Aysel Ayşe Aygün Özer
Cebimizden eksilen sadece para değil
Bir ülkenin ekonomisini anlamak için bazen istatistiklere değil, insanların cümlelerine kulak vermek yeterlidir.
“Boş ver, seneye bakarız.”
“Şimdilik bunu almayalım.”
“Buna da zam gelmeden alsak mı?”
“Eskiden bu paraya neler alıyorduk…”
Son yıllarda hayatımızın içine yerleşen cümleler bunlar.
Ve dikkat ederseniz, değişen yalnızca fiyatlar değil.
Biz de değişiyoruz.
Daha önce düşünmeden yaptığımız bir alışverişi şimdi düşünüyoruz. Bir yere gitmeden önce yol masrafını hesaplıyoruz. Bir ihtiyacımız olduğunda hemen almak yerine erteliyoruz. Bir hayalin önüne fiyat etiketi koyuyoruz.
İnsan farkına varmadan kendi hayatının muhasebecisine dönüşüyor.
Ama asıl mesele burada başlıyor.
Çünkü sürekli hesap yapmak, yalnızca cebimizi değil, kararlarımızı da değiştiriyor.
İnsan zamanla “Ne istiyorum?” diye sormaktan vazgeçip “Neye gücüm yeter?” diye sormaya başlıyor.
İşte cebimizden eksilen sadece para değil.
Seçme özgürlüğümüzden de biraz eksiliyor.
Bir insanın istediği kitabı alamaması küçük bir mesele gibi görülebilir.
Bir kahveyi dışarıda içmeyi düşünmesi bile hesap gerektiriyorsa…
Hafta sonu ailesiyle bir yere gitmek “Acaba ne kadar tutar?” sorusuna dönüşüyorsa…
Bir genç, kazandığı parayla geleceğine dair plan yapmak yerine yalnızca bugünü kurtarmaya çalışıyorsa…
O zaman ekonomik mesele, rakamların çok ötesine geçmiştir.
Çünkü insanın hayatı sadece temel ihtiyaçlardan ibaret değildir.
İnsanın biraz da yaşamak, nefes almak, gezmek, üretmek, biriktirmek, hayal kurmak için paraya ihtiyacı vardır.
Ve bir toplumda insanlar yalnızca zorunlu ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken, hayatın diğer tarafları yavaş yavaş budanmaya başlar.
Sinemalar ertelenir.
Kitaplar ertelenir.
Geziler ertelenir.
Biriktirmek ertelenir.
Bazen evlenmek ertelenir.
Bazen çocuk sahibi olmak ertelenir.
Bazen “Bir gün yaparım” dediğimiz şeyler, farkına bile varmadan hayatımızdan silinir.
İşte bu nedenle pahalılığı yalnızca “kaç lira oldu?” üzerinden konuşmak eksik kalıyor.
Asıl sormamız gereken biraz daha derinde:
Fiyatlar yükselirken insanların hayatından neler eksiliyor?
Çünkü bazı kayıpların faturası market fişinde görünmez.
Ertelenen bir hayalin fiyatı yazmaz orada.
Bir gencin gelecek planının fiyatı yazmaz.
Bir ailenin birlikte geçiremediği zamanın bedeli yazmaz.
İnsanın yıllar sonra dönüp baktığında “Keşke o zaman yapabilseydim” diyeceği şeylerin de bir etiketi yoktur.
Bu yüzden ekonomik tabloya bakarken yalnızca paraya bakmayalım.
İnsana bakalım.
Çünkü bazen bir ülkenin gerçek ekonomik hikâyesi, insanların cebinde kaç lira olduğundan çok, o parayla artık neleri yapamadığında saklıdır.
Ve belki de en tehlikelisi şudur:
İnsan, bir süre sonra eksilmeye alışır.
Önce vazgeçer.
Sonra erteler.
Sonra alışır.
En sonunda da istemeyi bırakır.
İşte cebimizden eksilen sadece para değilse, asıl kaybettiğimiz şeyi fark etmek için biraz daha dikkatli bakmamız gerekiyor.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.