Eceli gelen öküz kasabın bıçağını yalarmış

Anadolu’nun derin irfanından süzülen bir söz vardır: “Eceli gelen öküz kasabın bıçağını yalar.”

Bu söz yalnızca bir hayvan hikâyesi değildir; güç sarhoşluğuna kapılanların, zulmü alışkanlık haline getirenlerin ve kendini dokunulmaz sananların kaçınılmaz sonunu anlatır.

Tarih, kendisini yenilmez zanneden güçlerin mezarlığıdır.

Bir dönem dünyayı titreten imparatorlukların bugün sadece kitaplarda kaldığını görüyoruz. Roma da yenilmezdi. Persler de güçlüydü. İngiliz İmparatorluğu “üzerinde güneş batmayan” bir devletti.

Ama zulüm, kibir ve adaletsizlik büyüdükçe çöküş de kaçınılmaz oldu.

Çünkü tarihin değişmeyen bir kuralı vardır: Zulüm üzerine kurulan hiçbir düzen sonsuza kadar ayakta kalamaz.

Bugün dünyanın gözü önünde Orta Doğu’da yaşananlara baktığımızda, aynı kibri ve aynı körlüğü tekrar görüyoruz.

Katil Amerika tasmalı İsrail Yahudi devleti Kendilerini yenilmez görüyorlar.

müslümanlar birlik olmuyor.

Amerikayı İsrail’i basarda boğmuyor.

Gücüne güvenen Amerika ve İsrail devletler, askeri üstünlükle her sorunu çözebileceğini sanıyor.

Bombalarla susturulan şehirler, yıkılan evler, yetim kalan çocuklar ve acı içinde yaşayan halklar… Bütün bunlar insanlığın vicdanında derin yaralar açıyor.

Fakat tarih şunu da öğretir: Zulüm büyüdükçe direniş de büyür.

Baskı arttıkça öfke de birikir.

Ve gün gelir, kendini dokunulmaz sanan güçler, attıkları her adımla aslında kendi sonlarını hazırlarlar.

İşte tam da burada o atasözü yeniden akla geliyor: Eceli gelen öküz kasabın bıçağını yalar.

Ancak acı bir gerçek daha var. Bugün Müslüman dünyası parçalanmış durumda.

Aynı inancı paylaşan, aynı acıları hisseden milyonlarca insan var ama ortak bir irade, ortak bir güç ve ortak bir strateji yok.

Birbirleriyle rekabet eden yönetimler, siyasi hesaplar ve çıkar kavgaları yüzünden büyük bir coğrafya etkisiz hale gelmiş durumda.

Oysa mesele sadece öfke meselesi değildir.

Bağırmak, slogan atmak ya da sosyal medyada tepki göstermek tek başına bir şey değiştirmez.

Güç; bilimle, ekonomiyle, teknolojiyle, birlikle ve stratejiyle kurulur.

Bugün Müslüman dünyasının en büyük sorunu dış güçlerden önce kendi içindeki dağınıklıktır.

Eğer gerçekten adalet isteniyorsa, önce birlik inşa edilmelidir.

Eğer gerçekten zulme karşı durulmak isteniyorsa, güçlü toplumlar ve güçlü devletler ortaya çıkmalıdır.

Tarih bize şunu açıkça gösteriyor: Zulüm sonsuza kadar sürmez.

Ama zulme karşı durabilecek bir irade yoksa, adalet de kendiliğinden gelmez.

Belki de bugün herkesin kendine sorması gereken soru şudur:

Gerçekten güçlü olmak mı istiyoruz, yoksa sadece öfkemizi dile getirip sonra yeniden susmayı mı?

Çünkü tarih sadece zalimleri değil, sessiz kalanları da yazar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Zafer Çam Arşivi