Aysel Ayşe Aygün Özer
Mavi Vatan’dan geleceğe: Tapu senedinin bugünü
Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına adım attığımız bu dönemde Lozan Barış Antlaşması, sadece 1923’ün bir hatırası değil; Doğu Akdeniz’den Ege’ye, Karadeniz’den sınır ötesi operasyonlara kadar Türkiye’nin her hak arayışındaki en güçlü hukuki dayanağıdır. Lozan’ı anlamak, bugün "Mavi Vatan" dediğimiz deniz yetki alanlarımızı savunmanın da ilk adımıdır.
Denizlerdeki Egemenlik: Lozan’dan Montrö’ye
Lozan, Türkiye’nin denizlerdeki egemenlik haklarının çerçevesini çizmiştir. Her ne kadar Boğazlar meselesi Lozan’da bir komisyon yönetimine bırakılmış olsa da, Lozan’ın yarattığı diplomatik zemin sayesinde 1936’da Montrö Boğazlar Sözleşmesi imzalanabilmiştir. Bugün Karadeniz’deki barışın ve Boğazlar üzerindeki tam kontrolümüzün anahtarı, Lozan ile başlayan o kararlı sürecin devamıdır.
Ege Adaları ve Silahsızlandırılmış Statü
Bugün Ege Denizi’nde yaşanan gerginliklerde Türkiye’nin en büyük kozu yine Lozan’dır. Antlaşma, Anadolu kıyılarına yakın adaların egemenliğini devrederken, bu adaların "gayri askeri statüde" kalmasını şart koşmuştur. Yunanistan’ın bu adaları silahlandırması, doğrudan Lozan’ın ihlalidir. Dolayısıyla Lozan, bugün Ege’deki haklarımızı savunurken uluslararası mahkemelerde ve diplomaside kullandığımız en keskin kılıcımızdır.
Bölgesel Güç ve Terörle Mücadele
Lozan ile tescil edilen sınırlarımızın dokunulmazlığı, Türkiye’nin güney sınırlarında oluşturulmaya çalışılan "terör koridorlarına" karşı yürüttüğü harekatların da meşruiyet zeminidir. Türkiye, Lozan’dan doğan haklarını kullanarak sınır güvenliğini tehdit eden her türlü oluşuma karşı uluslararası hukuk çerçevesinde müdahale etme hakkını saklı tutmaktadır.
Geleceğe Miras: Tam Bağımsızlık Karakteri
Lozan’ın bizlere bıraktığı en büyük miras, bir kağıt parçasından ziyade bir *"karakter"*dir. Bu karakter; ekonomik, askeri ve siyasi olarak hiçbir gücün vesayetini kabul etmeyen, eşitlik ilkesinden taviz vermeyen bir devlet anlayışıdır. 2026 yılı itibarıyla Türkiye’nin enerji projelerinden savunma sanayisindeki atılımlarına kadar her başarı, Lozan ile açılan o bağımsızlık yolunun duraklarıdır.
Sonuç: Lozan, bir bitiş çizgisi değil; onurlu bir başlangıçtı. Bugün bize düşen görev, bu tarihi vesikayı efsanelerle gölgelemek değil, onun sağladığı hukuki kaleyi daha da tahkim ederek gelecek nesillere "tam bağımsız" bir Türkiye bırakmaktır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.