Uzman psikologdan aile vurgusu: Gençlerde öfke sinyalleri görmezden gelinmemeli
14 Nisan’da Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde, eski öğrenci olduğu belirtilen Ömer Ket, okula av tüfeğiyle rastgele ateş açarak 16 kişiyi yaraladıktan sonra intihar etti. Ülke henüz bu olayın şokunu atlatamadan ikinci olay 15 Nisan’da Kahramanmaraş’taki Ayser Çalık Ortaokulu’nda yaşandı. 14 yaşındaki 8’inci sınıf öğrencisi İsa Aras Mersinli, 9’u öğrenci, 1 ‘i öğretmen olmak üzere 10 kişiyi öldürdü, 6’sı ağır 20 kişiyi yaraladı. Mersinli de çıkan arbede sırasında kendi silahından çıkan mermiyle hayatını kaybetti. Peş peşe yaşanan bu iki olay, okullarda güvenlik önlemleri, bireysel silahlanma ve gençlerde artan öfke sorunlarını yeniden gündeme taşıdı. Gençlerdeki öfke ve şiddet nereden geliyor? Şiddetin önlenmesinde aile ve toplumun rolü nedir? Şiddetin arkasında hangi ihmal yatıyor? ve Küçük yaştaki çocuklar neden saldırganlaşıyor? Tüm bu soruların cevabını Uzman Klinik Psikolog Sümeyye Özcan Ulus’a cevapladı. İşte detaylar…

“ŞİDDETİN TEMELİNDE DIŞSALLAŞTIRILMIŞ ÖFKE YATIYOR”
Çocukların evlerinden sonra ikinci yuvaları olan okullarda, Siverek ve Kahramanmaraş’ta arka arkaya yaşanan olaylara ilişkin konuşan Uzman Klinik Psikolog Sümeyye Özcan, gençlerde artan öfke ve şiddet eğiliminin sebebine değindi. Gençlerde görülen şiddetin temelinde çoğunlukla “dışsallaştırılmış öfke” bulunduğunu söyleyen Özcan, “Peş peşe meydana gelen katliam olarak nitelendirebileceğimiz Siverek ve Kahramanmaraş örneklerinde olduğu gibi, gençlerdeki şiddetin temelinde genellikle dışsallaştırılmış bir öfke yatıyor. Genç, başarısızlık gibi kişisel hayal kırıklıklarını kendi sorumluluğu olarak görmek yerine, suçu sisteme veya otorite figürlerine yani öğretmenlere veya idarecilere atfeder. Bu durum, zamanla bir intikam arzusuna dönüşür. Ayrıca, dijital dünyada şiddetin bir ‘güç ve statü’ aracı olarak sunulması, kendini hayatta zayıf hisseden gencin silahlanarak sahte bir güç arayışına girmesinde azımsanmayacak bir etkisi vardır” ifadelerini kullandı.

Uzman Klinik Psikolog Sümeyye Özcan, “Takip ve erken müdahale eksikliği, şiddet vakalarının büyümesine neden oluyor” diyor.
AİLE BELİRLEYİCİ ROL OYNUYOR
Şiddetin önlenmesinde aile ve toplumun belirleyici rolüne işaret eden Özcan, “Aile, bir çocuğun duygusal regülasyonu öğrendiği ilk aşamadır” dedi. Aile içinde çatışmaların şiddetle çözülmesi veya gençlerdeki öfke sinyallerinin “geçici” denilerek görmezden gelinmesinin riskleri artırdığını kaydeden Özcan, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü, “Toplumun rolü ise şiddeti kesin bir dille reddetmektir. Silahın bir güç sembolü olarak görüldüğü veya sorunların kaba kuvvetle çözülmesinin sessizce onaylandığı bir toplumsal iklimde, gençler şiddeti meşrulaştırırlar. Siverek veya Kahramanmaraş vakasında olduğu gibi, silaha erişimin aile içinde veya çevrede bu denli normalleştirilmesi toplumun bu konudaki yozlaştığını gösterir.”

EN BELİRGİN İHMAL “TAKİP VE ERKEN MÜDAHALE”
Özcan, şiddet olaylarının arka planında en belirgin ihmalin, riskli davranışların zamanında tespit edilmesini sağlayacak “takip ve erken müdahale” sistemlerinin yeterince etkin işletilememesi olduğuna dikkat çekti. Özcan, özellikle bireysel silahlanmanın kontrol altına alınmasındaki yetersizliklere de işaret ederek, “Bireysel silahlanmanın denetlenememesi, sarsıcı bir ‘ihmal’ olarak bu trajedinin zeminini hazırlamış ve facia ile sonuçlanmıştır” diye konuştu. Bu durumun şiddet vakalarının etkisini artıran önemli bir yapısal sorun olduğunu kaydetti.

ÇOCUKLARDAKİ SALDIRGANLIK BİR ALARM SİNYALİ
Küçük yaştaki çocukların neden saldırganlaştığına da değinen Özcan, “Küçük yaşlardaki saldırganlık, aslında çocuğun kendini ifade ediş biçimlerinden biridir. Eğer bir çocuk temel ihtiyaçları olan sevilme, görülme ve onaylanma duygularından mahrum kalıyorsa ya da sürekli eleştiriye maruz kalıyorsa, bu değersizlik hissini başkalarına zarar vererek bastırmaya çalışır” diye ekledi. Şiddeti model alan çocukların vurma ve kırma gibi davranışları bir “var olma” yöntemi olarak benimsediğini ifade eden Özcan, “Çocuklardaki saldırganlık, aslında çevresindeki yetişkinlere ve sisteme verilmiş alarmdır” dedi.
Kaynak:Rüveyda Aslıipek
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.