Eyüp Kara
Yenilginin ardında Montella faktörü
A Milli Futbol Takımımız 24 yıl aradan sonra katıldığı Dünya Kupası’na iyi başlamadı. Ay Yıldızlılarımız ilk maçında gruptaki yolunu şekillendirecek olan maçta Avusturalya karşısında hayal kırıklığı yaratıp sahadan 2-0 yenik ayrıldı.
Doksan dakika boyunca yüzde 70 topa sahip olmamıza karşın net pozisyon bulamayan bir milli takımda elbette ilk sorgulanması gereken ilk kişi teknik direktördür. Bu dünyanın her yerinde böyledir. Çünkü takımı sahaya süren ve taktik veren kişisin neticede.
Evet uzun yıllardır hasret kaldığımız Dünya Kupasını İtalyan teknik adam Vincenzo Montella ile kavuştuk ama ortaya koyduğumuz pek umut vermedi bana. Evet turnuva maçlarında ilk maçlar her zaman sürprize açıktır ama bizimkisi biraz sürprizden öte oldu. Şimdi burada Montella ile ilgili birkaç kelime yazmak istiyorum.
A Milli Takım'ın Avustralya karşısında aldığı mağlubiyetin ardından eleştirilerin odağında doğal olarak teknik direktör Vincenzo Montella da yer alıyor. Futbolda galibiyetler kadar yenilgiler de teknik adamların hanesine yazılır ve bu maçta İtalyan çalıştırıcının tercihleri ciddi şekilde sorgulanmayı hak ediyor.
Öncelikle Montella'nın maç öncesi oyun planının sahaya tam olarak yansımadığı görüldü. Rakibin fizik gücü ve mücadele kapasitesi bilinirken, Türkiye'nin orta sahada zaman zaman sayısal ve fiziksel olarak eksik kaldığı gözlendi. Bu durum, Avustralya'nın oyunu istediği bölümlerde kontrol etmesine olanak sağladı.
Bir diğer eleştiri konusu ise kadro tercihleri oldu. Form durumları ve oyuncuların birbirleriyle uyumu konusunda yapılan bazı seçimler, maç ilerledikçe soru işaretlerini artırdı. Teknik direktörlerin en önemli görevlerinden biri, oyuncularının güçlü yönlerini öne çıkaracak bir sistem oluşturmaktır. Ancak bu karşılaşmada bazı futbolcuların kendi özelliklerini sahaya yansıtmakta zorlandığı görüldü.
Montella'nın maç içindeki hamleleri de beklentileri karşılamadı. Oyun rakibin lehine dönmeye başladığında daha erken müdahale edilmesi gerektiğini düşünenlerin sayısı az değil. Futbol artık kulübeden yönetilen bir oyun haline geldi. Doğru zamanda yapılan değişiklikler maçın kaderini değiştirebilirken, geciken kararlar rakibin üstünlüğünü pekiştirebiliyor.
Bununla birlikte, tüm sorumluluğu Montella'nın üzerine yıkmak da adil olmaz. Sahada mücadele eden oyuncuların performansı, bireysel hatalar ve Türk futbolunun kronik sorunları da bu sonucun oluşmasında etkili oldu. Ancak milli takım teknik direktörlüğü, tam da bu tür zor anlarda fark yaratabilme makamıdır. Bu nedenle eleştirilerin önemli bir kısmının Montella'ya yönelmesi kaçınılmazdır.
Vincenzo Montella, göreve geldiği günden bu yana milli takıma belirli bir oyun kimliği kazandırmaya çalıştı ve zaman zaman bunun olumlu sonuçları da görüldü. Ancak Avustralya karşısındaki yenilgi, rakibe göre plan yapma, maç içi esneklik ve doğru hamleler konusunda eksikler bulunduğunu ortaya koydu.
Sonuç olarak bu mağlubiyet yalnızca oyuncuların değil, teknik heyetin de kendisine dönüp bakması gereken bir sonuçtur. Montella'nın en büyük sınavı ise bu eleştirilerden sonra nasıl bir reaksiyon vereceği olacaktır. Başarılı teknik adamlar hatasız olanlar değil, hatalarından ders çıkarıp takımlarını daha ileri taşıyabilenlerdir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.