Tarihin katmanlarıyla buluşma noktası: Roma Hamamı Açık Hava Müzesi
Başkentin eski şehir merkezlerinden Ulus’ta yer alan Roma Hamamı Açık Hava Müzesi ve Ören Yeri, hem tarih hem de kültür meraklıları için önemli bir durak olmaya devam ediyor. Roma İmparatorluğu döneminde yapılan en büyük hamamlardan biri olma özelliği taşıyan hamam, içerisinde barındırdığı kitabeler, mezar stelleri ve mimari parçalardan oluşan bölümleriyle Ankara'nın önemli kültür hazineleri olarak tarihe ışık tutuyor. Milattan sonra 211 ila 217 yılları arasında Roma İmparatoru Caracalla döneminde inşa edilen hamam, 1931 yılında yapılan kazılarla gün yüzüne çıktı. İlk sistemli arkeolojik kazılar 1937 yılında Prof. Dr. Remzi Oğuz Arık önderliğinde başlatılan hamam, Frig, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden izler taşıyan çok katmanlı bir höyük olarak ziyaretçilerini ağılıyor. Yaklaşık 65 bin metrekarelik alanda ziyaretçiler, Roma döneminin sosyal ve kültürel yaşamına dair eşsiz ipuçlarıyla karşılaşıyor.

KAZILARLA GÜN YÜZÜNE ÇIKAN YAPI
Antik dönemde Ankara’da bir hamam bulunduğu bilgisi, tarihi kaynaklar aracılığıyla uzun süredir bilinmekteydi. Bu bilginin somut kanıtları ise 1931 yılında Çankırı Caddesi üzerinde yapılan bir inşaat çalışması sırasında ortaya çıkarılan kalıntılarla gün yüzüne çıktı. Kazılarda ele geçen mimari buluntular ve sikkeler, Büyük Hamam’ın Roma İmparatoru Caracalla’nın hüküm sürdüğü milattan sonra 211 ila 217 yılları arasında inşa edildiğini ortaya koydu. Roma Hamamı’nda sistemli arkeolojik kazı çalışmaları ilk kez 1937 yılında, Prof. Dr. Remzi Oğuz Arık başkanlığında başlatıldı. 1939 ila 1943 yılları arasında sürdürülen kazılarda höyüğün Frig ve Roma dönemi katmanları ortaya çıkarılırken, hamam yapısı da bütüncül biçimde açığa çıkarıldı. Kazılar sırasında bulunan yazıtlar, hamamın yapımından sorumlu kişinin kentin ileri gelenlerinden Tiberius Julius Justus Julianus olduğunu doğruladı. Ele geçirilen sikkeler ise yapının yaklaşık 500 yıl boyunca kullanıldığını ve farklı dönemlerde onarımlar gördüğünü ortaya koydu. Bugün alan, Ankara’nın önemli açık hava müzelerinden biri olarak ziyaretçilerini ağırlıyor.

BEŞ ÇAĞIN KESİŞTİĞİ ALAN
Roma Hamamı olarak adlandırılan ören yerinin, sadece bir hamam yapısından ibaret olmadığı yapılan araştırmalarla anlaşıldı. Alanın, aşağıdan yukarıya doğru Frig, Roma, kısmen Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde yerleşim gördüğü çok katmanlı bir höyük olduğu belirlendi. Eskilerin Çankırıkapı olarak adlandırdığı bu bölgede, Antik Ankyra kentinin sütunlu yoluna ait bir bölüm ile Roma Çağı’na tarihlenen hamam ve palaestra yapıları günümüze ulaşan başlıca kalıntılar arasında yer alıyor. Büyük Hamam, spor alanı olarak kullanılan palaestra ile hamam binası olmak üzere iki bölümden oluşuyor.

AUGUSTUS TAPINAĞI’NA BAĞLANAN YOL
Hamam binası ile Palaestra’nın kısmen doğusunda uzanan sütunlu yolun, antik Ankyra şehrinin kutsal alanı olan Augustus Tapınağı’na kadar devam ettiği biliniyor. Bu bilgi, Cumhuriyet’in ilk yıllarında yeni Ankara’nın imar çalışmaları sırasında gün yüzüne çıkan buluntularla destekleniyor. Bugünkü Çankırı Caddesi’nin yapımı esnasında ortaya çıkarılan sütunlu cadde, yol güzergâhının altında kaldığı için zamanla görünmez hale geldi. Milattan sonra 2’nci ve 3’üncü yüzyıllara tarihlendirilen bu anıtsal yolun, boz renkli damarlı taşlardan yapılmış sütunlara sahip olduğu ve Korint düzeninde başlıklarla süslendiği tespit edildi. Söz konusu sütunlu yol, antik Ankyra’nın planlı kent dokusu ve kamusal alanları hakkında önemli ipuçları sunarken, Roma döneminde kentin dini ve sosyal merkezlerini birbirine bağlayan önemli bir aks olduğunu da gözler önüne seriyor.

HAMAM KISMI DÖRT ANA BÖLÜMDEN OLUŞUYOR
Mimari özellikleri ve barındırdığı eserlerle öne çıkan hamamın Çankırı Caddesi üzerindeki girişi, sütunlu bir revak kalıntısıyla çevrili geniş bir avluya açılıyor. Antik dönemde spor alanı olarak kullanılan bu bölüm Palaestra olarak biliniyor. Revaklı avlunun her bir kenarında 32 olmak üzere toplam 128 mermer sütunun yer aldığı alan, günümüzde Roma Devri Ankara’sından derlenen yazıtlardan oluşan zengin bir koleksiyona ev sahipliği yapıyor. Palaestra’nın hemen arkasında konumlanan hamam yapıları, dönemi için ender rastlanan bir büyüklüğe sahip olup, apoditerium adı verilen soyunma alanı, frigidarium olarak bilinen soğuk bölüm, tepidarium denilen ılık bölüm ve Caldarium adıyla anılan sıcak bölüm olmak üzere dört ana bölümden oluşuyor. Özellikle Tepidarium ve Caldarium’un geniş tutulması, Ankara’nın sert kış koşulları dikkate alındığında dikkat çekici bir ayrıntı olarak öne çıkıyor. Ocaktan sağlanan sıcak hava, tuğla sütunlar üzerine kurulu yer altı ısıtma sistemi aracılığıyla hamamın altına dağıtılıyor ve üst mekânların ısıtılması sağlanıyordu. Bu sistem, ateşin sürekli yanmasını sağlayan ocakçıların kullandığı tünel ve geçitlerle birbirine bağlanıyordu.
Roma Hamamı Açık Hava Müzesi ve Ören Yeri, tarihi mirası yakından tanımak isteyenler için önemli bir kültür durağı olmayı sürdürüyor.
KİTABELER, ANKARA’NIN TARİHİNE IŞIK TUTUYOR
Roma Hamamı Açık Hava Müzesi ve Ören Yeri, yaklaşık 65 bin metrekarelik alanı ve sergilenen yüzlerce eseriyle ziyaretçilerini ağırlıyor. 1997 ila 2001 yılları arasında gerçekleştirilen düzenleme ve sergileme çalışmalarıyla alan, modern bir açık hava müzesi kimliğine kavuşturuldu. Ören yerinde yer alan yaklaşık bin adet eser; kitabeler, mezar stelleri ve mimari parçalar olmak üzere üç ana grupta sergileniyor. Palaestra’nın kuzey kanadında yazıtlı bloklar, postamentler ve su künkleri yer alırken, güney ve batı kanatlarında mezar stelleri dikkat çekiyor. Orta alanda lahitler ve aslan heykelleri bulunurken, doğu kanadında ise altarlar ve çeşitli mimari eserler ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Sergilenen mezar stellerinin büyük bölümü Bizans ve Roma dönemlerine tarihleniyor. Yazıtlı bloklar ise çoğunlukla kitabeler ve mil taşlarından oluşuyor. Bu yazıtlar, Ankara’nın Roma dönemindeki ekonomik, sosyal ve kültürel yapısına ışık tutuyor. Kitabelerden elde edilen bilgiler arasında, İmparator Vespasianus döneminde (M.S. 69–79) Ankaralı emekli askerlerin bir dernek kurduğu ve dönemin ticari hayatı ile spor etkinliklerine dair önemli detaylar yer alıyor.

ÖNEMLİ BİR KÜLTÜR DURAĞI OLMAYI SÜRDÜRÜYOR
Açık Hava Müzesi’nde ayrıca Roma Çağı yapılarına ait, yüksek işçilik özellikleri taşıyan mimari yapı elemanları da sergileniyor. Kapalı hamam bölümünün batısındaki teşhir alanında bulunan “Nike’li zafer anıtı biçiminde kabartmalı blok, öne çıkan eserler arasında yer alıyor. Bunların yanı sıra, sütun kaideleri, sütun başlıkları ve çeşitli küçük mimari parçalar da ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. Ziyaretçilerin ören yerini rahatlıkla gezebilmesi için oluşturulan yürüyüş parkurları ve çevre düzenlemeleri sayesinde Roma Hamamı Açık Hava Müzesi ve Ören Yeri, tarihi mirası yakından tanımak isteyenler için önemli bir kültür durağı olmayı sürdürüyor.
Kaynak:Rüveyda Aslıipek
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.