Saliha Yazan
Adaletin kadın yüzü
Ülkemizin uzun zamandır içini acıtan dosyalarından biri olan Gülistan Doku dosyasının yeniden açılması, sadece bir soruşturma hamlesi değil; aynı zamanda toplumsal hafızamıza yapılan güçlü bir dokunuş oldu. Yıllar boyunca karanlıkta kalan, cevapsız sorularla ağırlaşan bu dosya, şimdi bir kadın savcının kararlılığıyla yeniden gün yüzüne çıkıyor.
Bu adım, hukukun sadece metinlerden ibaret olmadığını; onu hayata geçiren insanların vicdanıyla anlam kazandığını bir kez daha gösterdi. Dosyayı yeniden ele alan kadın savcı, aslında yalnızca kayıp bir genç kadının izini sürmüyor. O, aynı zamanda toplumun adalete olan inancını da yeniden ayağa kaldırıyor. Çünkü bazı dosyalar vardır; kapanmaz, kapatılsa da unutulmaz.
Gülistan Doku’nun kaybolma hikâyesi de toplumsal yaramız olarak yıllardır varlığını sürdürüyordu. Toplum olarak savcımızın bu kararlı duruşu karşısında duyduğumuz saygı, sadece bir meslek başarısına değil, bir vicdan mücadelesine aynı zamanda. Kadın savcımızın sergilediği cesaret, içimizden geçirdiğimiz ama dillendiremediğimiz “adalet yerini bulmalı” düşüncemize ses oldu. Özellikle kadınların maruz kaldığı olaylarda çoğu zaman hissedilen çaresizlik duygusu, bu adımla birlikte yerini bir umuda bıraktı.
Bu gelişme bizlere, hukuk sistemine olan güvenin ne kadar kırılgan olduğunu, ama bir o kadar da yeniden inşa edilebilir olduğunu gösterdi. Çünkü adalet, sadece kararlarla değil, o kararlara giden yoldaki samimiyetle de ölçülür. Bu samimiyeti gösteren bir savcının varlığı, toplumda mutlaka ses getirir. Bugün sokakta konuşulan, sosyal medyada paylaşılan, evlerde fısıldanan şey tam da bu: “Demek ki hâlâ mümkün.”
Kadın savcımızın attığı bu adım, yalnızca bir dosyanın yeniden açılması değildir. Bu, hukukun hâlâ nefes aldığının, vicdanın hâlâ yön verdiğinin ve en önemlisi suskunluğun kader olmadığının kanıtıdır. Toplum olarak duyduğumuz saygı, bu yüzden bu kadar derin. Çünkü bu çaba, bize kaybettiğimizi sandığımız bir şeyi yeniden hatırlatıyor: İnanç.
Bizler için en kıymetlisi şu: bu dosya nasıl sonuçlanır bilinmez; ancak artık biliyoruz ki cesur ve vicdanlı birileri, en zor dosyalarda bile gerçeğin peşini bırakmıyor. İşte bu gerçek, adalete olan inancımızı yeniden filizlendirmeye yetiyor.
Sağlıcakla kalın…
Yer altındaki sessizlik, yeryüzündeki çığlık
02 Mayıs 2026 Cumartesi 01:00Bir okulun sessizliği
17 Nisan 2026 Cuma 01:00İnceliğin sessiz gücü
11 Nisan 2026 Cumartesi 01:00Sessizliğin içinde saklı bir hatıra
04 Nisan 2026 Cumartesi 01:00Yaşlılar Haftası
28 Mart 2026 Cumartesi 01:00Bir çınarın ardından
19 Mart 2026 Perşembe 01:00Bir milletin kalbinden yükselen marş
14 Mart 2026 Cumartesi 01:00Sınıfta başlayan korku, toplumda büyüyen utanç
07 Mart 2026 Cumartesi 01:00Pelerinsiz kahramanlarımız
28 Şubat 2026 Cumartesi 01:00Bir tercih meselesi
21 Şubat 2026 Cumartesi 01:00
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.