Aysel Ayşe Aygün Özer
Karne gitti, belirsizlik geldi
İlkokullarda artık klasik anlamda “karne” yok. Onun yerine “gelişim raporu” adı altında çok sayfalı değerlendirme metinleri veriliyor. Ama sahadaki soru şu: Bu sistem gerçekten daha mı anlaşılır?
Önceden karne sadeydi.
“İyi”, “Çok İyi”, “Geliştirilmeli”…
Velî neyle karşı karşıya olduğunu bilirdi. Çocuk hangi derste nerede durduğunu anlardı. Öğretmen de ölçütünü net koyardı.
Bugün ise 6–7 sayfalık A4 çıktılar… Uzun açıklamalar… Genel ifadeler… Okudukça artan belirsizlik.
Ne çocuk aldığı değerlendirmeyi tam kavrayabiliyor,
Ne velî çocuğunun akademik seviyesini net okuyabiliyor.
Adı “gelişim raporu” olabilir; ancak ölçülebilirlik zayıfsa sistem şeffaflığını kaybeder.
Milli Eğitim Bakanlığı bu değişikliği yaparken muhtemelen not baskısını azaltmayı ve daha bütüncül değerlendirmeyi hedefledi. İlke olarak bu yaklaşım pedagojik açıdan savunulabilir. Ancak uygulamada üç problem ortaya çıktı:
1. Anlaşılabilirlik Sorunu
Değerlendirme metinleri çoğu zaman genel ve yuvarlak ifadeler içeriyor. “Süreç içinde gelişim göstermektedir” gibi cümleler, somut başarı düzeyini göstermiyor.
2. Standart Sorunu
Her öğretmenin yazım dili, ölçütü ve yorum seviyesi farklı. Bu da raporları karşılaştırılamaz hâle getiriyor.
3. İsraf ve Verimsizlik
Sayfalarca çıktı alınıyor. Oysa içerik net değilse çokluk kalite üretmiyor. Kamusal bir sistemde kaynak kullanımı da önemlidir.
En kritik mesele şu:
Velî ve öğrenci ne istiyor?
Velî, çocuğunun akademik durumunu açık ve sade görmek ister.
Çocuk, emeğinin karşılığını anlaşılır biçimde bilmek ister.
Belirsizlik motivasyon üretmez. Netlik üretir.
Yusuf Tekin ve eğitim yönetimi şunu değerlendirmelidir: Sadeleştirilmiş, anlaşılır ve ölçülebilir bir karne modeli mümkün değil mi? Hem pedagojik hassasiyeti koruyan hem de net geri bildirim veren bir sistem neden kurulmasın?
Not baskısını azaltmak başka şeydir; ölçümü muğlaklaştırmak başka.
Eğitimde geri bildirim esastır.
Geri bildirim net değilse gelişim de net olmaz.
Belki de yapılması gereken şey eski sistemi aynen geri getirmek değil;
eskinin sadeliğini, yeninin pedagojik iddiasıyla birleştirmektir.
Çünkü mesele sadece bir kâğıt değil.
Mesele, çocuğun emeğinin anlaşılır biçimde karşılık bulmasıdır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.