Önlüklerimiz karaydı ama yüreklerimiz bembeyazdı

Önlüklerimiz karaydı evet…

Ama yüreklerimiz bembeyazdı.

Bugün kıyafetler renkli kalpler kinli.

Oklularda Saygının sevginin yeri nefret aldı.

Eli silahlı çocuklar sınıflara daldı.

O kara önlüklerin içinde büyüyen çocuklar, hayatın en sade ama en gerçek halini yaşıyordu.

Belki cebimizde harçlık yoktu, belki çantamız yeni değildi,

ama kalbimiz doluydu…

Sevgiyle, saygıyla, paylaşmayla doluydu.

Sabahın erken saatlerinde okula giderken annemizin hazırladığı bir parça ekmek, bir parça peynir bizim için ziyafetti.

O ekmeği tek başımıza yemezdik.

Mutlaka bir arkadaşımızla bölüşürdük.

Çünkü bize öğretilen ilk şey şuydu: “Tokken açın halinden anlamıyorsan, insan olamamışsın demektir.”

Biz arkadaşlığı menfaat için değil, yürekten kurardık.

Birbirimizin sırtını kollardık.

Düşen olursa kaldırırdık, ağlayan olursa sarılırdık.

Kimse yalnız kalmazdı o bahçelerde.

Öğretmen sadece ders anlatan biri değildi bizim için.

O, yol gösterendi, rehberdi, bazen bir anne, bazen bir baba gibiydi.

Onun bir bakışı yeterdi kendimize çeki düzen vermeye.

Korkudan değil…

Saygıdan.

Akşam olduğunda mahalle bambaşka bir dünyaydı.

Kapılar kilitlenmezdi, gönüller zaten açıktı.

Komşunun çocuğu bizim çocuğumuz gibiydi.

Bir evde pişen yemek, diğer eve de giderdi.

Çünkü biz paylaşmayı sadece sofrada değil, hayatta öğrenmiştik.

Biz yokluk gördük ama sevgisizlik görmedik.

Eksik büyümedik, çünkü kalplerimiz doluydu.

Şimdi her şey var gibi…

Ama o eski sıcaklık, o samimiyet, o içtenlik sanki bir yerlerde kayboldu.

Bugün çocukların sırtında en pahalı çantalar var, ellerinde en yeni telefonlar…

Ama gözlerinde o eski ışık yok.

Çünkü sevgi azaldı, ilgi azaldı, Bizim önlüklerimiz karaydı ama kir tutmazdı yüreğimiz.

Şimdi kıyafetler renkli ama kalpler yorgun, kalpler kırık.

Çünkü biz sevgiyi yaşayarak öğrendik, şimdi ise herkes sevgiyi anlatıyor ama yaşayamıyor.

Oysa hayatın özü çok basitti…

Bir selam, bir tebessüm, bir hal hatır sormak.

Birinin omzuna dokunmak, “Ben buradayım” diyebilmekti.

Bizim zenginliğimiz cebimizde değil, kalbimizdeydi.

Ve o zenginlik hiç eksilmedi.

Önlüklerimiz karaydı evet…

Ama o kara önlüklerin içinde tertemiz bir sevgi büyüyordu.

Şimdi dönüp bakınca anlıyoruz ki; asıl mesele ne giydiğimiz değilmiş…

Asıl mesele, neyi taşıdığımızmış.

Ve biz…

Yüreğimizde sevgiyi taşıyan son nesillerden biriydik belki de…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Zafer Çam Arşivi