Fatih Güler
İlklere imza attık
“Ben Sporcunun Ahlaklı Oluşunu Severim” Türkiye Cumhuriyetinin Ulu Önderi, Gazi Başkomutan ve Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk sözüyle başlamak istedim.
Bu yazım ki konusu futbol. İlk futbol kulübü, futbolun beşiği ülke denilen İngiltere’de kurulmuş ve hakikaten futbol medeniyeti bakımından İngiliz milleti dört dörtlük yaşadığından futbolun beşiği İngiltere dememekle herhangi bir nedende yok.
Osmanlı devleti de futbolu milletine aşılamak istemiş. O kadar ki futbol dergisi bile çıkartmış ve halk fazla ilgi göstermeyince birkaç hafta sonra baskısı kaldırılmış.
Daha sonra İstanbul’da sırasıyla futbol kulüpleri kurulmuş ve yenilikçi Türklerin futbola ilgisi özgürleşmeye başlamış. Daha sonra birkaç lig daha başlayarak Türk takımları da katılmış.
Futbolun asıl özelliklerinden birisi ise, işgal güçleriyle mücadele kurtuluş savaşından önce futbolla başlamış ve bizimkiler yenmiş.
Türkiye Cumhuriyetinin ilanı hemen öncesinde Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) kurulup cumhuriyetin ilanından birkaç ay sonrada FİFA’ya kabul edilmiş ve ilk maçını Romanya ile yapmış. Bir yıl sonra Türk takımların katıldığı Türkiye şampiyonası adı altında ilk turnuvayı yapmış.
1962 senesinde Türk milli takımı UEFA üyesi olmuş. TFF bünyesi altında 1934 yılından 1959 senesine kadar çeşitli adlar altında ligler düzenlenmiş.
1959 senesinde milli lig ismiyle resmi ligler başlamış. 1959 yılından bugünümüze ligleri sınıflandırılarak Avrupa ve dünya standardına girmiş. UEFA’da üst düzey olarak Türk yöneticisi bile görev aldı. O kadar ki, bugünkü VAR Sistemini istemeyen bir başka Türk yöneticisi de UEFA başkanlığına resmen aday oldu.
1987 ile 2002 yılları arasında Türk futbolu altın çağını yaşayarak Akdeniz oyunlarında Ümit Milli Takımı finalist oluyor, A Milli Takım Dünya Kupasına katılarak dünya üçüncüsü oluyor, Avrupa Şampiyonasına katılıyor, çekilen kuralarda birinci torbada yer alıyor, kulüpler bazında da bir erkek futbol kulübü Şampiyon Kulüpler Kupası finallini hakem hatasıyla kaçırıyor, UEFA Kupası ve Süper Kupayı alarak kulüpler dünya sıralamasında birinci sıraya kadar yükseliyordu. Sürekli hakem hatalarıyla da önü kesildi.
2002 yılından sonrasında erkek A Milli Takım iki defa Avrupa şampiyonasına ve bir defa da Dünya Kupasına katıldı.
Kulüpler bazında ise bir iki kulüp çeyrek final oynadı.
Türkiye Kupası, Lig Kupası ve Süper Kupa ülkemizde alınan bu dönemler ki kupalar. Önceleri ise Cumhurbaşkanlığı Kupası, Başbakanlık Kupası, TSYD Kupası vardı.
Beş lig şampiyon olana bir yıldız verilir ve formaların göğüs bölümünde yer alır. Bir futbol kulübünün 2 yıldızdan 5 yıldıza çıkartmasının haklı olup olmadığını yazımın üst bölümünde anlaşıldı umarım.
Futbola ilginin çok fazla olmasının sonucu siyasetini de futbolun içine çekiyor ve o kadar ki muhalefetin seçilirsek futbolda ofsayt olmayacak vaat cahilliğinden tutun, hükümetin futbola her türlü kancayı takmasına kadar uzanır.
Ülkede futbola ilgi yüzde 75 olmasına rağmen ülkede sadece 4 takımın stadı dolu oluyor ve her takımın yıldız oyuncusu olmamasına rağmen Avrupa’da tüm statlar tıka basa dolar. Belki maddiyat farkı vardır.
Dünden bugüne değişik takımlara değişik yöneticiler geldi. Biri bombacı oldu, öbürü saate kafayı taktı, diğeri heyecandan yerinde duramadı ama genelde futbolun içinden gelinmedi. Şirketlerinden azar diyen takımların başına geçti. Çünkü 4 takımın başkanı olmak herhangi hükümetin bakanı olması gibidir. 4 takımın dilleri Avrupa finali der, icraatları başka davranır.
Birazda hakemlerden söz edelim. Her maçın tek mağlubu vardır oda hakemler. Takımlar yenilse suçlu hakem ama yense kahraman sadece kendileridir. VAR Sistemi hakemlere de ve futbol adaletine de büyük katkı sağladı. Hakem hatalarına rağmen iki takım şampiyon olmuştur. İnsanları ve takımları yıpratmaları için hakem hataları sahadaki gözler önünden ziyade gözler arkasında oluyor, oldu ve olacak. Masada demiyorum bakın, sahada diyorum. Zaten masanın önü arkası sahadır.
Bu Dünya Kupası da bitti ve ilklerin takımı olduk. Her elenen istifa etti ama biz hariç ve her takımın Cenk Tosun gibi forveti vardı ama gene biz hariç.
Bu arada, UEFA ve FİFA format bakımından futbolun kalitesini düşürmek için elinden geleni yapıyorlar.
Dünyanın ne kadar küçük tesadüflerle olduğunu bu Dünya Kupası finali hepimize bir daha gösterdi.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.