Aysel Ayşe Aygün Özer
Terörsüz Türkiye mümkün mü?
Terör, bu ülkenin yalnızca güvenliğini değil; ekonomisini, demokrasisini, toplumsal huzurunu ve geleceğe dair umutlarını da yıllarca ağır bir yük altında bıraktı. Binlerce şehit, binlerce gazi, yarım kalan hayatlar ve dinmeyen acılar... Bu nedenle "Terörsüz Türkiye" hedefi, günlük siyasi tartışmaların ötesinde, milletin ortak beklentisi ve devletin en temel sorumluluklarından biridir.
Ancak böylesine kritik bir süreç, hamasi söylemlerle değil; kararlılık, şeffaflık ve milletin güvenini esas alan bir anlayışla yürütülmelidir. Toplumun beklentisi nettir: Verilen her sözün arkasında durulmalı, atılan her adım kamuoyuna güven verecek şekilde atılmalıdır. Çünkü bu millet, geçmişte umutla başlayıp hayal kırıklığıyla sonuçlanan süreçlerin bedelini fazlasıyla ödemiştir.
Terörle mücadele, siyasi çıkarların malzemesi yapılabilecek bir konu değildir. Şehitlerin emaneti, günlük polemiklerin üzerinde tutulmalıdır. İktidarın da muhalefetin de bu meselede sorumluluğu büyüktür. Milli güvenlik söz konusu olduğunda, kısa vadeli siyasi hesaplar değil, devlet aklı ve milletin ortak menfaati öne çıkmalıdır.
Bugün herkes aynı sorunun cevabını arıyor: Türkiye gerçekten terörün tamamen sona erdiği bir döneme mi giriyor, yoksa yeni bir sürecin belirsizlikleriyle mi karşı karşıya? Bu sorunun cevabını verecek olan sözler değil, atılacak somut adımlardır. Güven, açıklamalarla değil; sonuçlarla inşa edilir.
Terörün olmadığı bir Türkiye, sadece güvenlik açısından değil; yatırımın arttığı, gençlerin geleceğe umutla baktığı, üretimin güçlendiği ve toplumsal huzurun kalıcı hâle geldiği bir Türkiye demektir. Bunun gerçekleşmesi ise yalnızca devlet kurumlarının değil, siyasetin tamamının ortak sorumluluğudur.
Millet artık slogan değil, sonuç görmek istiyor. Verilen her kararın, yapılan her açıklamanın tek bir ölçüsü olmalıdır: Türkiye'nin huzuru, birliği ve geleceği. Eğer gerçekten "Terörsüz Türkiye" hedefleniyorsa, bunun yolu günü kurtaran söylemlerden değil; hukuk içinde, devlet ciddiyetiyle ve milletin güvenini sarsmayacak bir iradeyle hareket etmekten geçer.
Çünkü tarih, söylenenleri değil; başarılanları yazar.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.