Aysel Ayşe Aygün Özer

Aysel Ayşe Aygün Özer

Savarona üzerinden tarihe sürülmek istenen çamur

Bazı dosyalar vardır; kapağı açıldığında insanlığın yüzü kızarır.

Bazı isimler vardır; o dosyaların içine sokulmak istenmesi bile başlı başına bir niyeti ele verir.

Son günlerde dolaşıma sokulan kirli iddialarda, çocuk istismarı gibi en ağır suç dosyalarının arasına Savarona ismi serpiştiriliyor. Ardından kaçınılmaz olarak Atatürk’ün adı dolaşıma giriyor. Burada durup düşünmek gerekir: Bu bir adalet arayışı mı, yoksa bilinçli bir tarih bulanıklaştırması mı?

Bir yat neden dosyaya girer?

Çünkü Savarona bir araç değil, bir semboldür.

Semboller kirletildiğinde, temsil ettikleri hafıza da tartışmalı hâle getirilir. Hukuk, sembollerle değil delillerle konuşur. Ama algı operasyonları, tam tersine, çağrışımlarla çalışır.

Dosyada Savarona’nın anılması, suçun aydınlatılmasına katkı sunmaz. Aksine, okurun zihninde bilinçli bir bağ kurar:

“Bu isim burada neden geçiyor?”

Cevap basit ama rahatsız edicidir: Geçmesi istendiği için.

Atatürk neden bu hikâyeye dâhil ediliyor?

Çünkü Atatürk bu ülkede hâlâ ortak hafızadır.

Ve ortak hafıza, her zaman hedef alınır.

Ortada ne resmî belge vardır, ne güvenilir uluslararası rapor, ne de tarihsel bir bağ.

Ama isim dolaşımdadır.

Algı üretmek için çoğu zaman bu yeterlidir.

Burada yapılan şey suç isnadı değil, şüphe pazarlamasıdır. Şüphe ise kanıt gerektirmez; tekrar gerektirir.

Asıl soru: Neden şimdi?

Madem bu dosyalarda onlarca güçlü isim, devlet adamı, küresel figür var; Neden yıllarca konuşulmadı?

Neden bugün, tam da şimdi?

Çünkü kirli dosyalar çoğu zaman adalet için değil, zamanı geldiğinde açılır.

Güç dengeleri değiştiğinde, eski ittifaklar çöktüğünde, yeni hesaplar görüldüğünde…

Bugün bu dosyaların dolaşıma sokulması bir vicdan uyanışı değil; Küresel bir hesaplaşmanın yan ürünüdür. Bazı isimler feda edilir, bazıları korunur. Bazı belgeler sızdırılır, bazıları kasada tutulur.

Ve bazen, dosyayla hiçbir bağı olmayan tarihî figürler çamura bulaştırılarak tartışmanın parçası hâline getirilir.

En büyük zarar kime veriliyor?

Çocuk istismarı gibi bir suç, mutlak bir ciddiyet ister.

Ama bu suç üzerinden tarih karalamaya kalkıldığında iki büyük zarar doğar:

Gerçek failler bulanıklaşır

Toplum, hakikate güvenini kaybeder

Bu yüzden mesele Atatürk’ü savunmak ya da savunmamak değildir.

Mesele, çamurla gerçeği ayırt edebilme yetisini korumaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Aysel Ayşe Aygün Özer Arşivi