Eyüp Kara
Gücümüz bu kadar
Avrupa’da bir kez daha boyumuzun ölçüsün aldık sevgili Ankara Ulus Gazetesi okurları. Büyüklerin dediği gibi “Edirne”den öteye gitmek yasak” misali tabiri caizse çuvalladık yine.
Galatasaray, Şampiyonlar Ligi’nde, Fenerbahçe Avrupa Ligi’nde sahne aldı. Aldıkları sahnede ışıltıları eksik, payetli pulları dökülmüş adeta sen demlerini oynayan sönük birer yıldız gibiydiler.
Galatasaray, Çarşamba akşamı İspanyolların güçlü temsilcisi Atletico Madrid karşısında ilk 24 takım arasına adını yazdırıp bir üst tura çıkmak için sahaya çıktı. Sarı kırmızılı takım istediği sonucu almaktan uzak bir oyun oynadı. Maç 1-1 biterken umutlar bir sonraki Manchester City maçına çevrildi.
Perşembe akşamı Fenerbahçe Avrupa Ligi’nde iddiasını sürdürmek için İngilizlerin başarılı ekibi Aston Villa karşısına 3 puan parolası ile çıktı. Fakat istediği 3 puan hevesi ve isteği bir sonraki bahara kaldı.
Şimdi bundan sonra her iki takımımız içinde yeni sayfa açmak yeni bir bahara uyanmak zamanı. Zor olsa da, imkansız gibi görünse de umut her zaman vardır. Umutlara tutunmak ve gelecek için güzel hayalleri kurmak için vakit geç değil.
Avrupa sahnesi her zaman zordur. Siz ne kadar yatırım yaparsanız, rakiplerini sizden daha fazla yatırım yaparak kadrolarını güçlendirip şampiyonluk yolunda sizden bir adım önde oluyor her zaman.
Bizim takımlarımızın yaptığı transferlere bakıyorum, birde rakiplerimizin transferlerine bakıyorum arada gece ile gündüz kadar fark var. Onlar geleceğe yatırım yapmayı planlarken, biz ise yaşı 30’un üzerine çıkmış yıldız adı altında geçinen oyuncuları transfer ediyoruz.
Galatasaray maçına dönecek olursak bence istenilen en az 1 puandı onu da almayı başardılar. Atletico Madrid daha iyi oynamasına karşın galibiyeti getirecek golü bulamadı. Bir de kendi kalelerine bir gol atarak Galatasaray’a adeta 1 puanı altın tepside hediye etti.
Galatasaray, iyi savunma yapmasına karşın forvet attı çok etkisiz ve yetersiz kaldı. Atletico Madrid savunması Victor Osimhen’e nefes aldırmadı. Hal böyle olunca golü atacak oyuncusu kalmayan sarı kırmızılılar rakibin hatası ile de olsa bir puana razı oldu.
Beni hayal kırıklığına uğratan Okan Buruk’un yorulan Osimhen yerine Mauro Icardi’ye süre vermemesi oldu. Gerçi Icardi o göbekle nasıl oynayacak diye soruyorsunuzdur muhtemelen. Onun cevabını da teknik heyete sormak lazım bu hale gelmesine nasıl izin verdiniz diye.
Neticede Galatasaray evinde bir puan alarak umutlarını bir sonraki oynayacağı Manchester City maçına taşıdı. Bakalım nasıl bir zorlu bir rakip karşısında deplasmanda nasıl bir sonuç alacaklar onu önümüzdeki hafta göreceğiz.
Fenerbahçe ise evinde Aston Villa karşısında fırsat tepti. Sarı lacivertliler savunmanın büyük hatası ile yenilmesine karşın özellikle ikinci yarıda yakaladığı gol fırsatlarını iyi değerlendirebilse en azından bir puan almamaları işten bile değildi.
Sarı lacivertliler Anderson Talisca ile bulduğu pozisyonları cömertçe harcamanın bedelini 3 puanı rakibine hediye ederek ödedi bana göre. Çünkü ikinci yarıda ortaya konulan futbola baktığımızda en az 1 puanı hak eden bir Fenerbahçe vardı.
Neticede Aston Villa güçlü bir takım ve İngiltere Premier Lig’de zirve mücadelesi veren bir ekip ve ligin şuan 3’üncü basamağında bulunuyor. Yani Fenerbahçe rakibi ile iyi bir mücadele verdi. Ezilmeden oynadı hatta biraz forvetleri dikkatli olsaydı bugün 3 puan sarı lacivertlilerindi olmadı. Artık kısmet mi dersin, nasip mi dersin ne dersen de ama umutları bir sonraki maçta…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.