Basit tespitler ve büyük hakikatler

Bu yazıda basit tespitler ve büyük hakikatler başlığı altında bazı görüşlerimi sıralayacağım. Esasında basit tespitler mühimdir. O basit tespitler sizin başarınızı sağlar. O basit tespitler sizin yanlış yapmamanızın garantisi olur.

Siz “basit tespit dediğime” bakmayın, “hakikatlere bakın.”

Şimdi başlayalım büyük hakikatleri açıklamaya:

1-KALABALIKLARA GÜVENİLMEZ

Bundan tam 66 yıl önce Başvekil Merhum Adnan Menderes Kahramanmaraş, İslahiye, Kırıkhan ve İskenderun'da büyük mitinglerde halka sesleniyor ve hatta Kahramanmaraş'ın düşman işgalinden kurtuluşunun 40. Yıldönümünü Kahramanmaraş halkıyla birlikte kutluyor. (12 Şubat 1960)

Başvekil Adnan Menderes'in tüm yurt gezileri ve mitingleri hep böyle kalabalık ve hep böyle insan seli halindedir.

Ancak bu mitinglerden 4 ay sonra İttihat ve Terakki artığı Cuntacılar darbe yaptığında Başvekil Adnan Menderes'i tutukladığında ve hatta astığında bu kalabalıklardan hiçbir tepki ve hareket yok.

Sonuç: "Kalabalıklara güvenilmez."

2-BİR BÜTÜNÜN PARÇALARI TEK BAŞINA BİR ŞEY DEĞİLDİR

Hazreti Mevlana'nın Mesnevi'de bir fil hikayesi vardır. Karanlık bir odaya "fil" konur. Tabi o zamanki halk, fili hayatlarında hiç görmemişlerdir. Fil Hindistan'dan getirilmiştir.

Karanlık bir odada, insanlara derler ki, "bu odadaki şeyi tanımaya ve tanıtmaya çalışın. Filin ayağın tutan "bu bir odun" demiş. Sırtını tutan "bu bir tahta" demiş. Kulağını tutan "bu bir yelpaze" demiş. Kuyruğunun ucunu tutan "bu bir fırça" demiş.

Herkes tuttuğu yere göre, basit bir tarif yapmış. Kimse o karanlık odada, fili bir bütün olarak tarif edememiş.

Şimdi bu hikayeyi niye anlattım?

2 aydır Dergi çıkartıyoruz ve halkımıza bedava dağıtıyoruz.

Dergiyi eline alan bir Tıp Profesörü "besmeleyi" gösterip "bu Dergi taraflı Dergi' dedi. Bir başka Profesör "bu dini bir Dergi" dedi. Bir Genç İş İnsanı "bu Dergi Milliyetçi bir Dergi" dedi. Bir başka kişi "bu Dergi bir tasavvuf Dergisi" dedi.

Ah, ah, ah, sığ bakışlar, basit tanımlamalar ah.

Halbuki, bu Derginin ne olduğunu bana sorsalardı. "Takva yolunda yürümeye çalışan ve bu Ülkede "huzurlu aile ve güvenli bir Toplum" için çaba sarfeden bir insanın eseri" diye tanıtırdım.

Konulara neden bütüncül bakmayıp da yalnız bir tarafına göre değerlendirme yapıyoruz?

Sonuç: “Bir bütünün parçaları tek başına bir şey değildir.”

3-GENÇLİK VE BUMERANG

Ülkemizde maalesef, çocuk yetiştirmede aileden, okuldan ve toplumdan başlayıp devam eden ihmaller zinciri mevcuttur.

Bu ihmaller bir bumerang gibi tekrar topluma dönüp vurmakta ve çocuklar arası şiddet, akran zorbalığı dediğimiz ve hatta cinayetlere kadar varan üzücü olaylara neden olmaktadır.

Bu olayların yaygınlaştığı görülmektedir.

Çocuklar ve gençlerimiz arasındaki şiddet sırf cezalandırmayla önlenemez.

Aile, okul ve bir bütün olarak toplum üzerine düşeni yapmalı, çocuklar ile gençlere sahip çıkmalıdır.

Bunun yanında suçlulara da en ağır cezalar verilmelidir.

Bu vesileyle, iki gün önce çocuk yaştaki biri tarafından bıçaklanarak öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’a ve tüm çocuk yaşta katledilen yavrularımıza rahmet, ailelerine sabırlar diliyorum.

Sonuç: “Gençlik bumerangtır, atsan da, fırlatsan da tekrar sana gelir ve döner. Seni vurur.”

4-DÜNYA’YI ELİMİZDE TUTMALIYIZ

"Dünya'yı kesben değil, kalben terk etmek gerek."

Bediüzzaman Said Nursi

"Dünya'yı kalbinde tutma, elinde tut ki, hakim olasın. Yoksa o sana hakim olur."

Kimse Dünya’yı küçük ve hakir göstermesin. Kimse Müslümanı Dünya işlerinden el çektirmesin. Kimse sufilikle, zühdle, tasavvuf ve benzeri sebeplerle Dünya’yı pis ve necis göstermesin. Dünya Müslümanın elinde olmalıdır. Dünya bize lazımdır. Dünya gereklidir. Tabi bu sözlerden şunu anlamayın: “Dünya’yı seveceğiz, Dünya’ya aşık olacağız ve ona bağlanıp kalacağız. Hayır böyle bir şey yok. Dünya’yı sevmesek de alimizde tutacağız.

Bu durum şuna benzer: Bir silah var ve sen o silahı sevmiyorsun. Ancak o silahı elinden de atamıyorsun. Çünkü elinden attığın o silahı karşıda bekleyen bir düşmanı eline alacak ve silahı sana doğurtulacak ve seni onunla vuracak. İşte o silahla vurulmamak için Dünya selin elinde olmalıdır.

Birileri seni silahla korkutup seni tesiri altına alabilir ve seni hükümranlığa altına koyabilir. Onun için silah yani Dünya senin elinde olmalıdır Ey Müslüman. Ancak kalbinde olmasın ve onu sevme. Silahı da sevme ancak elinde olsun hep.

Sonuç: “Sen Dünya’yı elinde tutmazsan, birileri seni elinde tutar.”

5-İYİLİĞİN OLMASA KÖTÜLÜĞÜN DE OLMASIN

"Kar taneleri ne güzel anlatıyor, birbirlerine zarar vermeden de yol almanın mümkün olduğunu."

Hazreti Mevlana

Dünya dediğin üç gün, dün, bugün, yarın.

Olsun insana her daim faydan, yararın.

İyilik yapmaya gücün yetmese de.

Olmasın bari, hiç kimseye zararın.

Evet sözü uzatmaya gerek yok. Kimseye iyilik yapamıyorsan, kimseye yararlı olamıyorsan, kötülük de yapma ve zarar da verme.

Ancak şurası da bir gerçek. İyiliği olmayanlar, faydası olmayanlar, genellikle kötülük halendedir ve zararlı insanlardır. Onlardan kaçmak ve uzak durmak gerekir. Toplum onlardan çok bela ve zarar görür, maazallah.

Bir de şu husus mühimdir. İnsanları iyilik yapar hale getirmek gerekir ki, kötülük de yapmasınlar. Çünkü boş ve faydasız insanın kafasında şer dolaşır ve zarar verme düşüncesi dolaşır. O zarar verme düşüncesini ve boş insanı, faydalı ve toplum yararına işlere yöneltmek gerekir.

Bunu yapamıyorsak, en azından iyiliği olmayan bir kişiyi kötülüksüz bir halde tutmak şarttır. Mesela, bir kişi hapisten dışarı çıktığında boş-beleş geziyorsa, onun zararlı bir kişiye dönüşeceği ve başı-boşluktan da yararlanıp kötülük işleyeceği kuvvetle muhtemeldir. Bu durumda toplumdaki masumları nasıl koruyacağız? Bana sorarsanız, o kişileri yani toplumda zararlı fiiller işlemesi muhtemel şahısları, devamlı gözetim altında tutmak Devletin asıl görevidir.

Sonuç: “İyiliği olmayanın kötülüğü de olmaması toplum yararınadır…”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ahmet Sandal Arşivi