Herkes yapay zekâ kullanırsa farkı kim yaratacak

Benim üniversite yıllarıma kadar bilgiye ulaşmak başlı başına bir beceriydi. Kütüphaneye giderdik, ansiklopedileri karıştırırdık veya bilen birine sorardık; bazen günlerce araştırırdık. Bugün ise cebimizdeki telefonla birkaç saniye içinde dünyanın bilgisini önümüze getirebiliyoruz. Hatta artık aramakla da uğraşmıyoruz; ne istediğimizi birkaç cümleyle anlatıyoruz, sistem bize bunu özetliyor, karşılaştırıyor, tablo hazırlıyor, hatta öneriler sunuyor. Bilgiye hiç bu kadar yakın olmamıştık.

Fakat tam burada ilginç bir durum ortaya çıkıyor: Cevaba ulaşmak kolaylaşırken doğru soruyu sormak zorlaşıyor.

Eğitim dünyası uzun yıllar boyunca doğru cevabı bulan öğrenciyi ödüllendirdi. Sınavlarda seçenekler hep belliydi, sorular önümüzdeydi, bizden beklenen doğru şıkkı işaretlememizdi. Oysa iş hayatı böyle değil. Masanıza çoğu zaman dört seçenekli bir problem gelmiyor. Bazen ortada sorunun ne olduğu bile tam olarak bilinmiyor. Önce problemi fark etmemiz, ardından doğru soruları sormamız ve ancak ondan sonra çözüm üretmemiz gerekiyor.

Yeni çalışma düzeni bizden yeni beceriler istiyor. Çünkü yapay zekâ destekli araçlar, arama motorları, veri platformları ve otomasyon sistemleri birçok cevabı saniyeler içinde bizlere verebiliyor. Bir raporun özetini çıkarmak, uzun bir metni sınıflandırmak, farklı seçenekleri karşılaştırmak ya da ilk taslağı oluşturmak artık eskisine göre çok daha kolay. Ancak teknoloji hâlâ sizden bir yön bekliyor. Ne aradığınızı bilmiyorsanız, önünüze gelen yüzlerce cevap arasında kaybolmanız da mümkün.

İş dünyasında da benzer bir değişim yaşanıyor. Geçmişte çalışanlardan ağırlıklı olarak verilen işi doğru biçimde tamamlamaları beklenirken, bugün şirketler problemi fark eden, süreçleri sorgulayan ve “Bunu neden böyle yapıyoruz?” diyebilen çalışanlara daha fazla ihtiyaç duyuyor. Çünkü rutin işlerin önemli bir bölümü otomasyona devredildikçe insanın değeri, sadece verilen görevi yerine getirmesinde değil; görülmeyeni görmesinde, bağlantı kurmasında ve yeni seçenekler ortaya koymasında belirginleşiyor.

Bu değişim ışığında kendimize tek bir soru sormamız gerekiyor: Çocuklarımızı ve gençlerimizi doğru cevapları ezberlemeye mi, yoksa doğru soruları bulmaya mı hazırlıyoruz?

Bence önümüzdeki dönemde eğitimin en önemli tartışmalarından biri bu olacak. Öğrenciye bilgiyi aktarmak elbette önemini kaybetmeyecek. Temel bilgi olmadan sağlam düşünmek de mümkün değil. Ancak bilgiye ulaşmanın saniyelere indiği bir dünyada; merak etmek, sorgulamak, kaynakları karşılaştırmak, yanlış bilgiyi ayıklamak ve bir probleme farklı açılardan bakabilmek iş dünyasında çok daha belirleyici hale gelecek.

Aynı durum kariyer için de geçerli. Geleceğin başarılı çalışanı her şeyi bilen kişi olmayabilir. Zaten her şeyi bilmek giderek daha imkânsız hale geliyor. Bunun yerine neyi bilmediğini fark eden, ihtiyaç duyduğu bilgiyi nereden bulacağını bilen ve elindeki araçlara doğru soruyu yöneltebilen kişiler öne çıkacak. Bir başka ifadeyle, mesleki gelişimin yeni anahtarı hafızamızı sürekli doldurmak değil, düşünme biçimimizi sürekli güncellemek olacak.

Buradaki hassas nokta, teknolojiyi kendimize rakip gibi görmemek. Hesap makinesi matematiği ortadan kaldırmadı; internet de öğrenmenin sonunu getirmedi. Bugün kullandığımız akıllı sistemler de insan düşüncesini gereksiz hale getirmek zorunda değil. Tam tersine, doğru kullanıldığında bizi tekrar eden işlerden kurtarıp daha fazla analiz etmeye, üretmeye ve yeni fikirler geliştirmeye yöneltebilir. Fakat bunun için direksiyonda hâlâ insanın olması gerekiyor.

Belki de eğitimden iş dünyasına kadar yeni dönemin en önemli değişimi burada yatıyor. Yıllarca “Cevabı biliyor musun?” diye sorduk. Şimdi biraz da “Sorunun ne olduğunu gerçekten anladın mı?” deme zamanı.

Çünkü cevapların ucuzladığı bir çağda, doğru soru her zamankinden daha değerli olacak.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İlhami Şahin Arşivi