Abdulkerim SOLAK

Abdulkerim SOLAK

Kış sebzelerini kışın yiyememek

2026 yılı Şubat ayı içerisinde bulunduğumuz şu günlerde, mevsim soğuklukları tüm gerçekliğini yüzümüze vurmaya devam ediyor. Kar yağacak mı diye ümit ederken, sağanak yağmur eşliğinde günü devirmek tüm Ankara halkına nasip oldu ve olmaya devam ediyor.

Özellikle yağmurlu ve rüzgarlı havalarda hastalanmamak için çok dikkat etmek gerekiyor. Hastalanmak bir yana dursun, hastalanıldığı zaman bir çorba yapayım demek lüks kaçıyor.

Son birkaç haftadır gezdiğim pek çok markette bu durumun gerçekliğini bir kez daha gördüm.

Kış ayının vazgeçilmezi olan sebze ve meyvelerin fiyatlarını görünce, acaba biz yaz aylarında mı yaşıyoruz diye kendimi düşünceye soktum.

Bir sebze alayım, bir çorba yaparım sıcak sıcak içerim diye düşünmeyin sakın. Çünkü cüzdanınızın alev alabileceği bir dönemde yaşıyoruz.

En kötüsünden; 10 lirayken burun kıvırdığımız taze soğanın 140-150 Türk Lirası fiyat etiketi ile marketlerde yerini alıyor olması; devlet baba yetiş tanzim satış başlat eylemine sürüklüyor insanı.

Biliyorsunuz bir dönem patates ve soğan satışları için insanlar tanzim satış hizmetinden faydalanıyordu. Sonra o da kalmadı.

O günkü piyasa şartlarında, gündemin o şekilde değişmesi lazımdı.

Ama şimdi zam aldık. Hepimizin parası var diyebiliyoruz veya dedirtiyorlar sanırım.

140 liraya bir patlıcan, 150 lira altına düşmeyen bir mantar, 90 lira altını görmeyen brokoli ve üç beş kuruş edecek karnabahar 50 liradan düşmedi ve kabak zaten 120 lira ile adeta beni alma diye dans gösterisi yapıyor.

Hal böyle olunca da marketten çıkıp eve geldiğinizde; bir salata yapayım dediğinizde elinizde sadece marul oluyor. Onu da yavan yiyebiliyorsanız tüketebilirsiniz.

Çünkü fiyatlar düşmüyor.

Oysa sosyal medyada belediyeler tarafından denetimler ne güzel yapılıyordu. Başkanlar zabıta eşliğinde market, market geziyor ve denetimlerini yapıyordu. Ama görülmeyen tek şey “fiyat etiketleriydi” sanırım.

Ticaret Bakanlığı’da fahiş fiyat uygulaması yapan marketlere cezai işlem uygulanacak lütfen bize bildirin demişti. Sonra belirli marketlerde Ramazan Bayramı’na kadar et ürünlerinde fiyatları sıfırladık denilince, marketlere karşı olan sempati arttı. Doğru çünkü 100 gram kıyma yiyebiliyor olduk.

Çünkü çok güzel anlaşıyoruz.

Ne güzel demişlerdi oysa; Biz bize yeteriz Türkiye’m. İşte biz bize yetemiyoruz bazen. Gerçekçi olmak gerekiyor.

Bir ay önce 10-20 liralara domates, biber, patlıcan, elma ve armut alırken; neden bu duruma getiriliyoruz? Kış sebzelerini kışın yiyememek düşüncesine itiliyoruz?

Ramazan ayının mübarekliğinden bahsederken; zam üstüne zam yapıyoruz ve bunu market fiyatlarında “dip fiyat” diye görselliyoruz.

Çünkü biz, bize yeterken birbirimizi seviyoruz ve aslında içerisinde bulunduğumuz durumdan hiçte hoşnut olmuyoruz.

Bu durum asla ve asla düzelmez.

Yaz ayı gelir, kiraz görmeyiz; kış ayı gelir, bir tas brokoli çorbası içemeyiz, karnabahar kızartması yiyemeyiz.

Çünkü biz halk olarak hep birbirimizi yemekteyiz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Abdulkerim SOLAK Arşivi