Gel Vatandaş Gel! Pilava Gel…

“Gel vatandaş gel! Meydanda pilava gel…

Gele helvaya gel!”

Ahilik Haftası başladı.

Davul var, zurna var, mehter var, atlı konvoy var, kaftan var, protokol var, fotoğraf var…

Bir de pilav var tabii.

Pilav olmazsa olmaz!

Helva da hemen arkasından geliyor.

Çünkü bizim kutlamalarda Ahi ruhunu ararken insanın karşısına önce pilav çıkıyor.

Ahilik başladı ya…

Sabah namazı kılındı, dualar edildi.

Ahi esnafları ziyaret edildi.

Esnafla kahvaltı yapıldı.

Ahi kaftanı giyildi.

Meydanlarda yürüyüşler yapıldı.

Derken Bakan geldi.

Bakan gelince protokolün yüzü güldü, fotoğraf makineleri çalıştı.

Ak Partililer poz verdi. Daire müdürleri yerini aldı. Oda başkanları takım elbiseleriyle hazır ve nazır…

Mehter takımı önde, atlı konvoy yanında…

Kırşehir halkı da uzaktan bakıyor.

“Acaba Ahi Bayramı mı kutlanıyor, yoksa Bakan karşılama töreni mi?” diye insanın aklına geliyor.

Neyse…

Bakan gelmiş.

Hem de Kırşehir’e!

E peki Bakan geldi de Kırşehir ne aldı?

Bir yatırım sözü mü?

Bir müjde mi?

Yeni bir proje mi?

Yoksa kürsüden Kırşehir’e ve Ahiliğe edilen birkaç övgüyle mi yetineceğiz?

Çünkü yıllardır aynı senaryo oynanıyor.

“Gel vatandaş gel! Pilava gel, helvaya gel!”

Vatandaş geliyor.

Pilavını yiyor.

Helvasını alıyor.

Bir de mehteri dinliyor.

Sonra evine dönüyor.

Ertesi yıl yine aynı meydan, aynı pilav, aynı helva, aynı davul, aynı zurna…

Değişen sadece protokoldeki isimler oluyor.

Davulcuların şovu deseniz, artık Kırşehir alıştı.

Oda başkanlarının takım elbiseli protokol yürüyüşü deseniz, o da geleneksel hale geldi.

Ama bir şeyi hâlâ bulamıyoruz:

Ahi’nin ruhunu!

Ahilik sadece meydanda pilav dağıtmak değildir.

Sadece kaftan giymek değildir.

Sadece davul zurna eşliğinde yürümek değildir.

Ahi; dürüstlüktür, güvenilirliktir, alın teridir, helal kazançtır, komşusunu düşünmektir, müşterisini kandırmamaktır.

“Ben siftah ettim, komşum etsin” diyebilmektir.

Bugün bir esnafın derdi nedir?

Kiralar ne durumda?

Vergi yükü nasıl?

Çırak yetişiyor mu?

Gençler neden esnaflıktan uzaklaşıyor?

Küçük esnaf ayakta kalabiliyor mu?

Ahilik geleneğini yeni nesillere nasıl aktaracağız?

Bunları da konuşalım.

Pilavı konuştuğumuz kadar esnafı konuşalım.

Helvayı dağıttığımız kadar Ahi ahlakını dağıtalım.

Davulu çaldığımız kadar Ahiliğin mesajını duyuralım.

Çünkü Ahi Bayramı, sadece meydanda kalırsa bayram olur.

Ama Ahi ruhu esnafın dükkânına, vatandaşın hayatına, yöneticinin anlayışına girerse işte o zaman Ahilik yaşar.

Elbette pilav da olsun.

Helva da olsun.

Davul da çalsın, zurna da…

Mehter de yürüsün, atlı konvoy da geçsin.

Bunlara kimsenin itirazı yok.

Ama bütün bunların yanında biraz da Ahi olsun.

Kırşehirli eve giderken kendi kendine sorar: “Ahi Haftası mı kutladık, pilav haftası mı?”

Bizim derdimiz pilav değil.

Pilavın, helvanın, davulun, zurnanın arasından Ahi ruhunun kaybolması.

Çünkü Kırşehir’in ihtiyacı sadece şenlik değil, Ahiliğin yeniden yaşatılmasıdır.

Ve Bakanlar gelir geçer…

Protokoller değişir…

Davullar susar…

Atlı konvoy meydandan çekilir…

Pilav biter, helva da tükenir.

Geriye ise bir tek soru kalır: “Bu şenlikten Kırşehir’e ne kaldı?”

İşte asıl mesele budur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Zafer Çam Arşivi