Aysel Ayşe Aygün Özer
Dün izin verdiniz, bugün yıkıyorsunuz: Bu nasıl adalet?
Bir insan emeğini toprağa verirken sadece sebze yetiştirmez; umut eker, huzur büyütür, yarınlara küçük bir sığınak kurar. Ankara’nın dört bir yanında kurulan hobi bahçeleri de tam olarak buydu: Şehrin gürültüsünden kaçan insanların nefes aldığı küçük dünyalar…
Ama şimdi o dünyalar birer birer yıkılıyor.
Sormak gerekiyor: Bu noktaya nasıl gelindi?
Bu hobi bahçelerine kapı numaraları verildi. Elektrik abonelikleri açıldı. Suları bağlandı. İnsanlar devletin resmi işlemleriyle, göz göre göre, adım adım buraya yönlendirildi. Vatandaş kendi başına bir iş yapmadı; sistemin içinde, izin verilmiş bir düzenin parçası olarak bu bahçeleri kurdu.
Peki o zaman kimse çıkıp “Burası tarım arazisi, buraya yapılaşma olmaz” demedi mi?
Eğer bu alanlar gerçekten korunması gereken tarım arazileriyse, neden en başta bu sürece göz yumuldu? Neden insanlar yıllarca emek verdikten sonra bir sabah “yanlış yaptınız” denilerek karşılarına yıkım ekipleri çıkarıldı?
Devlet dediğimiz yapı, vatandaşına güven verir. Vatandaş da o güvenle hareket eder. Bugün yaşanan ise güven duygusunun ciddi şekilde sarsılmasıdır. Çünkü ortada sadece yıkılan yapılar yok; yıkılan aynı zamanda insanların devlete olan inancıdır.
Bir başka açıdan bakalım…
Eğer ortada bir yanlış varsa, bu yanlış sadece vatandaşa ait olabilir mi? Elektrik bağlayan kurum, su veren idare, numaralandırma yapan sistem… Bunların hiç mi sorumluluğu yok?
Vatandaşın cebinden çıkan para, harcanan emek, geçirilen yıllar… Bunların karşılığı sadece bir kepçe darbesi mi olmalı?
Elbette tarım arazileri korunmalıdır. Bu bir zorunluluktur. Ancak hukuk, sadece sonucu değil süreci de adil yönetmek zorundadır. Dün izin verip bugün yıkmak; planlama hatasını vatandaşa ödetmek demektir.
Bugün yapılması gereken şey, sadece yıkmak değil; hatayı kabul etmek ve çözüm üretmektir. İnsanları mağdur etmeden, alternatifler sunarak, geçiş süreci tanıyarak bir yol bulunmalıdır.
Çünkü mesele birkaç yapı değil…
Mesele, adalet duygusudur.
Ve adalet, bir gün herkese lazım olur.
Yüzyıllık bir tartışma: İmparatorluğun Son Sultanı Vı. Mehmed Vahdettin
14 Temmuz 2026 Salı 01:00MEB'in Vahdettin düzenlemesi gündemde
13 Temmuz 2026 Pazartesi 01:00Bir bakanın sormaması gereken soru: "Neden kurtulduk?"
08 Temmuz 2026 Çarşamba 01:00Çocuklarımız bunu hak ediyor
07 Temmuz 2026 Salı 01:00NATO’ya yaklaşırken: Sessiz diplomasi, büyük beklentiler
06 Temmuz 2026 Pazartesi 08:26Toplumsal boşluk
04 Temmuz 2026 Cumartesi 01:00Zirve mi, olağanüstü hâl hissi mi?
29 Haziran 2026 Pazartesi 01:00Diplomasinin kapısı: Türkiye ve dünya liderleri
23 Haziran 2026 Salı 01:00Kapımızı çalan dünya: Türkiye’ye gelen liderlerin ardındaki mesaj
22 Haziran 2026 Pazartesi 01:00Eğlenceli ve kalıcı eğitim modeli
20 Haziran 2026 Cumartesi 01:00
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.