Zafer Çam
İlle de diploma değil, ille de zanaat
Kırşehir Kılıç Özü Sanayi Sitesi’nde uzun süredir yeni sanayi sitesi yapımıyla ilgili tartışmalar bitmek bilmiyor.
Her zamanki gibi, birileri masa başında oturup "çokbilmiş edasıyla" sanayi için yer tespit ediyor.
Kırşehir’in başka bir alanda yeni sanayi sitesine ihtiyacı var mı?
Peki, bu şehrin ve o sanayinin asıl yükünü çeken sanayi esnafına neden tek bir soru bile sorulmuyor?
Kılıç özü Sanayi Sitesi’nin etrafındaki gerçekler neden ısrarla görmezden geliniyor?
Sanayinin dört bir yanı genişlemeye müsait.
Sahi, son günlerde kulaktan kulağa yayılan şu "Mucur’a sanayi projesi" kimlerin, hangi çevrelerin projesidir?
Esnafın ruhu bile duymazken, kapalı kapılar ardında dönen bu "çokbilmişlerin projeleri" kime, neye hizmet ediyor?
Ancak sanayimizin üstünü kaplayan tek bulut bu yer tartışmaları değil.
Bu sorunun çok daha ötesinde, geleceğimizi tehdit eden çok daha büyük bir yangın var: Kalifiye eleman krizi.
Ülke genelinde olduğu gibi, Kırşehir sanayisinde de çırak ve kalifiye eleman yetiştirme oranı maalesef dibi görmüş durumda.
Bugün sanayide hangi ustaya dokunsanız bin ah işitiyorsunuz; esnaf alttan yetiştirecek, tezgâhı teslim edecek tek bir çırak bile bulamıyor. Sanayicilerimiz, "Gelecek nesillere bırakacak bir ustalık mirasımız kalmayacak" diyerek derin bir endişeyi dile getiriyor ve haklı olarak meslek odalarını göreve çağırıyor.
Sahi, büyük umutlarla Kılıç özü sanayi yerleşkesi kenarına bir sanat okulu yapılmıştı, akıbetinin ne olduğunu bilen, takip eden var mı?
Bugün meslek liselerine yönelik teşviklerin acilen artırılması gerekiyor. Esnafımızın feryadı oldukça net: "Bizler bu mesleğin son nesilleri gibiyiz."
Artık neredeyse hiçbir anne baba çocuğunun üstünün yağ, kir veya pas olmasını istemiyor.
Benim çocuğum diplomalı olsun demekteler.
Sokaklarda diplomalı boş gezenler kimin çocukları.
Herkes evladının masa başında, klimalı odalarda geleceğini kurtarmasını arzuluyor.
Fakat madalyonun diğer yüzü gerçekten çok vahim.
Bugün sadece makam ziyareti peşinde koşan, sosyal medyada boy gösterip kendini kanıtlamaya çalışan meslek odalarımız, eğer gerçek bir başarı hikâyesi ve kanıt arıyorlarsa yüzlerini bu yakıcı soruna dönsünler.
Eğer bugün bu adımlar atılmazsa; gelecekte inşat ustası, tesisatçı, marangoz, mobilyacı, demirci, pvc, araç tamiri, kaportacı, boyacı, lastikçi, pompacı, torna tesviye, elektrik tamiratı gibi hayatın merkezinde yer alan birçok hayati meslek yok olup gidecek. İnsanlar basit bir tamirat için bile yetkili servislere tomar tomar para dökmek zorunda kalacak; parasıyla bile usta bulamayacak duruma gelecek.
Bu acı gerçeğin hayata geçmemesi, bu karanlık senaryonun yaşanmaması için hep birlikte mücadele etmek zorundayız.
Çocuklarımızı zanaata, meslek liselerine, motor, mobilya, kaynak ve elektrik gibi birçok geleceğin üretken bölümlerine teşvik etmeliyiz.
Göreceksiniz, zanaat öğrenen çocukların geleceği çok daha emin ellerde olacak.
Devlet kapısında iş deyip kimsenin elini öpmeyecek.
İş bulmak için siyasilerin peşinde koşmayacak.
Polis, asker, gardiyan, bekçi olacağım diye ter dökmeyecek.
İş yerini açacak usta olup hizmet verecek.
Artık körü körüne "ille de diploma" dayatmasından vazgeçip, "ille de zanaat" demek zorundayız.
Unutmayalım ki; bir toplum kendi zanaatına hor bakarsa, üretmekten vazgeçerse, başkalarına köle olmaya mahkum olur.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.