Ahmet Sandal
Toplumdaki her insan mühimdir
Toplum insanlardan oluşur. Toplum bir duvara benzetebilir. O duvardaki her tuğla mühim olduğu gibi toplumdaki her insan da mühimdir.
İnsan dediğimiz zaman da durup belki de günlerce düşünmeliyiz.
“İnsana sığabilene kainat, kainata sığamayana insan deriz.” Pakistanlı Mütefekkir Yazar Muhammed İkbal.
Şeyh Galip de bir Terci-i Bendinde şöyle der:
“Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen.
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen”
Manası: “Kendine iyi bak, dikkat et ki sen âlemin özüsün, varlıkların gözbebeği olan insansın sen.”
Bir de şunu belirtmek gerekir, “her insan bir beşerdir, ancak her beşer bir insan değildir.”
Beşer kendisini bildikçe ve yalnız bir vücuttan teşkil olmadığını ve ruhunun da ihtiyaçları olduğunu anladıkça insan olur.
Beşerden ve kendisini bilmekten bahsettim.
“Kendini bilmek.” İşte bunun üzerinde de senelerce düşünmek gerekir. Ben 40 yıldır düşünüyorum.
Zümer Suresi, 9. Ayet: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”
Burada elbette bilmek terimi bizim ders kitaplarında mevcut olan bilgilerin daha ötesinde bir mana taşır.
Ben kendini bilmekten öncelikle nefsini bilmek anlamını çıkartıyorum. Sevgili Peygamber Efendimiz (asm) “men arefe nefsehu, fekad arefe Rabbehu” buyurmaktadır. Kendini (nefsini) bilen, Rabbini bilir.” (Hadis-i Şerif)
“Nefsini bilen Allah’ı bilir.” Peygamberleri anlayanlar ve Peygamberleri bilenler de kendisini bilir. Peygamberleri anlayanların başında Allah Dostları gelmektedir. Bir Allah dostu Yunus Emre, “kendini bilmekle” ilgili ne güzel seslenmiş. Haydi dinleyelim.
İlim ilim bilmektir.
İlim kendin bilmektir.
Sen kendin bilmezsin.
Ya nice okumaktır.
İnsan hakkında ne kadar konuşsak azdır. “İnsan başıboş bırakılamaz.” Bunu herkes aklından çıkarmasın.
İnsan hakkında söyleyecek sözlerimiz şimdilik bu kadar. Buradan kitap konusuna geçelim.
Biliyorsunuz bizim bir Derneğimiz var ve adı İnsan Kitap ve Toplum Araştırmaları Derneği.
İnsanı kitapla buluşturmak ve ardından da toplumu oluşturan fertleri bilinçlendirmek ve “huzurlu aile ile güvenli toplum” idealine ulaşmak.
İşte bizim idealimiz bu. Bu ideale ulaşmak zor mu? Bu ideale ne kadar yakınız ya da ne kadar uzağız?
Bu toplumda suçlu da, suçsuz da içiçe yaşıyor. Esasında bu bir büyük tehlike.
Suçluyu ve suçsuzu bir toplumda birbirinden ayırmak ve tecrit etmek bu Dünya’da mümkün değil. Ancak Ahirette mümkün.
Bu Dünya’da “suçlular şu tarafa, suçsuzlar bu tarafa” demek mümkün değil. Herkes karışı vaziyette toplumda mevcut. Ancak Ahirette mümkün.
Yasin Suresi 59. Ayet: “Vemtâzûl yevme eyyuhel mucrimûn.” Bu bir hitaptır ve evet Yasin Suresi 59 ayette geçmektedir. Bu ayetin meali, bu hitabın manası şöyledir: “Ey mücrimler (suçlular)! Bugün ayrılın (bir kenara çekilin)” şeklindedir.
Bundan birkaç sene önce yazdığım bir şiirimde bu minvalde şöyle seslenmiştim.
YA-SİN / 59
Bir ayet Ahiretten önce kendisini gösterir, belli eder.
İşte bu masumları, burada bir nebzecik teselli eder.
Bir suçlu cezalandırılmak üzere konulduğunda hapse.
“Vemtâzûl yevme eyyuhel mucrimûn” ayeti tecelli eder.
Evet, toplumda suçlu da var, suçsuz da var. Toplumdaki suçsuzları hapse atmakla sorunu çözmek mümkün değildir.
Bu sorununun yani toplumdaki huzursuzluğun ve güvensizliği çözünü kendini bilen ilim ve irfan sahibi nesiller yetiştirmektir. İşte bizim derneğimizin ana maksadı budur.
Biz insanlarımızı kitapla buluşturmak suretiyle sorunların daha kolay çözüleceğine inanıyoruz.
Fakat bu toplumda kitap okuma oranları çok düşük. Ya %15 ya da %20 . Dünya toplumlarına kitap okuma oranları açısından baktığımızda, Avrupa’nın gelişmiş Ülkelerinde ve özellikle İskandinav Ülkelerinde (Danimarka, Norveç ve İsveç’te), Finlandiya’da, İzlanda’da kitap okuma oranları yüksek, toplumdaki fertler genelde bilinçlidir ve buralarda huzur ve güven hakimdir. Bir araştırmaya göre Avrupa Ülkeleri arasında İzlanda, %83 oranıyla, kitap okuyanların en yüksek orana sahip olduğu ülke olarak öne çıkmaktadır. İzlanda’nın bu yüksek okuma oranı, elbette Ülkedeki genel olarak okuma kültürüne bağlıdır. (“Üzüm üzüme baka baka kararır” diye bir atasözü vardır. Elbette insanlar birbirlerine bakarak kitap okumayı bir yöntem olarak benimserler.) Kitaplar, İzlanda kültürünün önemli bir parçası olduğu gibi, yine o kültürden kaynaklana bir alışkanlıkla insanlar, önemli günlerde birbirlerine kitap hediye ederler. İsviçre’de de kitap okuma oranı (%81) yüksektir. Lüksemburg ve Kuzey Avrupa Ülkelerinde kitap okuma alışkanlıkları yaygındır. Lüksemburg, %75 oranıyla dikkat çekiyor.
Şimdi de kitabını önemini anlatan birkaç mütefekkirin sözlerine ve en sonunda Yunus Emre’mizin bir şirine yer vererek sözlerime son vermek istiyorum.
“İnsanlar bir kitabın tüm hayatlarını değiştirebileceklerinin farkında değil.” (Amerikalı Aktivist Malcolm X)
“Kitap okuyamadan hayata meydan okuyamazsınız.” (Kahramanmaraşlı ŞairYazar Nuri Pakdil)
“Sana kitap hediye edeni unutma, sana kitap okuyanı hiç unutma." (Kahramanmaraşlı Şair Yazar A. Cahit Zarifoğlu )
“Cahillerin yanında kitap gibi sessiz ol.” (Hazreti Mevlana)
“Kitaplar çoğunlukla kitabı yazan kimselerin en iyi duygularını, en doğru düşüncelerini, en sağlam kanaatlerini, en temiz umut ve ülkülerini (ideallerini) taşırlar.” (Fransız Yazar ve Düşünür Victor Hugo)
“Allah’ım bana içi kitap dolu bir ev ile çiçek dolu bir bahçe ver.” (Çinli Filozof Konfüçyüs]
“İnsanlar kıyıcıydılar, kitaplara kaçtım." (Mütefekkir Yazar Cemil Meriç)
En son sözümüz:
Sular hep aktı geçti.
Kurudu vakti geçti.
Nice han nice sultan.
Tahtı bıraktı geçti.
Dünya bir penceredir.
Her gelen baktı geçti
Yunus Emre
Evet, bugün İnsan Kitap ve Toplum Derneğimizin tertip ettiği iftar yemeğinde hepinize sevgilerimi ve saygılarımı sunuyorum. Katıldığınız için teşekkür ediyorum.
Not: İnsan Kitap ve Toplum Derneği kurulalı daha 1 yıl bile olmadı. Elhamdülillah toplumuzunum her kesiminden insanı çeşitli etkinliklerde buluşturuyoruz. 26 Şubat 2026 tarihli iftarımız da geniş katılımlı, dostane ve birlik ve beraberlik içerisinde güzel geçti. İftara ait resimler de bu yazıyla birlikte gönderilmiştir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.