Kurban mı, gösteri mi?

Kurban gelmede siparişler başladı.

Kur’an ne diyor, biz ne yapıyoruz?

Her yıl aynı manzara…

Kurban Bayramı geliyor, reklamlar başlıyor.

“Şu vakfa verin”, “bu derneğe bağışlayın”, “ “şu cemaatte gönderin”, şu organizasyon sizin yerinize kessin”…

Peki, bir an durup şu soruyu soruyor muyuz: Biz ibadet mi ediyoruz, yoksa ibadeti başkasına mı devrediyoruz?

Daha önemlisi…

Kur’an bize bu konuda ne diyor?

Kur’an çok açık bir şekilde şunu söylüyor:

“Onların ne etleri Allah’a ulaşır ne de kanları; Allah’a ulaşan yalnızca sizin takvanızdır.” (Hac Suresi, 37. ayet)

Yani mesele kesmek değil.

Mesele; niyet, samimiyet ve paylaşma ahlakıdır.

Ama biz ne yapıyoruz?

Parayı verip kenara çekiliyoruz.

Kurbanı görmeden, ihtiyaç sahibini tanımadan, hatta çoğu zaman nereye gittiğini bile araştırmadan “görev tamam” diyoruz.

Oysa Kur’an sadece kurban kesmeyi değil, yakın olandan başlamayı, yoksulu gözetmeyi, yetimi korumayı, komşuyu kollamayı emreder.

“Yakın akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver.” (İsra Suresi, 26. ayet)

Şimdi soralım kendimize: En son ne zaman kapı komşumuzun hâlini sorduk?

Aynı mahallede aç yatan biri varken, binlerce kilometre öteye gönderdiğimiz kurban bizi gerçekten kurtarır mı?

Elbette ihtiyaç dünyanın her yerinde var.

Ama Kur’an’ın ruhu bize şunu öğretir: Sorumluluk önce yakından başlar.

Bugün bazı yapılar, insanların dini duygularını kullanarak büyük ekonomik güçlere dönüşmüş durumda.

Şeffaflık yok, denetim yok, hesap yok…

Ama bağış çok.

İnsanlar da sorgulamadan veriyor.

Çünkü kolay olan bu.

Oysa Kur’an defalarca uyarır: “Bilmediğin şeyin ardına düşme.” (İsra Suresi, 36. ayet)

Yani araştır, sorgula, aklını kullan.

İbadet, tembelliğe sığınılacak bir alan değildir.

Vicdanı devretmenin yolu hiç değildir.

Bugün geldiğimiz noktada kurban ibadeti, birçok kişi için bir aracılık sistemine dönüşmüş durumda.

Görmeden, bilmeden, hissetmeden yapılan bir ibadet…

Peki, bu ibadetin ruhu nerede?

Kurban; bir hayvan kesmek değil, bir kalbi kazanmak, bir sofrayı paylaşmak, bir yoksulun duasına ortak olmaktır.

Eğer senin mahallende aç insan varsa ve sen bunu bilmiyorsan…

Eğer yoksul senin gündemine hiç girmiyorsa…

Eğer ibadetin sadece “para göndermekten” ibaretse…

O zaman şu gerçeği kabullenmek gerekir:

Sen kurban kesmiyorsun…

Sen, modern dünyanın rahatlığına kurban oluyorsun.

Ve en acı soru şudur: Takvası olmayan bir kurban, sahibini kurtarır mı?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Zafer Çam Arşivi