Emperyalizm asla onurlu yönetici istemez

Emperyalist ve kapitalist sistemin bir ahlakı, bir vicdanı, bir kırmızı çizgisi yoktur.

Onların tek dini çıkardır, tek hukuku güçtür.

Bu yüzden hiçbir ülkede şerefli, bağımsız, halkına yaslanan, akıllı ve birikimli bir yönetici istemezler. Çünkü böyle yöneticiler diz çökmeyi reddeder.

Ve emperyalizm diz çökmeyenleri affetmez.

Onların tercih ettiği yöneticiler bellidir:

İtaat eden olacak.

Sömürüye açık olacak.

Halkına karşı sert olacak.

Satın alınabilir, korkutulabilir, yönlendirilebilir olacak.

Sandıklar halk için değil, vitrin içindir.

Seçimler demokrasi için değil, meşruiyet üretmek içindir. Emperyalizm önce yöneticiyi belirler, sonra “seçilmiş” ilan eder. İtiraz eden halklar ya susturulur ya da birbirine kırdırılır.

Sonra ne olur?

Askeri üsler kurulur.

Topraklar parsellenir.

İstihbarat örgütleri cirit atar.

Ajanlar, yerli işbirlikçiler, fonlu STK’lar, satın alınmış medya ve akademiyle ülke içten çürütülür.

O ülke artık bir devlet değildir.

Bir üsse, bir pazara, bir deney alanına dönüşür.

Emperyalizmin kirli savaşlarının yedek gücü yapılır.

Karşı çıkanlara gelince…

Onlar için demokrasi biter.

İdamlar suikast başlar.

Şantaj devreye girer.

Ekonomik boğma, ambargo, iç savaş, darbe, linç…

Hepsi “özgürlük” ve “insan hakları” ambalajıyla sunulur.

Gazze’de Filistin’de, Yemen’de te yapılan katliamlar, Irak’ta, Suriye’de İran’da, Libya’da olanlar bir istisna değil, kuraldır.

Muammer Kaddafi ve oğlu sadece öldürülmedi; ibret olsun diye katledildi.

Çünkü teslim olmadılar.

Çünkü ülkenin petrolünü, parasını, onurunu küresel yağmacılara teslim etmediler.

Sonrası mı?

Irak diye, Suriye diye, Libya diye bir devlet kalmadı.

Kabileler, milisler, köle pazarları, yıkım…

İşte emperyalizmin “demokrasi” hediyesi.

Bugün baskı altında olan tüm ülkeler aynı tehditle karşı karşıyadır. Abluka, tehdit, kuşatma, iç karışıklık…

Ve içeride hâlâ “tarafsızlık”, “denge”, “ılımlılık” masalı anlatanlar var.

Bu bir saflık değil, ya cehalettir ya da ihanettir.

Bu koşullarda tarafsızlık yoktur.

Ya emperyalizmin karşısındasındır, ya da onun taşeronusundur.

Çözüm açıktır ve ertelenemez: Baskı altındaki halklar tek yürek olmak zorundadır.

Siyasi, sosyal ve toplumsal alanda birleşmeden, örgütlü bir direnç hattı kurmadan bu saldırılar durdurulamaz.

Parçalananlar yok edilir.

Bölünenler yönetilir.

Susturulanlar silinir.

Bu bir ideolojik tartışma değil, bir var olma meselesidir.

Ya birlikte direnilir, ya da emperyalizmin sofrasında lokma olunur.

Tarih affetmez.

Halklar hiç affetmez.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Zafer Çam Arşivi