hâli…
Mondros Mütârekesi (30.10.1918) sonrasında toplanacak olan barış konferansında kötünün iyisi denebilecek bir barış antlaşması kotarabilmek umuduyla Saray ve emrindeki aciz hükûmetler, İngiltere’yi hoşnut kılacak politikalar güdüyor, İtilaf Devletleri ile de arada herhangi bir maraza çıkmaması için her türlü zillete katlanıyordu.
Hükûmetin aczi…
İzmir’in Yunanlar tarafından işgâli karşısında yeterli tepkiyi göstermeyen Saray ve İstanbul Hükûmeti, İtilaf Devletlerinin merhamet ve insafına sığınmaktan başka çare bulamamaktaydı.
İzmir’in işgâlinin ardından Manisa ve Aydın’ın işgâli ile de devam eden Yunan işgâl ve zulümleri konusunda millet daha henüz aydınlanmamış; millî varlığa açıktan açığa yapılan saldırılar karşısında herhangi bir tepki ve şikâyet de gösterilmemişti.
Ülke bir yandan devam eden yabancı işgâlleri karşısında gerek aciz Saray ve emrindeki hükûmetlerin gerekse işgâlci devletlerin desteğiyle bağımsızlık amaçlayan azınlıkların ve ayrılıkçı grupların bozguncu faaliyetleri karşısında adeta sahipsiz kalmış görüntüsü vermekteydi.
Genelgede…
Mustafa Kemâl Paşa Mütarekeden itibaren artarak devam eden devam işgâller karşısında 28 Mayıs’ta valilere ve bağımsız kaymakamlıklara, Erzurum’daki 15. Kolordu, Ankara’daki 20. Kolordu ve Diyarbakır’daki 13. Kolordu Komutanlıkları ile Konya’daki 2. Ordu Müfettişliğine gönderdiği genelgede, İzmir’in ve ardından Manisa ile Aydın’ın işgâle edilmesinin gelecekte yaşanacak daha büyük tehlikeyi açıkça gösterdiğini, buna karşı sürekli ve canlı tepkilerin gösterilmesi için mitingler yapılmasını, İstanbul Hükûmeti başta olmak üzere yabancılara ve diğer gerekli yerlere telgraflar çekilmesini, birlik ve beraberlik içinde hareket edilmesini tavsiye etmiştir.
Harbiye Nâzırına gönderilen telgraf…
Bu sırada Mustafa Kemâl Paşa, 29 Mayıs’ta Harbiye Nâzırı Şevket Turgut Paşa’ya gönderdiği şifreli telgrafta, yapılan mitinglerin İtilaf Devletlerinin Türk milletinin onuruna ve meşrû haklarına saldırmalarından kaynaklandığını belirtmiştir. Ayrıca bu millî heyecanın, ülkenin en ücrâ köşesini bile içine alacak şekilde genişlediğini, hükûmet memurları ile askerlerin şimdilik tamamen tarafsız kaldıklarını ve metânetlerini muhâfaza ettiklerini belirterek İstanbul’dan gelebilecek tepkileri azaltmaya çalışmıştır.
Protesto mitingleri…
Paşa’nın bu tâlimatı üzerine her yerde gösteri toplantıları yapılmaya başlanmış, Türk halkı Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyetlerinin yönlendirmeleriyle 29-31 Mayıs 1919 döneminde ülkenin birçok yerinde işgâlleri protesto mitingleri gerçekleştirilmiştir.
Havza’daki miting…
Paşa, 30 Mayıs 1919 tarihinde Havza’da şehrin ileri gelenleri ve halkın katılımıyla işgâllere karşı büyük bir protesto mitingi düzenlemiş, mitingde Yunanlıların İzmir’in işgâli (15.05.1919) ile yaptıkları mezâlim de protesto edilmiş, ülkenin kurtuluşu için silahlı direnişe geçilmesi konusunda fikir birliğine varılmıştır.
Paris Barış Konferansına dair…
Fransa’nın İstanbul temsilcisi 2 Haziran’da Sadrazam Damat Ferit Paşa’ya, Osmanlı Devleti’nin Paris Barış Konferansına çağrıldığını iletir.
Mustafa Kemâl Paşa, 3 Haziran’da 9. Ordu Müfettişliği bölgesindeki kolordu komutanları ile vali ve kaymakamlıklara gönderdiği telgrafta, Paris’te toplanacak barış konferansına gidecek heyetle ilgili olmak üzere millî vicdanın kesin isteğine uygun kararlar alınmasının gerekliliğini bildirerek işgâllere karşı kurulmakta olan Müdafaa-i Hukuk derneklerinin Türk milletinin haklarının korunması yolunda hemen harekete geçmesi gerektiğini ifade etmiştir.
İstanbul’a çağrılma…
Bu mitinglere İstanbul’daki İngiliz makamların ilk tepkisi işgâl kuvvetleri tarafından daha önceden tutuklanmış olan ve siyasî tutukluların bulunduğu (Harbiye Nezâretinin içinde cezaevi olarak kullanılmakta ve resmî adı da İstanbul Muhafız Dairesi olan) Bekirağa Bölüğündeki altmış yedi Türk devlet adamı ve üst düzey zevâtın bir İngiliz sömürgesi olan Malta’ya sürgün edilmeleri ve Mustafa Kemâl Paşa’nın da 6 ve 8 Haziran 1919 tarihli yazılarla İstanbul’a geri çağrılması olmuştur.
Mustafa Kemâl Paşa’nın Havza’da bu çalışmalarının, yapılan mitinglerle ve İstanbul’a çekilen telgraflarla ses getirmesi İtilaf Devletleri’nin özellikle de İngiltere’nin, dikkatini Paşa’nın üzerine çevirmesine sebep olmuş, İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe imzasıyla 8 Haziran’da Hâriciye Nezâretine verilen notada Paşa’nın görevden alınması istenmiş, İngilizlerin bu baskıları sonucu Mustafa Kemâl Paşa 8 Haziran’da Harbiye Nâzırı Şevket Turgut Paşa imzalı telgrafla İstanbul’a geri çağrılmıştır.
Oyalayıcı cevap…
Bu telgrafa, Mustafa Kemâl Paşa 11 Haziran’da gönderdiği cevapta hareketinin kömür ve benzin eksikliğinden dolayı geciktiğini söylemiş ve ayrıca İstanbul’a geri çağrılma sebebinin de açıklanmasını isteyerek İstanbul’a geri çağrılmasını geçiştirmiştir.
Millî iradenin sözcüsü…
Paşa, 25 Mayıs-12 Haziran arasında Havza’da kaldığı on dokuz gün zarfında 9. Ordu Müfettişliğinin sorumluluk bölgesinde bulunan halkın her türlü işgâle karşı uyarılması konusunda önemli gelişmeler kaydedilmiştir.
Paşa, halkla yaptığı görüşmeler ile Havza’dan askerî ve mülkî amirlere gönderdiği genelgede de anlaşıldığı üzere, Anadolu’da başlatılmış olan ve gücünü Türk milletinden almaya kararlı olan millî iradenin sözcüsü bir lider olarak ortaya çıkmış, İstanbul hükûmeti başta olmak üzere işgâl kuvvetlerine karşı millî çıkarları cesurca savunan biri olarak faaliyetlerini sürdürmüştür.
Davet…
Paşa, Merzifon’da bulunan İngiliz askerlerinin, kendilerini rahat çalışma açısından engelleyebileceği yönünde aldığı haberlere istinâden daha güvenli bir yer olan ve devamlı irtibat hâlinde olduğu Amasya’nın çalışmaları için uygun bir yer olduğunu değerlendiriyordu. Zaten Amasya Müftüsü Abdurrahman Kâmil Efendiden aldığı davet ile Amasya halkının kendisini bağrına basacaklarını da haber almıştı. Paşa, Amasya’dan gelen heyetle, yakında Amasya’da olacaklarını belirten Amasya’ya bir cevap göndermiştir.
Sonuç…
Havza Genelgesi’nde ortaya çıkan sonuçlara bakıldığında, bunların, kısa bir süre sonra Millî Mücâdele’nin manifestosu niteliğindeki Amasya Genelgesi’nde daha açık ve belirgin bir şekle dönüştürüldüğü görülecektir.
Yapılan çalışmalar, işgâlciler ve İstanbul Hükûmetinin engellemelerine rağmen aksatılmadan yürütülmüş, ordu başta olmak üzere Mustafa Kemâl Paşa’nın yönlendirmeleriyle Türk milleti tarafından Millî Mücâdele benimsenmeye başlanmıştır.
Bu aşamadan itibaren bütün etkinliklerin, çalışmaların ve her türlü girişimin millet adına yapıldığının halka anlatılmasıyla Türk milletinin bu eylemlere katılımı sağlanmıştır. Böylece Amasya Genelgesi’nin hazırlanmasına uzanan süreç de kendiliğinden gelişmiştir.
© 2026. Bu makalenin / yazının içeriğinin telif hakları yazarına ait olup, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereği kaynak gösterilerek yapılacak kısa alıntılar ve yararlanma dışında, hiçbir şekilde önceden izin alınmaksızın kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz ve dağıtılamaz.
KAYNAKLAR
Ahmet Semerci, “Mustafa Kemal Paşa’nın Havza’daki Çalışmaları”, Türk Dünyası Araştırmaları, Ocak - Şubat 2019, Cilt: 121, Sayı: 238, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1470579, Erişim Tarihi: 27.05.2024; Gotthard Jaeschke, “Havza'da Mustafa Kemal Paşa”, Türk Tarih Kurumu Belleten, https://belleten.gov. tr/tam-metin/1732/tur, Erişim Tarihi: 27.05.2024; Mustafa Kemâl Atatürk, Nutuk, Biz Bize Basın Yayın Eğitim Hiz. San. Tic. Ltd. Şti., Ankara 2007; Selahattin Tansel, Mondros’tan Mudanya’ya Kadar, C. I, Millî Eğitim Bsmv., Ankara 1990; Uluğ İğdemir, Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Kronolojisi 1919-1918, 2. Baskı, TTK Basımevi, Ankara 1988; Zekeriya Türkmen, “Havza Genelgesi”, https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/ bilgi/havza-genelgesi/, Erişim Tarihi: 27.05.2024; Zeki Sarıhan, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C. I, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 1993.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.