Aysel Ayşe Aygün Özer
Bir neslin ortak hafızası: Andımız’dan bugüne ne kaldı?
Eskiden sabahın ayazında okul bahçelerinde yankılanan o gür ses, sadece bir metnin okunması değil; genç zihinlerin toplumsal aidiyetle buluşma anıydı. Küçük kalplerimizle "Türküm, doğruyum, çalışkanım" derken; dürüstlüğün ve çalışkanlığın bireysel birer erdemden öte, toplumsal bir sorumluluk olduğunu hissederdik. O yıllarda bu metindeki kavramlar bir ayrıştırma unsuru olarak değil, Cumhuriyet’in birleştirici çatısı ve ortak paydası olarak kabul görürdü.
Değerler Manzumesinde Yaşanan Kırılma
Yıllarca eğitim sisteminin bir parçası olan ve aydınlık nesillerin yetişmesine eşlik eden Andımız’ın kaldırılması, toplumun bir kesiminde ciddi bir kültürel ve manevi boşluk hissi yarattı. Bu metindeki ifadelerin bazı çevrelerce farklı yorumlanması ve nihayetinde kaldırılması, beraberinde bir soruyu da getirdi: "Bizi biz yapan ortak değerlerin yerini ne dolduracak?"
Bugün geldiğimiz noktada, o günkü huzur ve disiplinin yerini alan belirsizlikler, toplumsal hafızamızda bir erozyon riski doğurmaktadır. Bir toplumun geleceğine yön veren temel metinlerin, güncel tartışmaların ötesinde bir devlet geleneği olarak korunması, toplumsal barışın da teminatıdır.
Okul: Bilimin ve Liyakatin Kalesi Olmalıdır
Eğitim kurumları, her türlü ideolojik veya zümresel yapılanmanın uzağında; tamamen akıl, bilim ve liyakat esaslı yönetilmesi gereken yerlerdir. Sayın Milli Eğitim Bakanı’nın da zaman zaman vurguladığı okul yönetimi ve eğitim disiplini konularında asıl hassasiyet; okulların sadece ilmin ve irfanın merkezi olarak kalmasını sağlamak olmalıdır.
Okul, evrensel bilginin bilgece işlendiği bir yerdir. Bu kutsal çatının altında bilimsel düşünceden uzaklaşılmasına yol açabilecek her türlü yapısal riskten kaçınılması, Türkiye’nin geleceği olan gençlerimizin fikri hürriyetini korumak adına hayati önem taşır. Eğitimde liyakatin yerine başka aidiyetlerin geçmesi, uzun vadede sadece eğitim sistemimize değil, toplumsal dokumuza da zarar verecektir.
Ortak Geleceğimiz İçin Köklere Dönüş
Toplum olarak özlediğimiz şey sadece bir "eski zaman" nostaljisi değil; eğitimde nitelik, sokakta güven ve gelecekte netlik görme arzusudur. Şiddetin eğitimin yanına bile yaklaşamadığı, öğretmenlik mesleğinin saygınlığının en üst düzeyde tutulduğu o güvenli iklimi yeniden tesis etmek zorundayız.
Kaybettiğimiz değerleri yeniden kazanmak, geçmişi bugünün modern dünyasıyla doğru sentezlemekten geçer. Unutulmamalıdır ki; köklerini muhafaza edemeyen toplumlar, rüzgarın estiği yöne savrulmaya mahkumdur. Bizim köklerimiz ise bizi biz yapan o kadim değerlerde ve "Varlığım Türk varlığına armağan olsun" diyebilen o vakur duruştadır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.