Zafer Çam
Zenginlere, seçilmişlere verilen iftar denizdeki balığa su vermek gibidir
Ramazan ayı; paylaşmanın, dayanışmanın ve vicdanın diri tutulduğu bir zaman dilimidir.
Oruç yalnızca aç kalmak değildir; başkasının açlığını anlamak, yoksulun halini hissetmek ve sahip olduklarımızı bölüşmektir.
Bu yüzden iftar sofraları tarih boyunca en çok ihtiyaç sahipleri için kurulmuştur.
Fakat bugün baktığımızda ortaya çıkan manzara bambaşkadır.
Sarayvari salonlarda, lüks otellerde, ışıklar altında kurulan görkemli iftar sofraları…
Aynı masada seçilmişler, zenginler, bürokratlar, siyasetçiler ve ayrıcalıklı çevreler.
Davetiyeler seçilmişlere, ayrıcalıklılara ve zaten bolluk içinde yaşayanlara gidiyor.
Oysa bu sofralarda eksik olan tek şey Ramazan’ın ruhudur.
Zenginlere verilen iftar, denizdeki balığa su vermek gibidir.
Zaten tok olanı doyurmanın ne vicdana ne de toplumsal adalete bir katkısı vardır.
Bu, çoğu zaman bir iyilik değil; bir gösteri, bir fotoğraf karesi, bir siyasi vitrin çalışmasıdır.
Gerçek iftar; yetimin kapısını çalmaktır.
Gerçek iftar; yoksulun sofrasına bir tabak daha koymaktır.
Gerçek iftar; kimsesizin kapısında ışık yakmaktır.
Mazlumun, garibin, unutulmuşun yanında olmaktır.
Ama bugün ne yazık ki başka bir tabloyla karşı karşıyayız: Körler birbirini ağırlıyor.
Zenginler zenginleri davet ediyor, bürokratlar bürokratlarla buluşuyor, siyasetçiler kendi çevreleriyle fotoğraf veriyor.
Ramazan sofraları birer vicdan mekânı olmaktan çıkıp birer protokol etkinliğine dönüşüyor.
Oysa Ramazan protokol kaldırmaz. Ramazan statü tanımaz. Ramazan’ın kapısı en çok yoksula, en çok muhtaca açılır.
Tutulan oruçların değerini gösterişli sofralar değil, paylaşılan lokmalar belirler.
İftarın bereketi kameraların önünde değil, kimsenin görmediği sofralarda büyür.
Bugün yapılan birçok gösterişli iftar aslında tutulmayan oruçların görselidir.
Açlığın ne olduğunu gerçekten bilen biri, sofrayı yoksulla paylaşmadan huzur bulamaz.
Ramazan’ın ruhu lüks masalarda değil, mütevazı sofralarda yaşar. Çünkü iftar; Tokların Seçilmişlerin atanmışların zenginlerin birbirini ağırladığı bir davet değil, açların unutulmadığı bir merhamet çağrısıdır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.