Aysel Ayşe Aygün Özer

Aysel Ayşe Aygün Özer

Karma eğitimi hedef almak

Türkiye’de eğitim sistemi, bilimsellikten ve çağdaş normlardan uzaklaştırılmaya çalışılan ideolojik hamlelerle her gün yeni bir sınav veriyor. Bunun son ve en tehlikeli örneği, HÜDAPAR milletvekillerinin TBMM’ye sunduğu "karma eğitimi" hedef alan kanun teklifi oldu. Meclis çatısı altındaki bu partinin vekilleri, okullarda kız ve erkek öğrencilerin ayrılmasını öngören bir düzenleme isteyerek, modern eğitimin en temel harcına göz diktiklerini açıkça ilan ettiler. Gerekçe olarak da karma eğitimin "tek tip insan yetiştiren ideolojik bir dayatma" olduğunu iddia ettiler.

​Asıl sormamız gereken soru çok net: Toplumu cinsiyet üzerinden bölen, kadını ve erkeği daha çocuk yaşta birbirine yabancılaştıran bu karanlık teklifleri sunma cesareti nereden alınıyor?

​Bu cesaret, elbette eğitim sisteminin uzun süredir kurucu ilkelerinden koparılmasından; laikliğin ve kadın-erkek eşitliğinin her fırsatta aşındırılmasından alınıyor. "Eğitimde esneklik" ya da "ihtiyaçlara göre sınıf açma" gibi masumlaştırılmış ambalajlarla sunulan bu hamle, aslında pedogojik bir ihtiyaç değil, tamamen ideolojik bir toplum mühendisliğidir.

​Peki, insanları, hele ki henüz reşit bile olmamış çocukları yan yana getirmekten niye korkuyorlar? Amaç ne?

​Karma eğitim, sadece sıralarda yan yana oturmaktan ibaret bir sistem değildir. Kadın ve erkeğin hayatın her alanında eşit ortaklar olarak var olabilmesinin, birbirine saygı duymasının, birlikte üretmesinin ve uygar bir toplum inşa etmesinin ilk adımıdır. Çocukları cinsiyetlerine göre ayırmak; toplumsal hayatı, iş dünyasını ve sokağı da kadınlar ve erkekler olarak ikiye bölmek istemektir. Kadını toplumsal hayatın dışına itmek, onu görünmez kılmak isteyen zihniyetin ilk laboratuvarı her zaman okullar olmuştur.

​Bizler, çocuklarımızı yapay zekayla yarışacak, bilimin ışığında dünyayı okuyacak nesiller olarak yetiştirmeyi tartışmamız gerekirken; hala Orta Çağ karanlığını andıran "kız-erkek ayrılsın mı?" tartışmalarının içine çekiliyoruz. Bu ülkenin geleceği, çocukları birbirine düşman gözüyle bakan, karşı cinsi bir tehdit veya tabu olarak gören yalıtılmış duvarlar arasında kurulamaz.

​Unutulmamalıdır ki, bu ülkenin harcında kadın ile erkeği omuz omuza getiren, cephede de mecliste de okulda da eşit kılan Cumhuriyet’in kurucu iradesi vardır. Eğitimde eşitlik ve karma sistem, siyasi pazarlıkların ya da marjinal grupların ajandalarının mezesi yapılamayacak kadar hayati bir kırmızı çizgidir.

​Bugün sessiz kalınan her "ayrıştırma" adımı, yarın çocuklarımızın geleceğinden çalınan koca bir karanlığa dönüşecektir. Bu tehlikeli cesarete karşı durmak, sadece eğitimin değil, bu ülkenin bir arada yaşama iradesinin de namus borcudur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Aysel Ayşe Aygün Özer Arşivi