Aysel Ayşe Aygün Özer

Aysel Ayşe Aygün Özer

Çocuklarımız bunu hak ediyor

Geçtiğimiz günlerde yolum, yapımı devam eden Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesindeki bir hafızlık Kur'an kursunun önünden geçti. İnşaat alanındaki tanıtım tabelasında projeye ilişkin ayrıntılar yer alıyordu. Spor salonları, konferans salonları, sosyal etkinlik alanları, dinlenme bölümleri ve gençlerin sosyal gelişimini destekleyecek birçok imkân planlanmıştı.

Bu satırları okurken aklımdan geçen ilk düşünce, "Ne güzel düşünülmüş." oldu. Ardından ise daha önemli bir soru belirdi:

Neden devlet okullarında eğitim gören milyonlarca çocuğumuz da aynı imkânlara sahip olmasın?

Bu yazı bir kurumu eleştirmek için değil, iyi bir örneğin çoğalmasını istemek için kaleme alındı. Çünkü çocuklarımızın hangi kurumda eğitim aldığı değil, nasıl bir eğitim ve sosyal ortamda yetiştiği geleceğimiz açısından çok daha önemlidir.

Bugün devlet okullarında görev yapan öğretmenler büyük bir özveriyle çalışıyor. Okul yöneticileri de çoğu zaman sınırlı imkânlarla en iyisini yapmaya gayret ediyor. Bu nedenle mesele, öğretmenlerin ya da okul idarelerinin çabası değildir. Mesele, çocuklarımıza sunulan fiziki ve sosyal imkânların her okulda aynı seviyeye ulaştırılamamasıdır.

Bir öğrencinin gelişimi yalnızca ders kitaplarıyla sınırlı değildir. Spor yaptığı salon, kitaplarla buluştuğu kütüphane, sanatla tanıştığı atölye, arkadaşlarıyla güven içinde vakit geçirdiği sosyal alanlar da eğitimin ayrılmaz bir parçasıdır. Kendini ifade edebilen, üreten ve özgüven sahibi bireyler ancak bu ortamlarla yetişebilir.

Veliler ise eğitim-öğretim yılı başladığında çoğu zaman okulların eksiklerini tamamlamak için destek oluyor. Kimi zaman bir projeksiyon cihazı, kimi zaman perde, kimi zaman temizlik malzemesi ya da sınıfın başka bir ihtiyacı... Aileler imkânları ölçüsünde katkı sunmaya çalışıyor. Bu dayanışma elbette kıymetlidir. Ancak eğitim kurumlarının temel ihtiyaçlarının velilerin fedakârlığıyla karşılanması kalıcı bir çözüm değildir.

Bugün ülkemizde birbirinden güzel projeler hayata geçiriliyor. O hâlde bu anlayış neden devlet okullarında da daha yaygın bir şekilde uygulanmasın? Neden her okulun modern bir spor salonu, zengin bir kütüphanesi, sanat ve teknoloji atölyeleri, öğrencilerin sosyalleşebileceği güvenli ortak alanları olmasın?

Çocuklarımız arasında hayal kurma hakkı bakımından hiçbir fark yoktur. Birinin hayali doktor olmak, diğerinin mühendis, öğretmen, sanatçı ya da sporcu olmaktır. Bu hayallerin filizleneceği ortamı hazırlamak ise hepimizin ortak sorumluluğudur.

Eğitime yapılan yatırım, geleceğe yapılan yatırımdır. Bugün çocuklarımız için inşa edilen her kütüphane, her spor salonu, her bilim atölyesi ve her sosyal yaşam alanı; yarının daha bilinçli, daha üretken ve daha güçlü Türkiye'sine yapılan yatırımdır.

Dileğim, gördüğüm bu güzel anlayışın yalnızca belirli kurumlarla sınırlı kalmaması; devlet okullarında eğitim gören milyonlarca çocuğumuz için de yaygınlaşmasıdır.

Çünkü bu ülkenin bütün çocukları, sadece eğitim almayı değil; kendilerini geliştirebilecek, mutlu hissedebilecek ve geleceğe umutla hazırlanabilecek eğitim ortamlarını hak ediyor.

Çocuklarımız bunu hak ediyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Aysel Ayşe Aygün Özer Arşivi