Arka plandaki hayat

Türkiye ve dünyada her gün diziler ve filmler çevriliyor, her akşam izleniyor, siyasette satranç oyunları onanıyor, dünyada kim kimi neden öldürüyor belli değil. Bütün bunlar gözler önünde oluyor.

Peki gözler önünde olmayanları bakalım mı beraber. Tamam bakalım. Gözler önünde olanla ve olmayanla bir fark var mı ya da yok mu yazacaklarımdan sonra siz karar verin.

İki binli yılların başında bir abimle tanıştım. Aslen Edirneli ama Meksika’da yaşıyordu. Trafik kazasında sol bacak ve sağ kolunu kaybetmiş.

Benden beş yaş büyüktü ve bu abim bana gözüm derdi hep. İnternet radyosu vardı ve şiirlerimi okurdu. Babası vefat etmiş ve annesiyle yaşıyordu. Bide evli abisi vardı. Bu abimle dost olarak sırlarımızı verirdik. Gözüm dedi, sana mektup göndereceğim emailine ama ben öldükten sonra abime verene kadar okumayacaksın. Anlaştık ve iki yıl sonra iletişim alamadım bir ay.

Her gün merak ediyordum ama ortak arkadaşlara sormak korkuyordum. Bir ay sonra sorunca acı haberini aldım ve ölüm nedeni haplarmış. Başka deyişle intihar. Neyse, mektubu abisine göndermeden önce okudum. Sen okuma demedi. Mektubun içinden yengesi çıktı. Tehdit, tahrik, şantaj ve iftira, dayak ve yalan. Abisiyle yakın olmak için dost oldum. Şeytandan mutsuz olduğunu gördüğüm anda mektubu gönderecektim. Bana gerek kalmadan altı ay sonra boşandılar.

İki binli yılların ortalarında internetten tanıştığım on iki yaşındaki kızın dört kişilik ailesi vardı. Erkek kardeşi sekiz yaşında idi. Adam her akşam arkadaşlarıyla sabaha kadar içki içerdi. Bu kızcağız, beni dinleyip anlayan tek insan sensin diyerek derdini her akşam bana yazardı. Her akşam erkeklerle kafayı çeken bu adam kendisini ve annesini dedesinden kıskanıyormuş. Karşı komşusu annesine, benden duymuş olma ama evinizi kötü yerlere benzetenler var demiş.

Maalesef birkaç defa kötü de davranmışlar. Bu adamın çaresinde asla evlenmem ama böyle devam ederse ya o ölür ya da ben dedikten beş ay sonra arabanın önüne atlayarak iki bacağı da koptu. Artık yeter diyen annesi çocuklarıyla dedesinin yanına yerleşti ve sadece bir ay sonra babası dedesini öldürerek cezaevinin yolunu tuttu ve annesi de çocuklarına bakmak için kötü yola düştü. Kız acılardan sekiz sene önce vefat etti. Kardeşi de annesinin yanında güvenlikçi olarak çalışıyor okumak istemediğinden.

Program yapımcılığımı kimden ve nasıl duyduysa. Mesajında Engelli birey arkadaşının üvey ailesi tarafından acımasızca dövüldüğünü yazıyordu.

O engelli birey arkadaşıyla yıllar öncesinden tanışıyorduk. Sadece spastik engelliydi. Meşhur yazardı. Televizyon kanallarına çıkmış, radyo programlarına katılmıştı. Kitabı basılmıştı.

Bana kendisinin sosyal medya hesabının şifresini bile verdiydi ama ailesinin üvey olduğunu söylemedi veya söyleyemedi. Sürekli hasta olduğunu yazardı bana. Aile bayağı zengin olduğu belliydi.

Ama bu bir gün bana bir şey ima etmeye çalıştıydı fakat üstünde durmadıydım. Bugün içimden acaba ima etmeye çalıştığı konu o muydu diyerek keşke ima ettiğinin üstünde dursaydım diyorum.

O arkadaşı bana mesaj attığı andan itibaren onu bulmaya çalıştım fakat sosyal medya hesabını kapatmıştı ve bugün ismini bile unuttum. Şu an akıbeti nedir bilmiyorum.

O arkadaşının ismini de zaten ilk günden unuttuydum. Çok yıllar önce bir ablamla daha tanışarak abla kardeş olduk.

Dört yaşında ateşli hastalık geçirmesinden kaynaklanan belden aşağı tutmayan bir ablamdı. Şairdi ve internet radyosu vardı.

Ben kendisine aba, rahmetlikte bana kardeşim derdi. Ekonomist okumuş fakat iş bulamamış.

Yerel dergide yazarlık yapardı. Köşesinde benle röportaj yaptıydı. Günlük zamanın yarısını engelliler konusu üzerine ayrılırdı.

Engelli bireylerin ve hatta bazı engelli birey ailelerin can dostuydu. İçindeki fırtınaya aldırmadan yüreğiyle herkese papatya dağıtırdı.

Annesiyle yaşıyordu ve annesi vefat edince bazen yalnız, bazen de kardeşiyle yaşıyordu. Kardeşi döverek hastanelik etmiş. Bu haberi duyunca bende bu rahmetlik ablama şiir yazdım.

Rahmetlik ablam da düzelince ağlayarak kendi internet radyosunda bu şiirimi seslendirdi ve bende birisine slayt videosu yaptırdım.

Rahmetlik ablam bir süre daha yalnız yaşadıktan sonra yaşadığı il dışında başka yerdeki engelli bakımevine yerleştirildi kendi dostlarının dostane gayretleriyle. Burada birkaç ay yaşadıktan sonra vefat etti.

Vefat etmeden birkaç hafta önce yazışırken burada çok iyi olduğunu, internetten engelsiz bireyle tanıştığını, bununla evlenme planları olduğunu, fakat bu işsiz olduğunu, iş bulamazsa evlenemeyeceklerini söylediydi. Rahmetlinin sosyal medya hesabına başsağlığı mesajı yazdım.

Birkaç dakika sonra yengesi beni ekleyince kabul ettim. Kabul eder etmez hem mesajla, hem de paylaşımlarından birine yorum yazarak, onun hayatını fazla araştırma diye yazdı.

Bende buna cevap yazdım da ama ne yazdığımı unuttum valla ve iki gün sonra bu yengesini engelledim zaten. Evet okurlar. Yani demem o ki hayat sadece gündemin önündekiyle sınırlı değil. Yani gündemin arka plandaki hayat toplumun ta kendisi.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Fatih Güler Arşivi

Sevgi

02 Nisan 2026 Perşembe 11:15