Aysel Ayşe Aygün Özer

Aysel Ayşe Aygün Özer

Bir bakanın sormaması gereken soru: "Neden kurtulduk?"

Milli Eğitim Bakanlığı'nın yeni müfredatta "Kurtuluş Savaşı" ifadesi yerine "Millî Mücadele" kavramını kullanmayı değerlendirdiğine ilişkin haberler ve Bakan Yusuf Tekin'in, "Neden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı" sözleri, yalnızca eğitim dünyasında değil, milletin ortak hafızasında da ciddi bir tartışma başlatmıştır.

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, "Kurtuluş Savaşı" ifadesi herhangi bir ideolojik slogan değildir. Bu isim, tarihî gerçeklerin ortaya çıkardığı ve milletin benimsediği bir kavramdır. Çünkü bu millet; işgal edilen şehirlerini, yakılan köylerini, parçalanmak istenen vatanını ve bağımsızlığını kaybetme tehlikesini yaşayarak bir kurtuluş mücadelesi vermiştir. Bugün Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığı, o mücadelenin sonucudur.

Peki gerçekten "Ne den kurtulduk?"

Bu sorunun cevabı tarih kitaplarında açıkça yazmaktadır.

Mondros Mütarekesi'nin ardından Anadolu'nun dört bir yanı işgal edildi. İzmir'e Yunan ordusu çıktı. Güney illeri Fransız ve İngiliz kuvvetlerinin kontrolüne girdi. İstanbul fiilen işgal edildi. Osmanlı Devleti, siyasi ve askerî iradesini büyük ölçüde kaybetmişti. Ardından Sevr Antlaşması'yla Türk milletine küçücük bir coğrafya bırakılmak istendi. Bütün bunlar tarihî belgelerle sabittir.

İşte Türk milleti bundan kurtuldu.

Vatanın paylaşılmasından kurtuldu.

İşgal ordularından kurtuldu.

Sevr'in zincirlerinden kurtuldu.

Esaret planlarından kurtuldu.

Bağımsızlığını kaybetmekten kurtuldu.

Dolayısıyla "Kurtuluş Savaşı" adı, tarihî olayların doğal sonucudur. Bunun yerine başka bir kavramı yerleştirmeye çalışmak, toplumun ortak hafızasında haklı olarak soru işaretleri oluşturacaktır.

Elbette "Millî Mücadele" kavramı da doğrudur. Tarihçiler bu ifadeyi uzun yıllardır kullanmaktadır. Ancak "Millî Mücadele", sürecin genel adıdır; "Kurtuluş Savaşı" ise o mücadelenin bağımsızlıkla sonuçlanan askerî ve siyasî boyutunu ifade eden yerleşmiş tarihî isimdir. Bu iki kavram birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan kavramlardır. Birini diğerinin yerine koymaya çalışmak, gereksiz bir tartışma üretmekten başka bir sonuç doğurmaz.

Osmanlı Devleti elbette bizim tarihimizdir. Şanlı zaferleriyle de, acı yenilgileriyle de bu milletin ortak mirasıdır. Hiç kimse Osmanlı'yı inkâr etmemektedir. Ancak Osmanlı'nın son döneminde yaşanan askerî yenilgileri, işgalleri ve devletin içine düştüğü ağır şartları da görmezden gelemeyiz. Tarih, hoşumuza giden bölümleri seçerek okunmaz; olduğu gibi kabul edilir.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın görevi, tarihî kavramları tartışmalı hâle getirmek değil; tarihî gerçekleri bilimsel veriler ışığında gelecek nesillere doğru aktarmaktır. Eğitim sistemi, milletin ortak değerlerini güçlendirmeli; yeni kutuplaşmaların kapısını aralamamalıdır.

Bir milleti ayakta tutan yalnızca ordusu veya ekonomisi değildir. Ortak hafızası, ortak dili ve ortak tarih bilincidir. O hafızayı oluşturan kavramlarla sürekli oynamak, gelecek nesillerin geçmişi sağlıklı anlamasını zorlaştırır.

Bu nedenle bugün asıl sorulması gereken soru şudur:

Kurtuluş Savaşı'nın adını değiştirmek Türkiye'ye ne kazandıracaktır?

Bu soruya toplumun büyük çoğunluğunu tatmin edecek makul bir cevap verilmediği sürece, yapılan her değişiklik tarihî bir gereklilikten çok, ideolojik bir tercih olarak değerlendirilmeye devam edecektir.

Çünkü Kurtuluş Savaşı, sadece bir ders kitabındaki başlık değildir; bağımsızlığını canı pahasına koruyan bir milletin hafızasına kazınmış tarihî bir destanın adıdır. Bu destanın adı değiştirilmez; gelecek nesillere bütün gerçekliğiyle anlatılır.

"Tarih, siyasi tercihlere göre yeniden isimlendirilemez. Çünkü milletlerin hafızası, kelimelerle değil, o kelimelerin temsil ettiği fedakârlıklarla yaşar. 'Kurtuluş Savaşı' adı, yüz binlerce şehidin ve gazinin emanetidir. O emaneti değiştirmeye değil, gelecek nesillere doğru anlatmaya ihtiyacımız var."

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Aysel Ayşe Aygün Özer Arşivi